Eşitsizliğin dayanılmaz ağırlığı!
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Eşitsizliğin dayanılmaz ağırlığı!

24.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İki hafta önceki “Ekonomi-Politik”te enflasyonun ve hayat pahalılığının günlük hayatımızla etkileşimlerini irdelemiştik. Sizinle birlikte çarşıyıpazarı dolaşmış ve piyasadaki “en büyük banknotun dayanılmaz hafifliği”ne dikkat çekmiştik.

Bu hafta da dar gelirli geniş toplumsal kesimlerin en temel sorunu olan gelir adaletsizliğine değinmek istiyoruz. İçinde bulunduğumuz yakıcı ekonomik-sosyal durumu da “eşitsizliğin dayanılmaz ağırlığı” olarak tanımlıyoruz.

GELİR ADALETSİZLİĞİ

Ekonomide büyüme ve milli gelir artışı oranları ile avunulmaya çalışılırken temel mesele bu artışın kimlerin yararına olduğudur. Bu da ekonomik verilere sınıfsal bakışı zorunlu kılıyor. Geçtiğimiz 2025 yılı ülkemizde emeğin payının gerilediği bir yıl oldu. Emeğin pastadaki payı 10 puan düşerken sermayenin payı 13 puan arttı. İktisatçılar gelir adaletsizliğinde zirve yaptığımızın altını çiziyorlar.

Ülkemizde orta sınıfın çöktüğüne dikkat çeken CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Fethi Açıkel, orta sınıftan 5 milyon kişinin alt sınıfa düştüğünü vurguluyor. Onun hesaplamalarına göre; Türkiye’nin yüzde 1’i toplam servetin yüzde 35’ine sahip. En zengin yüzde 10, servetin yüzde 68’ini elinde tutuyor. 44 milyon yurttaş ise sadece yüzde 2.7 pay alıyor. Türkiye gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında en eşitsiz 20 ülke arasında yer alıyor.

VERGİ ADALETSİZLİĞİ

Çalışan geniş kitleler için bir başka önemli adaletsizlik vergi adaletsizliği. DİSK-AR’ın raporuna göre; enflasyon ve vergi yükü nedeniyle işçi ücretlerinde yılın ilk iki ayında en az 268.7 milyar liralık kayıp oluştu. Yalnızca gelir ve damga vergilerinin ücretler üzerindeki yükü 155.3 milyar lira olarak hesaplandı.

Raporda mevcut vergi politikalarının emekçi kesimde önemli gelir kaybına yol açtığı ifade ediliyor. Bu kaybın aynı zamanda emek kesiminden sermaye kesimine bir gelir transferi anlamına geldiği de açıklanıyor. Bir başka önemli husus, toplanan verginin hangi kesimler için kullanıldığıdır. Bizce önümüzdeki süreçte, olası bir sistem ve düzen değişiminin en etkin müdahale edeceği alanlardan birisi vergi adaletsizliği olmalıdır.

YOLSUZLUK SIRALAMASI

Türkiye yolsuzluk endeksinde 182 ülke arasında 124. sırada bulunuyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün yayımladığı 2025 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göre, Türkiye 31 puan alarak ülke sıralamasında 17 basamak geriledi. Uluslararası Şeffaflık Örgütü raporunda; 50 ülkenin 2012’den bu yana endekste kayda değer biçimde gerilediğine işaret edilerek Türkiye en sert düşüşlerin yaşandığı ülkeler arasında yer aldı.

Bilindiği gibi bugünkü iktidar “3 Y ile mücadele” diyerek işbaşına gelmişti. Yolsuzlukla mücadele bu “3 Y” arasında yer alıyordu. Uluslararası endeksin de ortaya koyduğu gibi, diğer Y’ler kadar yolsuzluk konusu da ülkemizde önemini koruyor.

İŞ-AŞ SORUNSALI

Ülkemizde iş-aş sorunları büyüyor. Buna koşut olarak yoksulluk da derinleşiyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın raporuna göre; Türkiye’de yaklaşık 3.9 milyon hanede 15.9 milyon kişi yardıma muhtaç durumda. 2025 yılında elektrik faturasını ödeyemeyen 3.5 milyon hanenin ışığı devletin yardımıyla yanmış. 1 milyonu aşkın eve kömür, 1 milyona yakın eve de doğalgaz yardımı yapılmış.

Bu resmi rakamlar bile sorunun büyüklüğünü ortaya koyuyor. Yine bu dönemde 8 milyon yurttaş sağlık primini ödeyememiş. Bütün bu veriler, en geniş toplumsal kesimler için ekonomik-sosyal sorunların önemini ortaya koyuyor.

KAMUCU-HALKÇI DÜZEN

Yaşanan bütün bu ekonomik ve sosyal sorunların üstesinden, ancak kamucu-halkçı bir yaklaşımla gelinebilir. Ülkemizin ilerici-yurtsever siyasal muhalefeti bu bilinçle geleceğe hazırlanmalı, daha da doğrusu geleceği hazırlamalıdır. Tel tel dökülen içinde bulunduğumuz yönetsel sistem ve bozuk düzen, kamucu ve halkçı bir anlayışla değiştirilmelidir.

Ağır sorunların burgacında kıvranan geniş toplumsal kesimler, siyasal muhalefetten güçlü ve güvenilir bir çözüm programı bekliyor. Ülkemiz ve halkımız için esenlikli bir gelecek, birlikte ortaklaşa inşa edilmelidir. Unutulmamalıdır ki içinde bulunulan koşulların olağanüstü ağırlığı, toplumsal-siyasal muhalefete böyle bir birlikteliği zorunlu hale getiriyor.

Yazarın Son Yazıları

Sezon başlamadan kıyı işgali başladı!

Ege ekimizin sürekli ve dikkatli okurları ayırdındadır; deniz mevsimi yaklaştı mı kıyıların işgali konusu öne çıkar. Yaz döneminin yaklaşmasıyla birlikte Ege’de, Akdeniz’de ve daha birçok kıyı yöresinde, deniz kıyısı işgalleri başlar.

Devamını Oku
08.05.2026
Umutsuzlar...

Eğer belleğimiz bizi yanıltmıyorsa ilk gençlik yıllarımızda, ünlü sinema sanatçımız Yılmaz Güney’in yazı başlığımızla örtüşen bir filmi vardı.

Devamını Oku
05.05.2026
Emeğin bayramı, emekçinin mücadele günü

İnsan yaratıcıdır, üretkendir; emek anlamlıdır, kutsaldır. İnsan ve insan emeği/üretkenliği/yaratıcılığı; hayatın olduğu gibi ekonominin de temelidir, olmazsa olmazıdır. Bilişimde ve teknolojide yaşanan onca gelişmeye ve yeniliğe karşın, işlevini ve önemini korumaktadır.

Devamını Oku
01.05.2026
Mutsuzlar ülkesi

Mutluluk konusunu önemseyenler tarafından her yıl ilgiyle karşılanan “mutluluk sıralaması”, bizi mutsuzlar ülkesi olduğumuz gerçeği ile yüz yüze getirdi.

Devamını Oku
28.04.2026
Çocuk bayramı ve çocuk yoksulluğu

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde önemli bir yeri olan meclisin açılış günü 23 Nisan 2020 tarihi, sonraki yıllarda bayram olarak kutlandı.

Devamını Oku
24.04.2026
İlerici seferberlik

Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Sosyalist Partisi ve İlerici İttifak’ın işbirliğiyle İspanya’da düzenlenen toplantı; dünyanın ilerici güçlerini bir araya getirdi.

Devamını Oku
21.04.2026