‘Eski Muhafız’- (ya da bu kez farklı bir şey)

16 Temmuz 2020 Perşembe

Mad Max’tan bu yana Charlize Theron’un aksiyon filmlerini kaçırmam. NETFLIX’in yeni filmi Eski Muhafız (Old Guard) da beni düş kırıklığına uğratmadı; iki açıdan da düşündürdü.

Birincisi film, kültürel alanlardaki özgürleşmelerin, eğer kapitalizmin uzlaşmaz bir eleştirisine dayanmıyorlarsa, kültür endüstrisinin “kâr makinesi” için yakıt olmaktan kurtulamayacaklarını bir kez daha kanıtlıyor. İkincisi, filmi jeopolitiğe ilişkin bir alegori olarak okumak olanaklı.

Herkes var, lider beyaz

Filmse yeni bir üyenin katılımıyla sayıları beşe yükselen bir ölümsüz “kahramanlar” timi “kötülükle” (neyin kötü neyin iyi olduğunu da tam olarak kestiremeden) savaşıyor. Ancak bunlar süper kahramanlar değil. Savaşırken sık sık ölüyorlar, acı duyuyorlar ama hemen canlanıyorlar. Bunlar, tekrarlanan acıların ve ölümlerin yanı sıra, her an ölümsüzlüklerini kaybetmenin gölgesinde, liderleri Andromeke’nin (erkeklerle savaşan demek) durumundaysa artık ölümü arzulayarak yaşayan trajik karakterler.

Andromeke’nin tarihi Truvalı Hektor’un karısı olduğu zamanlara kadar gidiyor. Joe ve Nicky, Haçlı seferlerinde karşılaşmışlar, uzun süre savaştıktan sonra birbirlerine büyük bir aşkla bağlanmışlar. Booker ise Napolyon Savaşlarından bu yana ölümsüz, ama kanserden ölen oğlunun ölümünü, hiçbir şey yapamadan seyretmiş olmanın yükünden asla kurtulamıyor. Bu ekibe, Afganistan’da ölüp canlandıktan sonra katılan ABD komandosu, siyah genç kadın Nile, ölümsüz olmanın ve ailesinden kopmanın şokunu yaşıyor.

Andy (Andromeke), yüzyıllarca yalnız yaşadıktan sonra, bulduğu ilk yoldaşı Quynh’i, Cadı Avı yobazlarına kaybetmiş. Kilise, bu kadın savaşçıları öldüremeyince Quynh’i, yüzü açık bir demir tabutun içine kilitleyip okyanusa atmışlar. Quynh, 500 yıldır okyanusun dibinde biteviye boğularak ölmenin, canlanmanın, yeniden ölmenin azabını çekiyor.

Filmde, Batı uygarlığının başından beri kötülükle (erkeklerle) savaşan bir kadın, iki eşcinsel sevgili, bir siyah genç kız var. Böylece film, feminizm, LGBTİ, “siyah yaşamlar değerlidir” alanlarını kapsıyor. Ancak yazar, liderliği, en deneyimli olma ayrıcalığını beyaz kahraman Andromeke’ye veriyor.

Film, günümüz popülizmini de unutmamış. Bu ölümsüzlerin bedenlerini, yeni ilaçlar için hammadde olarak kullanmayı planlayan bir büyük ilaç şirketinin psikopat CEO’su kötülüğü temsil ediyor. Bu kargaşa içinde yönünü kaybetmiş bir emekli CIA görevlisine, filmin sonunda ölümsüzler timine “iyi hedefler” bulmak ve sonra onların izlerini silmek görevi veriliyor. Çünkü “iyi” zor bir kavram ve Nile’in kabullenemediği gibi bu “iyilikler” sırasında çok fazla insan ölüyor.

Andy, Nile, Quynh

Film, bize Andy’nin, tek tek insanların yaşamı açısından maliyeti oldukça yüksek eylemlerinin aslında, tarihte yaptığı iyiliklerle, insanlık adına çok önemli gelişmelerin önünü açmış olduğunu söylüyor. Kapitalist uygarlık gibi adeta: O kadar savaş, kölecilik, sömürgecilik, emperyalizm, atom bombası filan ama bu arada, liberal demokrasi, bilim, teknolojik ve kültürel ilerleme...

Ancak Andy artık yorgundur, yaraları yavaş kapanıyor, ölümsüzlüğünü kaybediyor. Tam bu noktada Nile devreye giriyor, iyilik yaparken akıtılan kanlardan rahatsız ama ekibin işlevini de giderek kavrıyor; Andy ile arasındaki usta-çırak ilişkisi, belli ki onu grubun liderliğine hazırlıyor.

Batı uygarlığının yükseldiği yıllarda denize gömülen Quynh, önemli bir karakter. Birincisi, çizgi romanda adı Noriko’ydu (Japon). Film için Quynh (Vietnam’da bir komünist ayaklanmanın adı) olarak değiştirilmiş. Quynh’un 500 yıllık denizde eziyet çektikten sonra canlanması, adının komünizme gönderme yapması, filmin son karesinde, Fransız asıllı Booker’in evinde, serinin kötü karakteri olmak üzere ortaya çıkması ilginç. Bir dönem ABD’nin hegemonya rakibi olarak görülen Japonya’nın yerini Çin aldı. Quynh’un, Çinli olması gerekirdi. Sanırım Çin pazarı göz önüne alınarak Vietnamlı yapılmış.

Yaptığı iyiliklerden, uygarlaştırıcı görevinden yorulmuş yaralı bir beyaz ABD’de, yükü omuzlayacak yeni kuşağın çokkültürlü duyarlılıklarına uygun Nile, 500 yıl sonra geri dönen Asyalı bir rakip. “İyi” hedefleri tanımlama, “eylemlerin” sonuçları gizlemek görevi de CIA’ya kalıyor.


Yazarın Son Yazıları

Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020
Fanteziler ve iki tarih 3 Eylül 2020
Adamlar seçimle gitmiyor! 17 Ağustos 2020
Rejim yine duvara çarptı 10 Ağustos 2020
Geri dönüş yok! 6 Ağustos 2020