Ali Ulvi’yi tanımak...
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Ali Ulvi’yi tanımak...

31.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Metin PEKER

Karikatürcüler Derneği Başkanı

Sanat ölmez, dahası hep yaşar, yaşatır da.

Peki sanatçı ölür mü? Niçin ölsün sanatçı? Sanatın asil kollarında sürekli yüzen bir yüzücü ise, ömrünü buna adamışsa, anlaşılsın veya anlaşılmasın, bizden haberli veya habersiz yaşamaya devam eder sanatçı. Anlaşılmak bir kıymetse, anlaşılamaması daha fazla kıymettir. Anlaşılma ve anlaşılmamanın kavşağında duran sanatçılar ise her türden kıymetten ötededir.

Ali Ulvi, büyük karikatürcü olmaktan öte, büyük bir sanatçı idi. O sanata adanmış bir hayatı, karikatür özelinde süsledi, inceltti, yoğunlaştırdı, derinleştirdi ve ummana akıtan bir nehre dönüştürdü. 

Anlaşılabildi mi?

Fark etmez. Zaman onu kendi terazisinde tartacaktır.

Güzellik nedir?

Karikatürün gür ve sade sesine yaslanması, onu kolay anlaşılmanın olduğu yerde tutmaz. Tutmadı da nitekim. Leonardo’nun dediği üzere, “Güzellik fazlalıktan arınmışlık”sa eğer, o en güzel arınmaya el verdi. O günceli bile geleceğe aktaran, yoğun bir zihinsel uğraşa davetiye çıkaran, ancak çok küçük bir ışık huzmesi halindeki öteleri, çok önceden işleyebilme mahareti, basireti ve kabiliyetine haiz bir sanatçı idi. Zaman geçtikçe onun çizgilerindeki en açık gibi görünen anlam noktalarının dahi üstü örtülüp, daha zengin, daha karmaşık bir hal aldı. Şaşırtıcıydı bu. Nasıl olurdu da, anlaşılan, bir müddet sonra güç anlaşılana dönüşebilmekteydi. İşte bu sanatçının gücü ve dokunuşuna ait müstesna bir özelliktir.

Ölümünün 22. yılında  Ali Ulvi, örnek, sancılı yaratıcılığın bir timsali olarak görülmeli. Yıllar ne çabuk geçmiş, geçiyor dedirtiyor, bu tamam. Ama sanat geçmiyor, inatla orada duruyor, yaratıcısına saygısını kendi inadında sürdürüyor.

Ali Ulvi ekolü

Türkiye’de karikatürün bir aura yakalamasında onun rolü kalıcı ve parlaktır. Ondan, onun çizim sürprizlerinden nice sanatçı çıkmıştır. Bunu bir ekol olarak da adlandırmak mümkündür; Ali Ulvi Ekolü.

Bir şairin dediğinden hareket edersek her sanatçı benzersiz ama aynı zamanda benzerlerinin bir benzeridir. Ali Ulvi, benzerleri arasında benzersiz kimliği ve kendi kimyasına has renkleriyle her daim anılmayı hak ediyor. Çünkü çizgileri, merhamet ve vicdan; dobralık ve hakşinaslık kokuyor...

Ne mutlu Türkiye’ye ki, böyle bir sanatçıya sahip oldu. Onu tanımak ülkeyi tanımak, sanatını tanımak, karikatürünü, karikatürcüyü tanımaktır, ne mutlu Ali Ulvi’yi tanıyanlara...

Yazarın Son Yazıları

İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

“Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır.”

Devamını Oku
14.04.2026
İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar.

Devamını Oku
14.04.2026
İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026
Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026
Bana kim ‘üstadım’ diyecek! - Hamdi Yaver Aktan

Yaklaşık 20 yıl olmuş; “üstadım” diyordu. Üstat kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026