Medya PatronlarınaBir Önerim Var...
Mustafa Sönmez
Son Köşe Yazıları

Medya PatronlarınaBir Önerim Var...

07.07.2012 03:38
Güncellenme:
Takip Et:
\n

Cumhuriyetin Esad görüşmesinin Türkiye ve dünya medyasında tarih yazdığını, dost-düşman herkes kabul ediyor. Bu olay, Nasıl bir medya sahipliği? sorusu üzerinde düşünmemiz için de iyi bir fırsat. Görüşmeyi başarıyla gerçekleştiren Utku Çakırözer, büyük bir takdiri hak etti. Ama Utku, Cumhuriyetin gazetecisi olmasa bunu yapabilir miydi? Aynı röportaja talip olan Özkök, Birand, Zaman da iyi gazeteciler. Ama randevu aldıkları halde gidemediler, bu tarihi görevi üstlenemediler. Eminim büyük bir ukde kalmıştır içlerinde. Büyük bir eziklik yaşıyorlardır ve samimiyetle, üzülüyorum onlar ve Utkunun yerinde olmak isteyen birçok gazeteci, yazar için. Çünkü gazeteci, bir yanıyla sanatçıdır. Meslek, yaratıcılık içerir. Yaratamayan sanatçı kurur, ölür. Kısıtlanan gazeteci de içten içe kurur.

\n

Türkiye medyası, ne yazık ki, gazetecilerin yaratıcılıklarını kullanamadıkları, iğdiş edildikleri acınası bir durumda. Türkiyenin en seçkin beyinlerinden bir bölümü medya alanında. Ama bu insan kaynağı, becerilerini istediği gibi kullanabiliyor mu? Üstlendiği halkın haber hakkına hizmet görevini özgürce yerine getirebiliyor mu? Buna evet demeyi çok isterdim, ama biliyoruz ki cevap kocaman bir hayır. Cumhuriyette Utkunun yapabildiğini Doğanda Özkök ve Birandın, diğer merkez medya gazetecilerinin neden yapamadıkları çok açık. Cumhuriyet, ekonomik imkânsızlıklarına rağmen, özgür; merkez medya ise varlıklı ama bağımlı, rehin alınmış. Medya gücünü vaktinde, politik ve ekonomik amaçları için, sermaye birikimi için tepe tepe kullanan patronlar, bumerang etkisine maruz kaldılar. AKP iktidarında o medya gücü ile vuruldular, rehin alındılar. İktidarın kırmızı çizgilerinin dışına çıkarlarsa, sırtlarındaki banka, maden, inşaat, iletişim, enerji yatırımları, her an darbe yiyebilir. Şakası yok, bunu Aydın Doğan üstünde ibreti âlem olsun diye uyguladı RTE

\n

***

\n

Eminim, kadrolarındaki gazetecilerin, yazarların Cumhuriyete gıpta ile bakışlarını, merkez medyanın patronları da paylaşıyordur. Esad görüşmesini niye bizim gazete, kanal yapmadı, niye bizim ismimiz günlerce Türkiye gündeminde, dünya gündeminde yankılanmadı, diye hayıflanıyorlardır. Bunun nedeni ile yüzleşmeyi biliyorlarsa eğer, kahroluyorlardır. İşte tam da bu olay, bir vesile oluşturmalı medya patronlarına. Artık görmeliler ki, özellikle Türkiyenin içinden geçtiği dönemde holding bünyesinde medya taşımak, patlayıcı madde taşımak kadar tehlikeli. Artık görmeliler ki, medya yatırımı, holdinglerine, gruplarına dışsal yarardeğil, dışsal zarar getiriyor. Sürekli zarar yazan bir medya var ve üstüne üstlük, bu alanın patronu olmak, iktidarın saldırısına uğramak için de bir bahane. Medya yatırımlarından hiçbirinin para kazanmadığını, medyayı majestelerinin hizmetine sunarakdışsal yarar sağlamanın da bedelinin çok ağır olduğunu görmüş olmalılar.

\n

Bu çerçeve içindeki bir medyanın sahibi olmak, sorumluluk taşıyan gazeteci yöneticiler için, yazarlar için de mutluluk verici değil. Medya aristokrasisi içinde bu durumu umursamayan, çeşme akarken testimi doldurmaya bakayım, diyen çürükler, omurgasızlar az değil, elbette. Her yerde olur böyleleri. Ama çoğunluk? Çoğu kıdemli ya da çiçeği burnunda gazeteci, böyle bir bağımlı medyada mutlu olmaz, olamaz. Kendini ifade edemediği, başarıyı yakalayamadığı, gerçekleri yazıp ortaya çıkaramadığı bir mesleğin neresi tatmin sağlayabilir ki?

\n

***

\n

AKP ve cemaat aparatı medyadan umudum yok, ama AKP rejiminin rehin aldığı Merkez Medyapatronlarına bir önerim var. O da Cumhuriyet modelini denemeleridir. Özgürleşmek için, Cumhuriyet modeli... Yani, bir vakıf inşası ve sadece gazetecilik yapan, holding ile bağını koparmış, ekonomik olarak da özerkleşmiş medya yapılanmalarına geçmeleri O kadar ki vakıflar, patron soyadlarını değil, medya markalarını taşımalı. Hürriyet Vakfı, Milliyet Vakfı, Habertürk Vakfı, Akşam Vakfı, NTV Vakfı gibi Önerim, çalışanlarının örgütlenmelerine engel koymamaları, sendikal yapılanmanın vakıf yönetiminde söz sahibi olması, çalışanların söz ve karar sahibi oldukları medya işletmelerine dönüşmeleri Bu bir fantezi değil. Çok gerçekçi bir öneri. Bunu yapan medya patronu ölümsüzleşir. Bir kere, siyasi iktidarın hedefi olmaktan kurtulur, ekonomik olarak rahatlar. Özerkleştireceği medya kuruluşu ve çalışanlarına da, her tür iktidar ve holding baskısından kurtulup gürül gürül habercilik, gazetecilik yapacakları bir iklim sunmuş olur. Sonuçta, halkın haber alma hakkının önünü tıkayan ne varsa, ortadan kaldırarak takdir kazanır.

