Üvey Sayfa

14 Ocak 2013 Pazartesi

\n

\n

Eh benim klişem de bu olsun; üvey, yoksa metafor mu demeliyim? Üvey s okak, üvey hayat, şimdi de üvey sayfa ya da artık açık değil, kapalı mektup. Acaba Üvey Mektup mu sayılır artık? İşte Açık Mektup bir kez daha kapanıyor. Mektup galiba kapanalı çok oldu da benimki galiba unutkanlıktan hâlâ varmış gibi sürdürmeye çalışıyorum. \n

\n

Övünmek gibi olmasın, ilk gazete yazım 1971de yayımlandı, 15 yaşındaydım ve 12 Mart askeri darbe döneminde yayımlanabilen sol muhalif gazete Yeni Ortamda Mehmet Can takma adıyla bir kitap eleştirisi yazmıştım. Turan Oflazoğlunun sanıyorum Varlık cep kitaplarından çıkan Sokrates Savunuyor adlı oyunu üstüne, döneme göndermelerle dolu bir yazıydı bu. \n

\n

1998-2007 arası 10 yıl Radikal gazetesinin kültür sanat sayfasında haftada bir köşe yazdım, Açık Mektup oradan kalmadır. 2007de 40tan fazla gazeteci ve yazarla birlikte ben de Radikalden atıldım. Atılınca atılmış oluyorsun, bir veda yazısı bile yazdırmadılar. Daha doğrusu yazılırmış, ben de sonradan öğrendim, neyse bu kez veda yerine geçecek bir mektup yazabiliyorum. Buna da şükür! Sesiyle ağırlayan sessizliğiyle uğurlar. Bu cümle de benden armağan olsun, yani şu anda aklıma geldi, öyleyse son Açık Mektup okurlarınındır! \n

\n

Sonra da sizden saklayacak değilim ya, yazacak yer bulamadım. Yazacak yer vardı da yazının da bir değeri olduğu, karşılığının verilmesi gerektiği düşüncesi yoktu. Bazılarının da parası yoktu. Hem içlerinde ODTÜden sınıf arkadaşlarımın olduğu hem de hayattan sınıf arkadaşlarımın yer aldığı Birgünde 1 yıl kadar yazdım. Fakat emekli maaşından başka bir geliri olmayan, tam da o günlerde taze bir Nar babası olan orta yaşlı bir yazıcı olarak biraz para kazanmam gerektiğini düşündüm. Benim gibiler nereden ve ne kadar para kazanacaksa işte! \n

\n

Birgünden kendi isteğimle ayrıldım, Kalbim Egede kaldışarkısı gibi oldu, gönlüm orada kaldı. Hayatta en sevdiğim şeylerden biri de özenmektir. İlki heves etmek. Özene özene yazıyor muyum bilmiyorum ama özenerek yazdığım doğru. Hep birilerine özendim. Elbette en çok özendiklerimin başında da Ece Ayhan, İlhan Berk ve Cemal Süreya gelir. Süreyanın 99Yüz başlıklı portreler kitabı, Türk edebiyatında üstüne olmayan bir portre kitabıdır. Herkes ona özenmelidir bence, ben de öyle yaptım ve Yüzlerce başlıklı portre yazılarımı 3 ay Starın Pazar ekinde yayımladım, sonraeki yenilemegerekçesiyle bana yol verdiler. \n

\n

Sabitfikir adlı internet sitesinde, önce haftada bir yazı, sonra 15 günde, sonunda ayda 1 derken oradan da kibarca uzaklaştırıldım. Neyse bu arada Yüzlercenin yüzde ellisini yazmış oldum. Yani Yüzlerce, adından ötürü hiç olmazsa 100 yazı olmalı değil mi, şükür 50 kadarını yazabildim. \n

\n

Cumhuriyette de 16 ay önce yazmaya başlamıştım, şu artık açmasam da hep yanımda taşısam dediğim Açık Mektupla. Onun defterini birileri dürmeden ben dürsem iyi olacak galiba! Böyle oradan oraya mektup da yıpranıyor zarf da eskiyor. Eh eskiye de rağbet olmuyor işte. Napalım! Hoşça kalın.

\n

Yazarın Son Yazıları

Üvey Sayfa 14 Ocak 2013
Cemali Mektup 7 Ocak 2013
ODTÜ ‘Üniversite’dir! 31 Aralık 2012
Dünya Cemevi 17 Aralık 2012
Tarzan Zor Durumda 10 Aralık 2012
Kibir Korosu 3 Aralık 2012
Cumartesi Annem 19 Kasım 2012
Düşyazdım... 22 Ekim 2012
Köşeden Köşeye... 15 Ekim 2012