1991 deneyimi ve HDP’nin tutum belgesi!

29 Eylül 2021 Çarşamba

Kürt sorununun Meclis’te çözümü tartışması bizi, ister istemez 1991’de Erdal İnönü’nün liderliğindeki SHP’nin, “Meclis’te tüm Türkiye temsil edilmeli” ilkesi çerçevesinde bugünkü HDP’nin kökünü oluşturan HEP’le yaptığı seçim işbirliğine götürdü.

O dönem de HEP’in seçime katılmaması için bir dizi “yasal” oyun oynandı. İnönü, bu oyunu bozmak için ciddi bir risk aldı. Parti içindeki eleştirileri de göze alarak işbirliğine gitti. Bunun oy kaybettirebileceği görülüyordu. Ancak İnönü, “Meclis’te temsili” her şeyin önüne aldı. 20 Ekim’de yapılan seçimlerde aralarında Leyla Zana, Hatip Dicle ve Ahmet Türk’ün de olduğu 18 HEP kökenli milletvekili Meclis’e girdi. 1987’de yüzde 24.7, 1989’da yüzde 28.6 oy alan SHP, 20 Ekim 1991 seçimlerinde yüzde 20.7 oy aldı. Özellikle Karadeniz ve Ege Bölgesi’nde ciddi oy kaybı yaşandı. 74 ilin 44’ünden hiç milletvekili çıkaramadı.

Seçimin ardından daha Meclis’te yemin etme töreninde Leyla Zana ile başlayan gerilim ne yazık ki tırmandı. Devamı HEP’li milletvekilerinin polis zoruyla Meclis’ten çıkarıldığı bir süreç oldu.

Keşke o deneyim heba edilmeseydi. 

***

Ayrı bir yazı konusu olabilecek, bundan tam 30 yıl önceki durumu anımsatmamızın nedeni, bugünkü tartışmalara giriş yapmak!

Bütün sorunların Meclis’te çözülmesi ne yazık ki terörden beslenen pek çok kesimin işine gelmiyor. Bu durumda “Meclis” diyenlerin en az onlar kadar akıllı, birikimli, kararlı olması gerekiyor. 

Bugün HDP, Meclis’te temsil edilen bir parti olarak 30 yıllık Meclis birikiminin ardından siyaset üretmeye çalışıyor. HDP’nin genel durumu şu:

- Tüm belediye başkanları tutuklanmış ya da görevden alınmış.

- Pek çok milletvekili tutuklanmış ya da Meclis’ten atılmış.

- Hakkında kapatma davası açılmış.

Bu tablodaki bir parti, “Türkiye’de demokrasi mücadelesi vermek istiyorum” diyerek tutum belgesi yayımlıyorsa bunu önemsemek gerekir. Görüşlerine katılıp katılmamak ayrı konudur.

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, “Siyaset Bilimi” kitabında şöyle bir saptama yapar:

Bir ülkenin en uzak kesimleri bile ülke parlamentosundan bir şeyler beklemeli! Gerçek bütünlük o zaman sağlanır.

HDP’nin 11 maddelik tutum belgesi ve devamında açıkladığı seçim stratejisi siyasetteki sıcak sonbahara merhaba niteliği taşıyor.

Başta 30 yıl önceki deneyimden söz ettik ama AKP’nin de 15 yılı aşan bir deneyimi var. Hangi tutumun nasıl karşılık bulduğunu biliyor. Seçimlerden önce ve seçimlerden sonra olmak üzere iki ayrı görüş geliştiren AKP, önündeki seçime de aynı mantıkla hazırlanıyor. 

Aynı şeyleri yaparak farklı bir sonuç elde edemezsiniz. 

Meclis’teki tüm partileri, o zeminin hakkını vermeye çağırıyoruz.

***

HDP, eğer “Türkiye’nin partisiyim” diyorsa ülkenin tüm sorunlarına kafa yorarken, şunu da unutmamalı:

Kürt sorununda da tüm siyasi partiler taraftır!

Eğer sorun sağlıklı, bütüncül bir zeminde tartışılmazsa daha bu sorun çözülemeden başka büyük sorunlar üretebilirsiniz.

Yukarıda bütün partilerin bu konuda deneyimi oluştu dedik. MHP de Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinin ardından yapılan 1999 seçimlerden sonra hükümet ortağı olarak idamı kaldıran partiler arasında yer almıştı. O dönemin belirleyici partilerinden biri olmuştu.

HDP, Türkiye’nin içindeki gelişmelerin yanı sıra çevremizde olup bitenleri de dikkatle izleyen bir parti. Çevremize bakınca da ortaya çıkan tabloyu şöyle yorumlayabiliriz:

Kılavuzu ABD olanın ülkesi kandan kurtulmaz!

Bu bağlamda yabancı güçlerin, Türkiye’nin iç barışına olumlu katkı yapamayacağını unutmamak gerekiyor.

İdlib’in küçük bir Afganistan haline geldiği dikkate alınırsa Türkiye’nin bir komşusu Afganistan, bir komşusu AB.

Bu uçurumun ortasında nasıl bir ülkede yaşayacağımıza hepimiz karar vereceğiz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bürokrasi sendeliyor! 20 Ekim 2021