Bugünlerde çalışanları, emeklileri, işsizleri, kısacası toplumun geniş kesimini oluşturan emek dünyasını doğrudan ilgilendiren yakıcı gelişmeler yaşanıyor. Asgari ücrette ve çalışan memurlarla emeklilere yapılan maaş artışlarında, iktidar tarafından, emekçiyle adeta alay edilircesine düşük oranlar belirlendi. Milyonlarca emeklinin açlık sınırının altında emekli maaşı aldığı bir ortam yaratıldı.
Enflasyonun, hayat pahalılığının yüksek olduğu ve geçim koşullarının bunca ağır olduğu bir dönemde, iktidarın çalışanlarla ve emeklilerle adeta dalga geçercesine maaş artış rakamları gündeme getirmesinin, çalışanların haklarına el uzatılmasının temelinde, emekçi kesimin etkisizliği yatmaktadır. Bir zamanlar çok güçlü olan ve toplumsal hayata ağırlığını koyabilen çalışanlar ve onların örgütleri, maalesef günümüzde güçsüzleşmiş ve etkinliğini yitirmiştir.
YENİ ÜRETİM İLİŞKİLERİ
Elbette o yıllardan bu yana ekonomide, siyasette ve toplumsal hayatta çok şeyler değişti. En başta işçi sınıfı ve emek hareketi önemli ölçüde güç kaybetti. Sendikal örgütlülüğü ve siyasal ağırlığı azaldı. Yaşanan süreçte, ülkemizdeki ekonomik ve siyasal gelişmelerin, özellikle de darbe dönemlerinin çok büyük payı vardır. Ağır baskı dönemlerinde, emeğin sendikal örgütlenmesi büyük ölçüde dağıtılmış ve siyasal ağırlığı zayıflatılmıştır.
Ancak yaşananları yalnızca bu bakış açısıyla açıklamaya çalışırsak, konuyu eksik bırakmış oluruz. Bizce, sendikal ve siyasal alandaki emek dünyası ile ilgili gelişmeler, olumsuzluklar, yetersizlikler, yalnızca bu baskılarla açıklanamaz. Biz, günümüzde, üretim ilişkilerinin de değiştiğini, karmaşıklaştığını düşünüyor ve bunun mücadele sürecine olan yansımalarına, etkileşimlerine dikkat çekmek istiyoruz.
SINIFSAL FARKLILAŞMALAR
Günümüzde emek ve sermaye arasındaki temel çelişki varlığını sürdürmekle birlikte, artık o eski dönemlerdeki kadar yalın ve sade değildir. Çünkü günümüzde üretimin niteliği değişmiştir; yeni üretim biçimleri ve dolayısıyla yeni üretim ilişkileri ortaya çıkmıştır.
Aslında bu gelişmeler emeğin nicel ve nitel gücünü azaltmamakta, tam aksine artırmaktadır. Yeter ki emek dünyası, bu yeni gelişmeleri doğru kavrayabilsin ve bu gelişmelere uygun yeni örgütlenme ve mücadele biçimleri geliştirebilsin. Bu da ciddi anlamda yoğun bir çabayı, hazırlığı ve uzun erimli bir çalışmayı gerektirmektedir.
PUSULASIZLIK VE POLİTİKASIZLIK
Emek dünyasının günümüzdeki durumunu ve sorunlarını irdelerken şu gerçeğin altını bir kez daha kalınca çizmek gerekiyor. Ülkemizin işçi hareketi ve emek güçleri, geçmişte yaşadığı etkili ve görkemli günler dikkate alındığında; günümüzde maalesef çok daha geri noktalara düşmüştür. Sendikal örgütlenme alanında bu durum rakamlarla da ortaya çıkmaktadır. Bu gerileme siyasal alanda da etki ve güç yitimini beraberinde getirmiştir.
Biz bu gerilemede, genel anlamda iktidarın/sermaye kesiminin baskı ve dayatmaları kadar, emek dünyasının ve onun örgütlerinin, gelişmeleri yeterince kavrayamamasının ve yeni duruma uygun politikalar geliştirememesinin de payı olduğunu düşünüyoruz. Örneğin bugün işçi hareketi çok dağınık durumdadır. Birçok sendika ve konfederasyon da yanlış siyasal duruşlara prim vermektedir. İşçi hareketinin sendikal ve siyasal alanda bundan sonra ne yapması, nasıl davranması gerektiği konusunda ortaya konulmuş ciddi bir yol haritası da yoktur. Belirsizlik, pusulasızlık ve politikasızlık ağır basmaktadır. Bu durum, emeğin siyasal gücünü ve ağırlığını azaltmaktadır.
EMEK EKSENİNDEN BAKMAK
Bugünlerde yaşanan hak kayıpları, ekonomik krizin faturasının emekçilere ve emeğiyle geçinen insanlara çıkarılması; emeğin siyasallaşmasının, ülkedeki demokrasi mücadelesine ve siyasal gelişmelere ağırlığını koymasının ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Önümüzdeki süreçte, ekonomide ve siyasette, ülkemizi, halkımızı, emekçileri, emeğiyle geçinen insanları bugünden daha zor günler bekliyor.
Bütün bu mücadele süreçlerinde, emek dünyasının doğru tavır alabilmesi, hayatı değiştirip dönüştürebilmesi, kısacası hayata müdahil olabilmesi için; ekonomiye, siyasete ve hayata, öncelikle emek ekseninden bakmak gerekiyor. Emeğin, emek örgütlerinin olabildiğince siyasallaşması ve siyasete ağırlıklarını koyabilmeleri, toplumsal muhalefetin temel ve başat gündem maddelerindendir.