İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

18.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de. O sırada (1962-1963) İzmir’in Bornova’sında 57. Er Eğitim Topçu Tugayı’nda yedek subaylığımı yapmaktaydım. Ülker de İzmir Özel Türk Koleji’nde İngilizce öğretmeni idi. İzmir’e gelmem bir mucizeydi. Polatlı’daki Yedek Subay Topçu Okulu’nu bitirince kurada Saray ya da Çorlu’daki bir topçu birliğini çekmiştim. Kura çekiminden sonra Ülker’e görev yerimi haber vermeyi düşünürken Polatlı’daki Topçu Gösteri Taburu’nu çeken bir arkadaş gelip yerlerimizi değişmemizi önerdi. Hemen kabul ettim. Derken İzmir Bornova’daki 57. Topçu Er Eğitim Tugayı’nı çeken bir arkadaş da gelip benimle değiş tokuş yapmak istemez mi? Çorlu’yu verip Polatlı’yı, Polatlı’yı verip İzmir’i alıyordum. Bölük komutanı yüzbaşıya durumu anlattım. Yüzbaşı, “Asteğmen, durum karışık bana bir kroki yaparak anlat” dedi. Dediğini yapınca yüzbaşı kabul etti ve atama belgesini imzalayarak onayladı. O sırada Ağrı’yı çeken edebiyat eleştirmeni Veysel Öngören “Ulan” dedi, “Bari Ülker’in yatak odasını çekeydin”.

İzmir’e geldik. Direksiyon başında Vivaldi dinleyip Sartre okuyan entelektüel Şoför İhsan sayesinde Yusuf Atılgan’la tanıştık. O sırada Manisa’nın Hacı Rahmanlı köyünde oturmakta ve her hafta İzmir’e gelmekte, İhsanların evinde kalmakta; Ankara ya da İstanbul’da oturan Serpil Gence’ye fena halde âşık, kara sevdalı... Derken merken İngilizcesinden okuduğu Justine adlı bir romanı öve öve tefrika etmekte ve parantez içinde söyleyeyim ki bu Justine öylesine bir roman ki âşığı aşkına âşık eder. Yazarı İngiliz Lawrence Durrell... Topçu asteğmeni ya da teğmeni Özdemir’e iyi kitaptan söz edilir mi? Artık mutlaka okuyacak. Kışla dönüşü talim üniformamla Fransız kitapçısı Hachette’e uğradım. Justine kendilerinde yokmuş ama getirtebilirmiş. Getirtti. Kitabın ilk sayfasına 1962 yazmışım. Okudum ve şallak mallak oldum. Şimdi dörtlünün öteki kitaplarına bakıyorum; Balthazar, Mountolive ve Clea’nın ilk sayfalarında “Öz 64” yazmakta. Demek ki okumam 1964 yılında tamamlanmış. Ülker de dörtlüyü 1965-1966 yıllarında aslından okumuş olmalı. Ha, Justine’in son sayfasına, okumayı birtirdikten sonra “Ben ancak bana âşık olan bir kadını sevebilirim” diye yazmışım ki bunun anlamı “Justine önce bana âşık olacak, sonrası benim işim”.

Yıl 1982, TRT TV’den emekli edilerek atılmışım. Yaş 46! Bu sırada Erdal Öz İstanbul’dan Ankara’ya geldi. Meğer ortak calışmakta olduğu Cem Yayınevi’nden ayrılmış, Can adlı bir yayınevi kuracakmış. Erdal benim ta 27 Mayıs 1960’lardan beri arkadaşım. Gelmesinin nedeni bizim kitaplıktaki yabancı kitaplar. “Hangi kitaplar olabilir, yayımlanabilir?...” diye ortaladı. Voleyi patlattım: Elbette İskenderiye Dörtlüsü. İskenderiye’ye gitmişliğim, kitapların ünlü oteli Cecil’de kalmışlığım var, Kavafis’in evine gitmişliğim, çalışma masasının yanında fotoğraf çektirmişliğim var. Elbette Ülker Hanım hemen çeviriye başladı ve ilk kitap Justine 1984’te yayımlandı ve 15. baskı 2025’in ekim ayında yapılmış.

Dörtlü kuşkusuz 20. yüzyılın en büyüklerinden biri değil, en büyük başyapıtı. Bana ya da kitapları okumuş ciddi bir edebiyat adamına da şu kitapların konusunu anlat deseniz anlatamaz. Oysa benim orta 1’deki Türkçe öğretmenim Göbek Emmi (Rahmi Öztop) romanı “Olmuş ya da olması mümkün olayları yer, zaman ve hars (kültür) göstererek anlatmaya roman denir” diye tanımlardı. Ama İskenderiye Dörtlüsü’nün öyküsünü özetleyip anlatamazsınız. Ancak İskenderiye kentini, romanda önemli kişilerini (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea, Nessim) tanımlayıp anlatabilirsiniz. Adını verdiğim kişiler insan değil, insan kılığına girmiş melek ya da şeytan. Yalınkılıç insanlar! Justine’e şu yıl rastlasaydım ne olurdu bilemem. Bilmek de istemem. Okuduğum kitapların insanlarından Dostoyevski’nin Stavrogin’i ya da Stendhal’ın Julien Sorel ve Fabrice del Dongo’su baş edebilir bu kişiliklerle. Bir anımsatma: “Stavrogin inandığı zaman inandığına, inanmadığı zaman inanmadığına inanmazdı!” Sen gel de Stavrogin’le dalaş bakalım.

İskenderiye Dörtlüsü’nü küçük büyük bütün romancılara, roman yazmaya niyetli olanlara tavsiye ederim. Döne döne okumaları için. Çünkü bu dörtlü “giriş, gelişme, düğüm, sonuç ilkesi”ni havaya uçurmakta: Hepsi var ama hiçbiri yok, bir başka boyutta anlatı var. Ve Ülker İnce’nin Türkçeyi çıkardığı baş döndürücü düzey de Dörtlü’nün büyüklüğüne büyüklük katmakta. “Ama Ülker İnce senin karın” diyen çıkarsa vız gelir tırıs gider! Halep oradaysa çeviri Can Yayınları’nda. Bilmem anlatabildim mi?...

Yazarın Son Yazıları

Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025
Piliç değil bilinç

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir.

Devamını Oku
14.12.2025
MHP’li Semih Yalçın’a cevap

7 Aralık 2025 günü yayımlanan ve MHP’nin siyaset dağarı ile tarzını tasvir ettiğim “Vehim denen şey” başlıklı yazıma partinin genel başkan yardımcısı ve yazıda adı geçen kişinin (Semih Yalçın) tepki göstereceğini kuşkusuz tahmin ediyordum.

Devamını Oku
12.12.2025
Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025
Ekümeniklik mavalı

Şu kavanoz kıçlı dünyada her nesnenin, olgu ve olayın bir tanımı vardır.

Devamını Oku
05.12.2025
Kürtçe güçlendirilecekmiş...

Kürtçe güçlendirilecekmiş, hatta kalıcılaştırılacakmış.

Devamını Oku
02.12.2025