Erdener Yurtcan

Anayasa Değişikliği Teklifinde Yargı -II-

05 Nisan 2010 Pazartesi

Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından hazırlanan teklifle ilgili olarak uzmanlık alanımı ilgilendiren konularda, yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, yargı konusunda düşünülen değişiklikleri irdelemeye çalıştım. Bu konuda bilimsel ilkelerin ışığında çözümleri kamuoyuna sunmaya çabaladım.


4. Yargıç ve savcıların denetimi

HSYK’ye bağlı yeni bir müfettişlik kurumunun oluşturulmasının olumlu bir adım olduğunu belirtmiştim. Bu adımla, anayasanın 144. maddesindeki bir çelişki giderilecek, yargıç ve savcılar için her türlü işlemi yapmak yetkisine sahip olan HSYK denetim görevini de yapacaktır. Bu konuya eklenmesi gereken birkaç nokta var. İlkin, bir yargıç ya da savcı için HSYK’de soruşturma açılması için, kurulun başkanı olan Adalet Bakanı’nın olurunun aranacak olması, HSYK’nin bu konudaki yetkisini daraltan bir normdur. Yeni HSYK düzenlemesinde kurulu temsil görevini üstlenen, kurul çalışmalarına katılmayan Adalet Bakanı’na bu yetkinin verilmesi bir çelişkidir.

Öte yandan, anayasanın 144. maddesi değiştirilerek, adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı’nca denetiminin adalet müfettişleri tarafından yapılmasının öngörülmesi, teklifle 159. maddede HSYK’ye verilen görevin savcılar yönünden geri alınmasıdır. Bu bir çelişkidir.

Bir başka anlatımla, 159. maddede ilga edilen Adalet Bakanlığı’na bağlı müfettişlik kurumu yeni 144. madde ile, savcılar için yeniden yaratılmaktadır. Yeni şekliyle bile, 144. maddeye gerek yoktur. Ülkemizde savcılık ve yargıçlık mesleği aynı çatı altında iki hizmet olarak öngörüldüğü için, HSYK bünyesinde de aynı kurallara tabi tutulmak gerekir.

5. Askeri Yargı

Teklifte, askeri yargının askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütüleceği; bu mahkemelerin asker kişilerin yalnızca askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askeri suçlara ait davalara bakmakla görevli oldukları; devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davaların her halde adliye mahkemelerinde görüleceği belirtilmektedir (AY, md. 145/1).

Bu tanımla askeri yargının görev alanı kesin biçimde çizilmektedir. Kısa süre önce yaşanan, asker kişilerin hangi suçlarından ötürü askeri yargıya, hangi suçlarından ötürü sivil yargıya tabi olacakları tereddüdü ortadan kaldırılmıştır. Bir açıdan da Anayasa Mahkemesi’nin CMK’ye eklenen maddeyi iptal eden kararı doğrultusunda bir hüküm tasarlanmıştır.

145. maddenin 2. fıkrasında, “Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerde yargılanamaz” denilerek, sivillerin yalnızca savaş halinde askeri mahkemede yargılanacakları hüküm altına alınmış, askeri yargının temelde sivilleri yargılamakla görevli olmadığı vurgulanmıştır. Bu çözüm, önceki hükümdeki karışıklığı ortadan kaldırmıştır.

Buna bağlı olarak, askeri mahkemelerin savaş halinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşlarının ve gerektiğinde bu mahkemelerde adli yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmelerinin kanunla düzenlenmesinin, maddenin 3. fıkrasında öngörülmesi önemlidir. Bu hükümle ülkemizde sivil yargının esas olduğu vurgulanmaktadır, çünkü adli yargı savcı ve yargıçları savaş halinde askeri mahkemelerde görevlendirileceklerdir.

- HSYK bünyesinde genel sek-reterlik kurulması, elbette olumlu bir adımdır; “eskiye” yapılan eleştirileri ortadan kaldırma amacını ortaya koyar.

