İstanbul Müzik Festivali 52 yaşında

21 Şubat 2024 Çarşamba

Her yıl İKSV Festivali’nin programını heyecanla bekleriz. Uluslararası büyük isimler, yeni yetişen genç yorumcular, ilk kez dinleyeceğimiz yapıtlar, acaba bu yıl neler var, diye merak ederiz. Geçen akşam bir davette şöyle bir konu açıldı, “Festival eski heyecanını ve kalitesini koruyor mu” diye sordular bana. Ben Nejat Eczacıbaşı günlerinden beri festivali izleyen bir müziksever olduğum için, her zaman sevdiğim özellikler bulurum festival programında. Doğal ki programları hazırlarken önde gelen ilk madde bütçedir. Her şey sponsora bağlı olarak şekillenecektir. Eskiden daha çok sponsor bulunuyordu, daha ünlü sanatçılar getiriliyordu. Şimdi festivalin belli bir şablonu oluştu. Her yıl bir ana tema seçiliyor. Bu yılın teması “Kökler”. Doğup büyüdüğü kökten ayrı düşmeye, göçe zorlanmış insanların öyküsü. Festivalin Direktörü Efruz Çakırkaya şöyle anlatıyor: “İstanbul Müzik Festivali’ni ‘Kökler’ teması üzerinden kurguladık. Yaşadığımız bu coğrafyadaki kültür ve tarihi festival programında müzikle aktarmayı hayal ettik. Paylaştığımız acılar ve sevinçlerle birbirimize köklerimizden bağlılığımızı müziğin evrensel diliyle anımsayalım istedik. Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesinin 100. yılına odaklanarak müzik aracılığıyla bu coğrafyanın kültürel ve tarihi öykülerini aktarmayı hedefledik”.

Dimitrios Skillis’in “Son İlahi”si, Onur Türkmen’in “Limon Ağacı” başlıklı gibi çalışmalarını dinleyeceğiz. Aklıma bu konsere çok yakışacak bir yapıt daha geldi: Ailesi göçü bütün acılarıyla yaşamış bestecimiz Ali Darmar’ın “Geçmiş Esintiler ve Yok Oluş” başlıklı arp, flüt ve yaylı çalgılar için 2022’de yazdığı, yaşanmışlıkları dile getiren senfonik şiiri.

BORUSAN ANA SPONSOR

Son yıllarda festivalin ana sponsoru Borusan. Bu yılki onur ödülü Cem Mansur’a, yaşam boyu başarı ödülü ise çağımızın yaşayan en büyük bestecilerinden, değişik kültürlerin müziksel içeriğinden yeni bir bireşim yaratan Steve Reich’a sunulacak. Açılışı Cem Mansur yönetimindeki İDSO ve genç piyanist İlyun Bürkev yapıyor. Festivalin en önemli iki solisti Joao Pires ve Khatia Buniatishvili. Her iki piyanist de yıllardır dünya sahnelerinin kraliçeleri. Khatia, İş Kuleler Salonu’nda bir resital verecek. Pires ise başkemancı Daniel Dodds yönetimindeki Festival Strings Lucerne topluluğu ile Lütfü Kırdar’da Beethoven’ın 3. Piyano Konçertosu’nu seslendirecek. Lütfü Kırdar Salonu’nun gündeme gelmesi sevindirici. Yeniden mevsim boyunca konserlere açılmasını umarız. İkinci konser Mantova Oda Orkestrası’nın. Şefi ve birinci kemancısı Kristof Barati. Program Barok ve Klasik dönemden oluşuyor. AKM’de Carlo Tenan yönetimindeki BİFO’dan uzun zamandır dinlemediğimiz Mozart’ın Requiem’ini dinleyeceğiz. Ivan Fischer yönetimindeki Budapeşte Festival Orkestrası’nın Brahms programı da kaçırılmaması gerekenler arasında. Solist: Francesco Piemontesi. Son zamanlarda ayrı bir şef yerine 1. Keman veya 1. Çello’dan topluluğun şefliğini üstlenen müzisyenlere çok rastlıyoruz. Franz Liszt Oda Orkestrası’nın solisti ve şefi çelist Istvan Vardai. Bu konserde bir başka solist de Mozart’ın KV. 414 piyano konçertosuyla katılan Gülsin Onay. İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde dünyaca ünlü ödüllerin sahibi piyanist Can Çakmur ve çellist Alexandre Castro-Balbi yer alacak. Tekfen Filarmoni yine alımlı yapıtlar seçmiş: Gounod ve Rimsky-Korsakof’un arasına çellist Edgar Moreau’nun çello konçertosunu yerleştirmiş. Borusan Quartet’in Synergi Vokals ile vereceği konser P. Glass ile S. Reich’ın arasında bir de Mozart’ın “Disionans” başlıklı kuvartetini sunacak. “Konsere Doğru” konuşmaları aydınlatıcı oluyor. Örneğin Kökler konusu üstüne Stelyo Berber ve Mehmet Söylemez’in konuşmaları gibi. 52. İstanbul Festivali’nde her şeyin yolunda gittiği keyifli dakikalar dilerim.

MİDORİ, SONSUZ UFUKLAR VE BRAHMS

Geçen haftaki BİFO konserinde ünlü Japon-Amerikalı kemancı Midori’yi dinledik. Onu BÜ Albert Long Hall sahnemizde yıllar önce Özgür Aydın eşliğinde üç kez konuk etmiş ve hayran olmuştuk. Şef Carlo Tenan’ın yönetimindeki konserin ilk yarısında hiç tanımadığımız yapıtlar vardı: İtalyan besteci Marzocchi’nin Encore adlı parlak çalışması ve Alman besteci Glanertin 45 dakika kadar süren “Ölümsüz Sevgiliye” başlıklı 2. keman konçertosu. Bu Beethoven’dan esinlenmiş bir yapıttı. İlk kez dinlemesi de oldukça zordu. Midori’nin ustalığını alkışlamak gerek. İkinci yarıdaki Brahms’ın 2. senfonisinde özellikle şef Tenan’ın ayrıcalıklı yorumunu ve BİFO üyelerinin inanılmaz enerjisini de kutlamak gerek.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hatya artık bir efsane 19 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları