Eylül Nasıl Yazılır?
Haydar Ergülen
Son Köşe Yazıları

Eylül Nasıl Yazılır?

19.09.2011 04:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n

Eylül bir zorunluluktur. Kasım zorunluluk değildir, şubat değildir, mayıs değildir, ağustos hiç değildir. Onların da düşkünleri, küskünleri vardır, bulunabilir, ama hiçbirinin yaşamımızdaki yeri eylül gibi kesin, sağlam, kunt, kavi ve bu sıfatlarla anılacak türden değildir. Aldırış etmeyebilirsiniz, umursamayabilirsiniz, kimse de oralı olmaz, aylarınsa haberi bile olmayacaktır bundan emin olun.

\n

Eylül bir zorunluluksa, onu yazmanın bir zorunluluk olduğunu söylemeye de hiç gerek yoktur. Buradaki soru, insanın bu zorunluluğu ne zaman, nasıl ve hangi vesilelerle hissettiğidir?

\n

Eylülü benden soruyorsanız söyleyeyim, ben kendisiyle bir iç şehirde tanıştım, günlerden pazartesiydi... İç şehirler öyledir, bazı günler vardır, bazıları yoktur, oraya hiç uğramamıştır. Eylül taşrada pazartesidir, salıdır, biraz da pazar günüdür. Pazar aslında ağustosundur. Ağustos bana baştan başa pazar gibi gelir, uzuuun, otuz gün süren bir pazar. Ne kadar sıkıcı olurdu bir düşünsenize!

\n

Eylül bir söylentiye göre kara güneşin ayıdır. Kara güneş, Fransız şair Nervalin kullandığı bir mecaz. Şarkının bazen neşe bazen keder dediği gibi bir şey. Melankoli, depresif olma hali, ki ben onu Türkçeleştirip depreşik diyorum. Siz ne diyorsunuz? İçinde hem ayrılığı hem kavuşmayı barındırıyor, biraz da bir dargın bir barışıkolmayı, ama önce kendisiyle, sonra başkalarıyla, daha çok da varoluşla, yaşamla.

\n

Eylül bu nedenle sanıldığı kadar dünyevi olmayabilir, yarısı yazın yarısı güzün ya da yarısı güzün yarısı hüzün dedikleri de eylüle sayılır sayılmasına da, eylül asıl insan için bir durak olur. Belki de insanın yaşamına, o serüvenin neresinde olursak olalım, durup bir bakması için bir mola zamanı, konaklama yeridir eylül. Bu yazıyı eylül bitmeden yazıyorum, ola ki eylülü bir de böyle yaşamak isteyenler için durup bakma olanağı doğar. Belki de insanın içindeki yeni yılın da başlangıcı eylüldür. Yoksa eylül gelince içimize, fikrimize, elimize, dilimize bir keder düşmesi de, bir yılı daha geride bıraktığımızdan olmasın! Neden olmasın! Hiç eylül geçsin, bir an önce bitsin dediğiniz oluyor mu, oysa temmuz için, ağustos için, mart için, kasım için bunu ne çok dileriz, düşünürüz. Ben eylül için hiç böyle düşünmedim, aksine onda bir depreşiklikle birlikte yepyeni bir coşku, canlanma, dirim de hissettim, galiba giderek daha çok hissediyorum bunu.

\n

Eylül eskilerin deyimiyle bir hülasaayı. Yani, döküm, değerlendirme ayı. Yahya Kemal Günler kısaldı. Kanlıcanın ihtiyarları/Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları /.../Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa.../ Yazlar yavaşça bitmese günler kısalmasa/...dizeleriyle başlayanEylül Sonuşiirinde, bence ilginç bir şey yapıyor, eylülü birsemtolarak anıyor. Üstadın semtduygusu elbette çok sevdiği eski İstanbulun her biri kendine özgü olan semtlerinden besleniyordu. Öyle ki bir şiirinde deVatan semtinin ormanları kuytu diyecektir. Bu yazıyı yazarken farkına vardım, Eylül başlıklı şiirimdeki Eylülün semtine kadar böyle gidilirdizesini de Yahya Kemalin bu şiirinin etkisiyle yazmışım.

