G.Saray’ın böyle bir turnuvada Arsenal ve Porto gibi devlerle oynaması harika bir şey. “Avrupa’nın devlerinden biri olacağım” diyorsan, öncelikle onlarla aynı podyuma çıkacaksın. Yenmek veya yenilmek hiç önemli değil... Büyük düşüneceksin..Üzerindeki kompleksten sıyrılacaksın, yarın öbürgün bu rakiplerden biri Şampiyonlar Ligi’nde karşına çıkınca da bocalamayacaksın. Bu yüzden ilk işimiz sezon başının en önemli turnuvalarından birinde gövde gösterisi yapan G.Saray’a alkışlarımızı göndermek.
Oyunun teknik analizine gelince. G.Saray, Arsenal karşısında ilkyarıda bocaladı. Rakip kale önünde pozisyona bile giremedi. Bunda Elmander’in etkisizliği kadar Selçuk’un yerine oynayan Engin’in Arsenal orta sahasının arasında kaybolmasının da rolü büyüktü. G.Saray için iki artı tarafı vardı bu devrenin: birincisi Amrabat’ın üstün çabası, ikincisi Chedjou’nun her geçen gün takıma daha çok ısınması. Chedjou’nun topu oyuna sokarken de çok başarılı olduğunu gözlemledik. Walcott’un orta ile karışık gönderiği topun gol olmasında Melo’nun hatası büyüktü. Hamle yapıp yanıltmasa, Muslera o topu çıkarabilirdi.
İkinci yarıda çok daha farklı bir G.Saray izledik. Bunda Drogba, Sneijder ve Emre Çolak’ın oyuna girmesi çok etkili olmuştu. G.Saray çok daha iyi pas yaptı, rakip kale önünde tehlike yarattı, hepsinden önemlisi rakip Arsenal ile başabaş mücadele etti. Drogba ile önce penaltıdan eşitliği sağladı, ardından da galibiyeti yakaladı.
Drogba için ayrı bir paragraf açmak şart. G.Saray’a saha içinde sağladığı katkıyı dün taraflı tarafsız herkes gördü. İngilizler Drogba’nın G.Saray forması altında yaptıklarına bir kez daha tanık oldu. Fildişili yıldız Londra’ya bir selam gönderdi ki, olacak şey değil. Drogba bir marka. Drogba, Sarı - Kırmızılı takıma Avrupa arenasında çok şeyler kazandırıyor. Değerine değer katıyor. Sözün özü dünkü bir hazırlık maçıydı. G.Saray’ın Emirates Kupası’nı kazanması da o kadar önemli değildi. Asıl önemli olan bu turnuvanın G.Saray’a kattığı değerdi.
\n