\n

Böyle bir dönüşüme, hatta devrime, mutlaka holdinglerin yönetimlerinden, medya kuruluşlarının üst yönetimlerinden itirazlar olacaktır. Medya etiğini boş verip hedefe odaklanmış, medyayı araç, silah olarak kullanmaya alışmışlar, bundan mahrum kalmaktan mutsuz olabilir, itiraz edebilirler. Medya yöneticisi olarak patronun sunduğu bol sıfırlı maaşlardan, makam araçlarından, kredi kartlarından, postlardan vsden mahrum kalacak medya aristokrasisinin bir bölümü de bunu bir ütopya olarak görüp bir kalemde karalayabilir.

\n

Ama geri kalanlar, gazetecilik mesleğini hakkıyla icra etmek için yanıp tutuşanlar, özgürce yazıp özgürce program yapmak isteyenler, böyle bir dönüşümü coşku ile karşılayacaklardır. Daha demokratik, güdümsüz, daha yatay ilişkileri olan, adil bölüşümün geçerli olacağı kurumlarda çalışmayı kim istemez?

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Sadece Sen mi Mağdursun, Bra?*

Devamını Oku
04.03.2013
Çakma İhracatın Naylon Kahramanları

Devamını Oku
02.03.2013
AKP-PKK: Olmayacak Duaya Amin!.

Devamını Oku
01.03.2013
Kelebeğin Rüyası ve Mükellefiyet...

Devamını Oku
25.02.2013
3x5 Hedefi: Hoş, Ama Boş...

Devamını Oku
23.02.2013
Kürt Düğümü: Kim Çözer, Kim Çözemez (2)

Devamını Oku
22.02.2013
Kürt Düğümü: Kim Çözer, Kim Çözemez (1)

Devamını Oku
20.02.2013
Yabancıların Kazanç Transferi 120 Milyar $

Devamını Oku
18.02.2013
Dış Sermaye Kalitesiz, Ya Yönetim?

Devamını Oku
16.02.2013
Cari Açıkta Altın Pişkinlik!..

Devamını Oku
15.02.2013
Terörü Finanse Etmişsin... Mülga!..

Devamını Oku
13.02.2013
Devlet Raporunda Gelir Uçurumu...

Devamını Oku
11.02.2013
Biz, Kendi Söküğünü Dikemeyenler...

Devamını Oku
09.02.2013
Aç Tavuğun Kürt Petrolü Rüyası (2)

Devamını Oku
08.02.2013
Aç Tavuğun Kürt Petrolü Rüyası (1)

Devamını Oku
06.02.2013
Bir Türk-Kürt Federasyonu Rüyası...

Devamını Oku
04.02.2013
TÜİK'ten Yanıt: Altın mı, Ne Altını?

Devamını Oku
02.02.2013
Yüzde 1'in Sömürüsü Anadili mi Seçiyor?..

Devamını Oku
01.02.2013
Ne Yüzde 1'i, Yüzde Yarımın Türkiyesi...

Devamını Oku
30.01.2013
SGK: Çalışan Azaldı, TÜİK: Arttı...

Devamını Oku
28.01.2013
Tüccarlaşmadan Kültür Üretmek...

Devamını Oku
26.01.2013
24 Ocak: Neoliberal 'Yık-Yap'ta 32 Yıl...

Devamını Oku
25.01.2013
Vadeler Kısalıyor, Burunlar Uzuyor...

Devamını Oku
23.01.2013
Dışarıya Türk Yatırımı: Neyin Nesi?

Devamını Oku
21.01.2013
Paris'teki Kan, Irak'taki Petrol... (2)

Devamını Oku
19.01.2013
Paris'teki Kan, Irak'taki Petrol... (1)

Devamını Oku
18.01.2013
Bütçe Başarısız Umut, Büyümede...

Devamını Oku
16.01.2013
Gıdada Fahiş Kâr Kimin Umurunda?..

Devamını Oku
14.01.2013
Nar Tanesi Vurgun Senesi

Devamını Oku
12.01.2013
Dış Sermayenin Altında Kalmak...

Devamını Oku
11.01.2013
Dış Sermaye ve AKP'li Son 10 Yıl

Devamını Oku
09.01.2013
Cepte Görgüsüzlük ve İnternet Erişimi...

Devamını Oku
07.01.2013
Sorarsın da, Cevap Alabilir misin?

Devamını Oku
05.01.2013
Medyada Geçen Yıl ve Bu Yıl...

Devamını Oku
04.01.2013
En Mağdurlar: İşsiz ve Güvencesizler...

Devamını Oku
02.01.2013
Ücretli Sınıf: 'Senede Bir Gün'

Devamını Oku
31.12.2012
Üretici Sahipsiz, Tarım İnişte...

Devamını Oku
29.12.2012
Tüketici Tedirgin, İhracatçı Bezgin...

Devamını Oku
28.12.2012
İnşaat Yorgun, Sanayi Pusulasız...

Devamını Oku
26.12.2012
2012'nin Sınıfsal Bilançosu (1) Finans Sermayesinin İşleri Tıkırında

Devamını Oku
24.12.2012