HDP neyi başardı?

27 Ağustos 2015 Perşembe

Duran Kalkan’ın “HDP siyasette yeterince yaratıcı ve başarılı olamadı. Başkalarına çağrı yapıyorlar, ama kendileri neyi başardılar da çağrı yapıyorlar” sözleri önemli bir sorunu nihayet gündeme taşıdı.

PKK neyi başardı?
Önce soruyu tersine çevirmek istiyorum: PKK neyi başardı? Maliyeti bir yana (ki bunu öyle, kolayca söylemek olanaklı değildir), PKK uzun yıllar inkâr edilen, şiddetle bastırılan bir sorunu toplumun, egemen sınıfların, devletin önüne yadsınamaz biçimde koydu.
Ancak PKK benimsediği yöntemin (gerilla savaşı) doğası gereği, sorunu bu noktadan öteye götüremedi. Götürmesi de olanaklı değildir. Herkesin bildiği bir şey ama yine de anımsayalım: Gerillanın, düzenli ordu karşısındaki başarısının ölçütü, nihai bir zafer değil, ayakta kalabilmek, yenilmeyeceğini kanıtlayarak karşı tarafta bu sorunu çatışmanın dışında yöntemlerle çözme arzusu uyandırmaktır. PKK bu anlamda da başarılıdır. Ancak bu başarı, gerilla savaşının fiziki sınırlarına ulaşmış olmasından kaynaklanan bir tıkanıklık yaratır. Bu tıkanıklığın aşılabilmesi için siyasi alana geçmek, sorunu düzenin verili yapısı içinde bir yere oturtmak gerekir.
Burada sorun olarak tanımlanan şey, bir etnik grubun ulus olma iddiası, buna ilişkin haklar ve özgürlüklerin elde edilmesidir. Bu iddianın bir ucunda, birlikte yaşayabilmek için gerekli haklar ve özgürlüklerin elde edilmesi, öbür ucundaysa ayrılma, ayrı devlet kurma talebi vardır.
PKK ayrı devlet kurma talebinden vazgeçtiğini söylediğine göre geriye haklar ve özgürlükler talebi kalıyor. Bu noktada bu talebin başarılı olabilmesi için öncelikle üç koşulun yerine getirilmesi gerekiyor. Birincisi, devletin, egemen sınıfların ve halkın bu “ayrılmak istemiyoruz” sözünün samimiyetine inanması sağlanmalıdır. İkincisi, haklar ve özgürlükler talebine, ülkedeki genel haklar ve özgürlükler mücadelesi içinde bir yer bulunmalıdır. Üçüncüsü, silahlı mücadeleden müzakere, pazarlık sürecine geçişin dili, araçları, yolları inşa edilmelidir.
Kürt hareketi bu koşulları yerine getirmeyi 1990’lardan bu yana birçok kez denedi, ama HDP’ye gelene kadar başaramadı. HDP’nin önemi, liderliğinin bu alandaki başarısında yatmaktadır. Bu başarının HDP öncesinde bir askeri ve siyasi tarihsel zemini olduğu, HDP’nin bir evrimin içinde bu noktaya geldiği inkâr edilemez. Bu anlamda, HDP, bir sürecin başarısıdır da denebilir.

Ama şimdi başka bir yerdeyiz
PKK liderliği, hem bu başarının diyalektiğini, hem de bu başarının HDP ile ortaya çıkardığı yeni durumun özelliklerini ya anlamakta ya da bu duruma uyum sağlamakta zorlanıyor.
Bu durumun diyalektiği, PKK’nin artık aşılması gerektiğine ilişkindir. Burada, Kürt siyasal hareketi açısından bir değişim, bir sentez ve “sıçrama” (“aufhebung”) söz konusudur. Bu gerçekleşmediği takdirde, bir “kötü sonsuz”, değişmeden devinmeye devam ederek “canavarlaşma” olasılığı gündeme gelecektir.
Burada sorun PKK’nin yok olması değil, Kürt siyasi hareketinin dönüşerek gelişmesidir. Benzer bir duruma örnek olarak, İrlanda tarihine, IRA ve Sinn Fein ilişkisine bakılabilir. HDP bu başarının diyalektiğinin, “aufhebung” anının bugüne kadar ki en önemli ifadesidir. HDP, Kürt siyasi hareketinin hak ve özgürlükler taleplerine, genel hak ve özgürlük talepleri içinde bir yer buldu, daha doğrusu bu yeri açtı. Bunu başarınca, “birlikte yaşamak istiyoruz” iddiası o güne kadar olmayan bir inandırıcılık kazandı.
Ne ki bu başarı, HDP’yi, burjuva-kapitalist öze sahip bir ulusal hareketin temsilcisi olmaktan daha öteye itmeye başladı. Ülkede hak ve özgürlük taleplerinin önündeki en büyük engel bugün için, neoliberalizm, siyasal İslamın projesi, AKP liderliği olduğu için, Kürt siyasi hareketi, genel haklar ve özgürlükler mücadelesi içinde sol-sosyalist hareketle birçok noktada örtüşmeye, siyasal İslamın, AKP’nin projeleriyle giderek daha fazla çelişmeye başladı.
Kürt siyasi hareketi açısından burada bir sorun varsa, bu sorun HDP’den, Demirtaş’tan değil, PKK’nin aşılmasını (mekanik inkârını değil) zorunlu kılan evrime, PKK liderliğinin uyum sağlamakta zorlanmasından kaynaklanıyor.  


Yazarın Son Yazıları

Büyük belirsizlik 12 Ekim 2020
ABD’ye ne oluyor? 5 Ekim 2020
Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020
Fanteziler ve iki tarih 3 Eylül 2020