Erdal Sağlam

Kıdem tazminatında ‘art niyetli’ kim?

30 Haziran 2020 Salı

Pandemi nedeniyle zaten zor günler yaşayan çalışma hayatı gündeme getirilen kıdem tazminatı düzenlemesiyle iyice karıştı. Beklendiği gibi; işçi sendikaları kıdem tazminatı düzenlemesine karşı duruşlarını artık eylemlerle ve genel grev söylemiyle yükseltmeye başladılar.

Kıdem tazminatının neden bu zor günlerde gündeme getirildiği sorusu ise tam olarak yanıtını bulmuş değil. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kıdem tazminatı düzenlemesi konusunda “hükümeti zor durumda bırakmaya çalışan art niyetliler”den söz etmesi ise tartışmaları iyice karıştırdı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan işçi kesimini temsilen Türk-İş ve Hak-iş ile işverenleri temsilen İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ve özel sektörün çatı örgütü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başkanları ile bir toplantı yaptı. Toplantının sonunda “Aranızda uzlaşın” dediği, basına da yansıdı.

Ancak konunun tartışılmasına bile karşı çıkan DİSK ile Türk-iş bu düzenlemeye karşı çıkışlarını kamuoyunda açıkça dile getirdiler. Dün bu iki örgüt 81 ilde kıdem tazminatı düzenlemesine karşı çıkan bildirilerini okudular. Hükümete yakınlığı ile bilinen Hak-iş’in işçi kesiminin kesin olarak aleyhine gördüğü düzenlemeye karşı olduğunu, açıklama yapmasa da, ekonomi yönetimine söylediğini biliyoruz.

Tüm işçi sendikaları daha önce zaten böyle bir düzenlemeyi “kırmızı çizgi” ilan edip, genel kurullarında daha önce bağlayıcı biçimde “kıdem tazminatı değişikliklerine karşı her türlü eyleme başvurma” kararları almışlardı. Yani mevcut sendika yönetimlerinin konusu olmaktan çıkarılıp, tüm örgütlü işçilerin “korunması gereken son kale” olarak gördükleri bir düzenlemeden sözediyoruz. Sendikasız kesimin de bu düzenlemeye karşı durması çok doğal bir tavır olacak.

TİSK ise yaptığı açıklamada “Önceliğimiz pandemi nedeniyle zora giren işletmelerde istihdamın korunması” diyerek, en azından zamanlamaya karşı olduğunu belirtti. TOBB bir açıklama yapmadı ama özellikle prim yüklerinin artmasına bağlı olarak karşı çıktığını yönetime bildirdiğini duyuyoruz.

Değişik bahanelerle işçi ve işveren kesiminin, hele ki bu dönemde, kıdem tazminatının yeniden düzenlenmesine karşı çıktığı açıkça gözüküyor.

Buna karşılık geçen günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işçi ve işveren sendikalarına seslenerek “Niye kendi aranızda bunu halledemiyorsunuz? Kendi aranızda halledemeyip ondan sonra bizleri işçimizin ve işverenimiz karşısında zor durumda bırakmak mı istiyorsunuz?” ifadeleri dikkat çekti. Bununla birlikte “Kendi aranızda halledemeyip bunu eğer kabine halletsin diyorsanız burada art niyet vardır. Kusura bakmayın böyle bir art niyete ne Cumhurbaşkanı olarak şahsım, ne de kabinemiz alet olamayız” demesi ise şaşkınlıkla karşılandı.

Cumhurbaşkanı’nın açıklaması ardından düzenlemenin kimin isteğiyle gündeme getirildiğini tekrar araştırdık. Hiç kimseden “Şu istedi” yanıtı alamadık.

2018 krizi sonrası açıklanan ekonomik programlarda “tamamlayıcı sigorta ve kıdem tazminatının yeniden düzenlenmesi” ibaresinin yer aldığını hatırlattılar. Ancak bu ibareler için o dönemde tarafların “Daha önce de gündeme geldi ama iktidar kendi deneyimlerinden, herkesin tepkisine neden olacağını biliyor, o nedenle yine yazıldığı ile kalır” yorumlarını hatırlıyorum.

Hem de pandemi sürecinde 

Peki, niye bu zor zamanda gündeme geldi diye sorunca ise “bu patırtı içinde yeni düzenlemeyi geçirebiliriz diye düşünülmüş olabileceği” yanıtını aldım.

Peki, amaç nedir diye sorduğumda ise öne çıkan yorum, “Bütçe imkânları bitti, işsizlik fonundan büyük harcamalar yapıldı, şimdi yeni harcama imkânının kazanılacağı yeni bir fon oluşturulmaya çalışılıyor” şeklinde oluyor.

Kısacası; kim faydalanacak açısından düzenlemeye baktığımızda işçi veya işveren kesimlerinin şu anda bir yararı gözükmüyor. Yararı olabilecek tek kesim, ekonomi yönetimi gibi gözüküyor.

Bence böyle bir düzenlemenin ekonomi yönetiminin işini kolaylaştıracağı da çok şüpheli. Hangi değişikliği yaparsanız yapın; düzenleme işverenlerin birikmiş kıdem tazminatlarının en azından bir bölümünü yeni fona aktarılmasını öngörmek zorunda. Buna karşı çıkacak işverenin de, işçi kesiminin de prim yükleri de artırılıyor. “İşçinin işverenden kıdem tazminatını alamadığı” gerekçesine gelince, bunun tek çözümü işverenin ödemesini yasal olarak garantiye alacak tek maddelik bir düzenleme yapılması yeterli olur. Yani hükümetin düzenleme için öne sürdüğü gerekçenin işçi açısından geçerli kabul edilmesi de mümkün değil.

Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında öne çıkan ve “Art niyetli” suçlamasına neden olan, bu soruya gelip kilitleniyoruz: “Bu düzenlemeyi gündeme getiren art niyetli kim ya da kimler?” Bu soru mutlaka yanıtlanmalı.

Peki, sizce kim?


Yazarın Son Yazıları