Reis’in ‘zamanı’

10 Eylül 2016 Cumartesi

Despotluğuyla nam salan Kuzey Kore diktatörü Kim Jong-Un, bir yıl önce ülkesinin saat dilimini değiştirdi. Ülkenin Seul’la paylaştığı ortak GMT saat diliminden çıkarak “yarım saatlik” ilave farkla kendine özgü bir “Pyongyang zamanı” icat etti.
Pyongyang’ın kararı siyasiydi.
Kuzey Koreli yetkililer değişikliği, o ana dek geçerli olan zaman kuşağını vaktinde kendilerine empoze etmiş olan “Japon emperyalizmine başkaldırı” diye tanıttılar.
Pyongyang’ı, siyasi-ekonomik müttefiği Çin dışında, bölgedeki tüm ülkelerden ayırarak soyutlayan bu zaman dilimi değişikliği, Kore Yarımadası’nın Japon işgalinden kurtuluşunun 70. yıldönümüne denk getirildi. Bir taşla iki kuş…
Kuzey Kore’nin gerçekte meramı bir yanda siyasi sponsoru Çin’le safları sıklaştırmak olurken, Batı’ya yakın Güney Kore ile de mesafeyi açmaktı… Kuzey Kore’nin dikta rejimi altındaki izolasyonizmini büsbütün derinleştiren bu yeni saat dilimi tercihi, siyasi nedenlerle yapılan saat dilimi farklılıklarına son örneklerden sadece biri.
Bir diğeri 2014’te Rus işgaliyle Ukrayna’dan koparılan Kırım’da saatlerin Moskova ile eşleştirilerek 2 saat ileriye alınması oldu. Ve Kırım’ın Ukrayna ile arasında “2 saatlik” bir delik açıldı.

Neden siyasi-ideolojik
2000’lerdeki başka bir yakın örnek Venezüella’nın ABD karşıtı eski devlet başkanı Hugo Chavez’in tetiklediği “saat dilimi farkı” olmuştu. Venezüella saatini yarım saat ileri taşıyarak “Washington’ın emperyalist zaman diliminden çıkaran” Chavez’in ekonomik kayıplara mal olan bu hamlesi sonra ardılı Nicolas Maduro tarafından geri alındı.
Bir ülkenin, böyle “yaptım oldu” şeklinde ekonomik, siyasi ve coğrafi ilişkilerini etkileyen bir zaman diliminden çıkarılıp farklı zaman dilimine taşınması hemen hiçbir zaman rasyonel gerekçelerle olmuyor. Zaman dilimi değişikliğini hep siyasi ve ideolojik tercihler yönlendiriyor. Bu değişiklikleri, yukardaki örneklerde gördüğümüz üzere hemen her zaman diktatör/otoriter liderler, ekonomik rasyoneller hilafına yapıyorlar.
O nedenle bir ülkede “zaman dilimi” değişikliği olduğunda bu değişikliği yapan mercilerden tutarlı ve mantıklı açıklama beklemek boş. Çocuklar yeni saatle okula gitmek için karanlıkta yola koyulacak, bizler de zifiri karanlıkta işten geri döneceğiz, kimyamız bozulacak, enerji tasarrufu yerine enerji israfı olacak, yoğun ekonomik ilişkilerde olduğumuz ülkelerle bu ilişkilerimiz sarsılacak… Dolayısıyla bu doğru bir karar değildir şeklinde argümanlarla bir tavır değişikiliği beklemek faydasız.
Milyonlarca insanın yaşamını etkileyen ve ülkelerin uluslararası konumlarını şartlayan “zaman dilimi değişiklikleri”, hiçbir zaman makul savlarla gelmez. Türkiye’de de böyle oldu. Önceki gün Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararla artık hep yaz saatinde kalınacağı “yurttaşlara” tebliğ edildi.
Bu Türkiye’nin fiili zaman dilimi değişikliği ile GMT+2’den GMT+3’e geçmesi demekti.
Bu uygulamayla AB başkentleriyle saat farkımız 2’ye çıkarken, Riyad-Mekke hattıyla saatler eşitleniyordu.

‘Referansımız İslam’
Her alanda “uygarlık çatışması”na girdiğimiz Avrupa’dan, maddi zaman “saat” itibarıyla da uzaklaşıyor ve Ortadoğu ile senkronize oluyorduk…
Saat dilimi” tartışmaları ilk su yüzüne çıktığı dönemde de yazmıştım:
Tarihi “Demokrasi amaç değil, araçtır” söyleşimizde “Usta”, “Referansımız İslamdır. Referansımıza ters hiçbir şey yapmak ve yaşamak istemiyoruz” demişti...
Saatler de belli ki artık “Usta”nın referansına göre şekillenecek. Onun referansıyla akacak. Gelin şimdi “Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır” diyen Ahmet Hamdi Tanpınar’ı anmayın.
Türkiye’ye “ayarı veren insan”, zamanı Suudi Arabistan’la sıfırlamak istiyor.
Tanpınar bugün yaşasaydı “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”ne yeni bir cilt kazandırırdı... 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020