\n

Eylül bir semttir, nisan bir semttir, haziran bir semttir, kimi şehirde, kimi taşrada, kimi kıyıda bizi beklemektedir. Nisanın erkenci sevincine, haziranın iflah olmaz iyimserliğine ve eylülün o hüzünlü bilgeliğine de elbette semt duygusu yakışır.

\n

Peki eylül nasıl yazılır?

\n

Bir, eylül, başta haziran olmak üzere özellikle semt duygusu yaşayan aylara bakarak yazılır.

\n

İki, eylül taşrada başka, büyük kentte başka yaşanır ve yazılır.

\n

Üç, eylül asla bir mevsim olarak yazılmaz, yazılmamalıdır.

\n

Dört, eylül yalnızca sararan yapraklara, düşen gazellere bakarak, Körolası çöpçüler aşkımı süpürmüşler şarkısını dinleyerek yazılmaz, bazen hayata, bazen kendine bakarak yazılır.

\n

Beş, eylül için ne yazılsa defteri dolmaz, o biraz da yalnızlığın defteri gibidir, o yüzden tekrar olmaz.

\n

Altı, eylül her defasında yeniden yazılır, kendini unutturmaz.

\n

Yedi, eylül böyle benim yazdığım gibi yazılmaz.

\n

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’in ‘İçeridekiler’ine...

Cumhuriyet’in ‘İçeridekiler’ine...

Devamını Oku
21.03.2017
Üvey Sayfa

Devamını Oku
14.01.2013
Cemali Mektup

Devamını Oku
07.01.2013
ODTÜ 'Üniversite'dir!

Devamını Oku
31.12.2012
Mevlana'dan Yunus'tan...

Devamını Oku
24.12.2012
Dünya Cemevi

Devamını Oku
17.12.2012
Tarzan Zor Durumda

Devamını Oku
10.12.2012
Kibir Korosu

Devamını Oku
03.12.2012
Sami Baydar'ın 'Dünya'sı

Devamını Oku
26.11.2012
Cumartesi Annem

Devamını Oku
19.11.2012
Zorunsuz Âşıklama (Ya da Eskişehir)

Zorunsuz Âşıklama (Ya da Eskişehir)

Devamını Oku
12.11.2012
Eskişehir'e Gidecek Olanlara Bazı Uyarılar

Devamını Oku
05.11.2012
Kırık Kalpler Müzesi

Devamını Oku
29.10.2012
Düşyazdım...

Devamını Oku
22.10.2012
Köşeden Köşeye...

Devamını Oku
15.10.2012
Split Işığı

Devamını Oku
08.10.2012
Yürürden Abdal, Gönülden Dağ,

Devamını Oku
01.10.2012
'Zamanın Farkında'

Devamını Oku
24.09.2012
Latife'nin Zeytin Ağacı

Devamını Oku
10.09.2012
Yeni Eylül

Devamını Oku
03.09.2012
Çocukluğun Ölümü

Devamını Oku
27.08.2012
Emirgân - Teşvikiye

Devamını Oku
20.08.2012
Yol Durumu

Devamını Oku
06.08.2012
Yazla Nişanlı

Devamını Oku
30.07.2012
Yaprak

Devamını Oku
23.07.2012
İki

Devamını Oku
16.07.2012
Yaz Diye...

Devamını Oku
09.07.2012
'Merdivende Üç Şair'

Devamını Oku
02.07.2012
Alican Geldi!

Devamını Oku
25.06.2012
Dün Hazirandı

Devamını Oku
18.06.2012
'Ama...'

Devamını Oku
11.06.2012
Anıların Uğurladığı

Devamını Oku
04.06.2012
Haftaya Haziran...

Devamını Oku
28.05.2012
Yaz Bir Şiir!

Devamını Oku
21.05.2012
Enis Batur'u Sevmek

Devamını Oku
14.05.2012
Eskişiir Eskişehir

Devamını Oku
07.05.2012
1'i Kırmızı...

Devamını Oku
30.04.2012
Salak

Devamını Oku
23.04.2012
Bir İstanbul Klasiği

Devamını Oku
16.04.2012
Köşeboşu

Devamını Oku
09.04.2012