Buraya kadar teklifte HSYK ile ilgili düşünülen değişiklikler konusundaki düşündüklerime yer verdim. Ancak bir hususu yine gözler önüne sermek isterim: Çağdaş bir hukuk düzeninde, ülkemiz için uygun çözüm HSYK değil, yüksek adalet kurumunun kurulmasıdır.

6. Siyasal partilerin kapatılması

Anayasanın 69/4. maddesinde, “Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi’nce kesin olarak karara bağlanır” hükmü yer almaktadır. Teklifte bu hüküm, “Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın talebi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan her bir siyasi partinin beşer üye ile temsil edildiği ve Meclis Başkanı’nın başkanlığında oluşturulacak komisyonun üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oyla vereceği izin üzerine açılacak dava, Anayasa Mahkemesi’nce kesin olarak karara bağlanır” biçiminde değiştirilmektedir.

Bu değişikliğin en kısa yorumu şudur: Yasamanın yargıya müdahalesi söz konusudur. TBMM çatısı altında bu konuda verilecek izin için özel bir komisyon kurulmasının öngörülmesi, ağırlıklı gizli oy aranması bu yorumu değiştirmez. Yargılama sistemlerinde izin kavramı vardır. Bu izin, gerekli görülen hallerde, yasalarda önceden yapılacak düzenlemelere bağlanabilir. Fakat burada temel nokta şudur: İzin, hakkında yargısal bir soruşturma yapılacak olan kişi ya da kurumdan alınmaz. Bu izni, devlet yapısı içinde görevli kurum ya da makam verir.

7. Disiplin kararlarına karşı yargı yolu

Anayasanın 129/3. maddesi, uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağını hüküm altına almıştır. Teklifte bu hüküm, disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı biçiminde değiştirilmektedir. Teklif tüm disiplin kararlarına karşı yargı yolunu açmakla, hak arama özgürlüğünü genişletmektedir.

Ancak belirtmem gerekir ki, bu değişiklik, teklifle 159. maddede yapılan değişiklikle, kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karsı yargı mercilerine başvurulamaz hükmüyle çelişmektedir. Kısa açıklaması ile, 129/3. maddenin verdiği hakkı 159. madde geri almaktadır. Disiplin statüsü içindeki kişilere tanınan hak arama özgürlüğünün yargıç ve savcıların elinden alınması açıklanamaz bir çelişkidir. Bir önceki yazımda da bu noktaya değinmiştim. Bu hususta bir istisnadan söz etmenin temeli de yoktur.

8. Askeri Şûra’nın (YAŞ) ilişik kesme kararları

Anayasanın 125. maddesinde, Yüksek Askeri Şûra’nın kararlarının yargı denetiminin dışında olduğu belirtilmişti. Teklif, YAŞ’ın Silahlı Kuvvetler’den her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolunu açmaktadır. Anayasada temelini bulan (m.36) hak arama özgürlüğü açısından olumlu bir değişikliktir. Bu konuda sonucu yargı söylemelidir.

9. Anayasanın geçici 15. maddesinin kaldırılması

Bu norm, 12 Eylül 1980 hükümet darbesinin kötü izini silme hareketidir; hukuki hiçbir sonucu yoktur. Sular tersine akıtılamayacaktır, fakat yalnızca, terimi lütfen bağışlayınız, “vitrin” temizlenecektir.

Son söz: Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından hazırlanan teklifle ilgili olarak uzmanlık alanımı ilgilendiren konularda, yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, yargı konusunda düşünülen değişiklikleri irdelemeye çalıştım. Bu konuda bilimsel ilkelerin ışığında çözümleri kamuoyuna sunmaya çabaladım. Bu ülkenin insanı hukuk devletinin en yücesine layıktır. Çabamız bu hedefe yönelmelidir. Bunu yaparken, hukuku siyasallaştırmaktan kaçınmak ödevimizdir. Bu doğrultuda TBMM’nin çatısı altında en uygun ve doğru sonuçlara ulaşılacağına olan inancım tamdır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

İçimden Geldiği Gibi... 19 Aralık 2013