Göçkırım!

26 Nisan 2015 Pazar

İnsanlık tarihine en çok yön veren durum nedir sorusuna verilebilecek başlıca yanıt şudur:
Göç…
Bu nedenle tarihi ve göçü yan yana getiren tarif şöyledir:
Göç tarihin motorudur.
Asya’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Amerika’ya göç, tarihin akışını değiştirecek kadar önemli olmuştur.
Daha iyi bir yaşam arayışının sonucu olarak gündeme gelen göçün tek nedeni bu değildir. Yine tarih, zorunlu olarak yaşanan ve içinde tarifsiz acılar barındıran pek çok göçe tanıklık etmiştir. Böylesi göçler o kadar büyük acılar doğurmuştur ki, kırım ve kıyımla birlikte anılmıştır.
Anadolu insanı da bunun acısını, sancısını çok çektiği için şu tanım kuşaktan kuşağa yer etmiştir:
İki göç bir yangın eder!
Anadolu için yapılan şu tarifi de göçle birlikte paylaşmak gerek:
Kavimler kapısı…

***

Anadolu’nun 1915’ini özetlemek gerekirse şu üç önemli olayı yan yana koymamız yeterli olacaktır:
1914’ün sonu 1915’in başındaki Sarıkamış dramı.
24 Nisan 1915’te Osmanlı Meclisi’nin aldığı kararla başlayan Ermeni zorunlu göçü.
25 Nisan 1915’te Çanakkale deniz savaşını kaybedince karadan büyük bir taarruza girişen emperyalist ülkelerin Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehasıyla durduruluşu. Devamında Türkiye Cumhuriyeti’nin önsözünü oluşturan büyük bir destanın yazılışı.
Dram, trajedi, zafer…
Üçü de bizim gerçeğimizdir.
Ermenilerin yaşadığı büyük acı bağlamında vurgulamak gerekirse Birinci Dünya Savaşı tarihin cephesi en geniş savaşı olmuştur. Tarihte ilk kez cephe kavramı anlamını yitirmiş, savaşa katılan ülkelerin neredeyse tüm toprakları savaş alanı gibi olmuştur.
20. yüzyılın ilk 20 yıllık diliminde Balkanlar, Kafkaslar başta olmak üzere Anadolu’ya milyonlarca insan yönelmiş, bunların yaklaşık üçte biri menzile varmadan yolda değişik nedenlerle yaşamını yitirmiştir.
Anadolu’ya gelen kadar Anadolu’dan ayrılan, ayrılmak zorunda kalan da olmuştur.

***

Ermenilerin yaşadığı acıları en iyi anlayabilecek toplumların başında Türkler gelir. Çünkü benzerini onlar da yaşamıştır.
Ancak Ermenilerin yaşadıklarını,
“benzeri bizim de başımıza gelmişti”
diye de geçiştiremeyiz.
100. yıl bu topraklarda yaşanan tüm acılarla yüz yüze gelinmesini sağlayabilir, bu acıları hiçbir küresel gücün kendi politikaları için kullanamayacağı bir zemin oluşturulabilirdi.
Bu anlamda en büyük talihsizlik AKP hükümetidir. Çanakkale zaferinde bile iç ayrımcılık yapan bir zihniyetten tarihe aklın ve bilimin ışığındabakması beklenemezdi. Öyle oldu.
Atatürk’ün dış politika anlayışını, Türkiye’nin etrafında bir barış halkası kurma politikasını biraz özümseyip uygulayabilseydik şimdiye çoktan TürkiyeErmenistan sınırı açılmış olurdu. İki ülke arasına başka bir ülkenin giremeyeceği bağlar kurulurdu.
Ermenilerin yaşadığına bu köşenin diliyle bir tanım üretmek gerekirse şunu söyleyebiliriz:
Göçkırım…
Bunun başlıca sorumlularını bulmak için Birinci Dünya Savaşı’nı iyi okumak yeterlidir.


Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020
Nasıl bir Bayraklı? 5 Kasım 2020