Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

18.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ne müthiş bir ülke burası! Bir yanda “Olamaz”, “Yok artık” dediğimiz her şey olmakta. Öte yanda muhteşem bir dayanışma, olağanüstü bir “Her şey çok güzel olacak” inancı...

Bu ikisi arasında gidip gelirken aman sıkı durun, enseyi karartmayın. Adalet nöbetini, direnme gücünü, hak hukuk arayışını elden bırakmayın.

Geçen hafta içinde SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nin “Yılın Kadınları” ödül töreni ve Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” etkinliği aynı akşama (15 Ocak) rastladı. Aynı anda kentin iki ayrı ucunda olamazdım. Nâzım Hikmet’in yaş gününde görevliydim, oraya gittim. Ama şimdi buradan SES Derneği’nin dinamosu Gülseren Onanç’ı ve bu yıl seçtikleri Saraçhane Öğrenci Hareketi’ni ve Aile Dayanışma Ağı adına Dilek İmamoğlu’nu kutluyorum.

NÂZIM 124 YAŞINDA

Nâzım Hikmet Vakfı’yla Kadıköy Belediyesi’nin Caddebostan Kültür Merkezi’nde düzenlediği, mimarlığını vakıf başkanı Rutkay Aziz’in yaptığı yaş günü kutlamasında salon ağzına dek doluydu. Direnç, coşku ve mücadele gücü doruktaydı. Dinleyicileri salona girerlerken Çellistanbul karşıladı.

Vakıf adına, Özcan Arca ve ben açılış konuşmalarını yaptık. Gecenin sunucusu Ebru Saçar’dı.

Nâzım Hikmet ve vakfımız söz konusu olduğunda bizi hiç yalnız bırakmayan Fazıl Say’ın, Tarık Akan’ın çocukları, Özel Taş Koleji Korosu ve genç solistlerle Nâzım Şarkıları’nı seslendirmesi görülecek, duyulacak bir şeydi.

Mercan Selçuk ve Dans Topluluğu’nun Timur Selçuk şarkıları eşliğinde dansları olağanüstüydü. Hele “İşçi Sınıfına Selam”da uçtuk uçtuk. İki usta sanatçı Vahide Perçin ve Altan Gördüm, şairin dizelerini yorumladı.

Bugün her zamankinden daha yılgın, daha kederli değil, tam tersine isyan bayrağı gibi güzel, olumlu, cesur, mücadeleci, azimli, inatçı olmaya ihtiyacımız var. Şairin “mesele esir düşmekte değil,/ teslim olmamakta bütün mesele!” dizelerinden güç aldık.

İnanıyorum ki Nâzım Hikmet’in dizeleri bize güç vermeyi ilelebet sürdürecek.

CAN ATALAY BELGESELİ 

Hafta içindeki en etkileyici olaylardan biri de “Can Atalay Belgeseli”nin Baro Han’da gösterimiydi. Yönetmenliğini Zeynep Erpamir ve Volkan Evcin’in, anlatımını oyuncu Barış Atay’ın, danışmanlığını Nebil Özgentürk’ün üstlendiği; annesi Şükran Atalay, babası Mustafa Atalay, Timur Soykan’ın ve başta Kemal Aytaç, Fikret İlkiz, sayısız meslektaşı ve dostlarının yer aldığı belgesel bence müthiş duyarlı, incelikli, bütüncül, dört dörtlük bir yapımdı. Tekrara düşmeden Can Atalay’ın hem kişiliğini hem mücadelesini yansıtırken aynı zamanda Türkiye’nin son 20 yılına ışık tutabilmek büyük başarıydı.

Haksız hukuksuz yere, anayasa kararları yok sayılarak, hatta anayasa kararlarına karşı çıkarak, Hatay halkının oylarıyla TİP milletvekili seçildiği halde, dokunulmazlığı olduğu halde, defalarca beraat ettiği halde hapiste tutsak edilmeye devam edilmekte Can Atalay.

Bence Can Atalay’ın “asıl suçu”, ne Gezi ne de “Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım”. Onun asıl “suçu” mağdurların, hakkı yenenlerin, sesi duyulmayanların, kendileri yok sayılanların yanında her daim yer alması, onların haklarını savunması. Her birimizin demokratik haklarımızı kollaması, savunması. Yoksulun, ezilenin yanında hak ve hukuk aramasıdır. Zaten Gezi’de, Soma’da, Aladağ’da, Çorlu’da ve Hendek’te katliamlara karşı giriştiği mücadele tanığımdır.

MÜCADELE-CESARET-ADALET-UMUT

Belgeseli izlerken gözyaşlarımı tutamıyordum. (Sadece ben değil, birçoğumuz aynı durumdaydık.) Gerçekten ne biçim bir ülke burası!

Belgeseli izlerken haksız yere hapisteyken bile umudunu ve mücadele gücünü hiç ama hiç kaybetmeyen bu insanın “asıl suçu” ortaya çıkıyordu: Onun “asıl suçu”, iyi insan olması, vicdanlı olmasıydı. “Memleketin sorumluluğuna ortak olmak, demokratik bir iklim için mücadele, adaletin yerini bulması hepimizin güncel sorumluluğudur” diyerek mücadeleden asla vazgeçmemesiydi.

Evet Nâzım Hikmet 124 yaşındaydı ve benim canım ülkemde hâlâ hak, hukuk, adalet mücadelesi verenlerin seslerini kısmak, halk iradesini gasp etmek, örgütlü kötülüğü ve zulmü sürdürmek olağandı.

Şairin “mesele esir düşmekte değil,/ teslim olmamakta bütün mesele!” dizeleri hâlâ geçerliydi.

Belgeselde emeği geçenleri, katkıda bulunanları kutlarken bu yazıda adı geçen herkese, “Hepimiz buradayız. Hepimiz yanındayız” diyorum. 

Yazarın Son Yazıları

Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025