Orta Vadeli Program: Kim İçin?

19 Ekim 2011 Çarşamba
\n

\n

2012 - 2014 arasını kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) geçtiğimiz hafta içerisinde yayımlandı. OVP, ulusal ekonominin kısa-orta dönemde makro dengelerini özetleyen ana stratejik metin olarak görülmekte. Biz de bu hafta bir köşe yazısının sınırları içinde ekonominin 2012-2014 arasındaki makro hedeflerini değerlendirmeye çalışacağız.

\n

OVPnin ana hedefleri aşağıdaki tabloda sergilenmekte. OVP, gayrı safi yurtiçi hasıla (GSYH) büyüme hızının 2012de yüzde 4e yavaşlayacağını; sonraki iki yıl boyunca da yüzde 5lik bir genişleme sergileyeceğini varsaymakta. Bir karşılaştırma yapmak için anımsatalım ki, geçtiğimiz ay başında IMF tarafından hazırlanmış olan Dünya Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye ekonomisi için büyüme oranları 2012’de yüzde 2.2; 2016 için ise yüzde 4.3 olarak verilmiş idi.

\n

Güncel iktisat yazınımızda sıkça tartışılan cari işlemler açığının seyri ise ulusal gelire oranla, 2012de yüzde 8 düzeyinden, 2014te yüzde 7 patikasında kalacağını gösteriyor. Gene anımsatmak maksadıyla, söz konusu IMF raporunda Türkiyenin cari işlemler açığının 2012de yüzde 7.4; 2016da ise yüzde 7.5 olacağı tahmin edilmekte idi. Dolayısıyla, OVPde büyüme hızı tahminlerinin, IMF tahminlerini çok az da olsa aştığı, cari işlemler açığı tahminlerinin ise hemen hemen aynen kabul edilmekte olduğu anlaşılıyor. Oysa, anımsanacağı gibi, IMFnin cari işlemler açığına ilişkin tahminleri yayımlandığı günlerde özellikle hükümete yakın iktisat medyasınca çok eleştirilmiş ve gerçekdışı biçimde aşırı yüksek bulunmuş idi.

\n

OVPnin öncelikle kamu maliyesinde sıkılaştırıcı bir dengeyi gözetmekte olduğu görülmektedir. Merkezi yönetim bütçe açığını yüzde 1 düzeyine çekerek kamu borcunun milli gelire oran olarak düşürülmesi ana hedef olarak belirmektedir. Zaten son dönemde uygulanan yüksek oranlı zam yağmuru, kamu maliyesinde sıkılaştırmanın ve iç talebin daraltılmasının ana unsuru olarak değerlendirilmektedir. Bu tür daraltıcı maliye politikasının enflasyonist baskıları da hafifleteceği ve enflasyon oranının yüzde 5 düzeyinde kalıcı olarak tutulmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır.

\n

OVP, istihdam yaratma ve işsizlikle mücadele sorununa ilişkin çok mütevazı hedefler koymakta; deyim yerindeyse sorunu piyasalarahavale etmektedir. OVPde 2012den 2014e yılda ortalama 500 bin yeni istihdam yaratılacağı tahmin edilmekte; yıllık ortalama işsizlik oranının da yüzde 10 platosunda kalacağı ve ancak 2014te yüzde 10un altına çekileceği görülmektedir.

\n

Yıllık 500 bin kişilik istihdam hedefi, büyüme hedefleriyle uyumlu gözükmemektedir. Zira bilindiği gibi, 2002 sonrası Türkiyesi’nin yatırım ve sanayileşme stratejisi yurtdışından ucuz ara malı ithalatını özendiren ve dolayısıyla yurtiçinde işgücü talebini düşük tutan bir modele dayanmaktadır. Bunun sonucunda istihdamın milli gelir esnekliği söz konusu dönemde 0.15e değin gerilemiştir. (Yani söz konusu dönemde milli gelirde yüzde 1lik bir artış, istihdamda sadece yüzde 0.15 düzeyinde artış getirmekteydi). 2012 ve sonrasında bu esneklik katsayısının en iyimser tahminlerle 0.30a değin yükseltilebilse dahi, milli gelirdeki yüzde 5 büyüme hedefi toplamda ancak 350 bin kişi civarında bir istihdam kazancı anlamına gelmektedir. Bu koşullar altında OVPnin yılda 500 bin istihdam hedefine ulaşılabilmesi için büyüme hızının yüzde 8in altına düşürülmemesi gerekmektedir. Ancak büyüme hızının yüzde 8e ulaşması, maliye politikasının daraltıcı ve sıkılaştırıcı hedefleri altında olası değildir.

\n

Dolayısıyla, düşük istihdam ve yüksek işsizlik ile mücadele henüz OVP tasarımcılarının öncelikleri arasında gözükmemektedir.

\n

Bütün bu özellikleriyle, bir bütün olarak değerlendirildiğinde OVP belgesinin yurtiçinde işsizlikle mücadele ve ulusal tasarrufların arttırılmasına dayalı dengeli bir sanayileşme stratejisi yerine, uluslararası yatırımcılara güvence sağlamaya öncelik veren ve yurtdışı kaynak girişlerine dayanan ithalata bağımlı, çarpık sanayileşme modelini sürdürmekte olduğu görülmektedir.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

ABD neyin örneğidir? 18 Ocak 2021
Genlerinde var 14 Ocak 2021
I. Perde kapandı 11 Ocak 2021
Kitlelerin on yılı 24 Aralık 2020
Yeni on yıl - Yeni dönem 21 Aralık 2020
‘Liberal’ emperyalizm 10 Aralık 2020
Weimar Amerika 3 Aralık 2020