Eskimeye ayarlanmış ürünler - Prof. Dr. Çağatay GÜLER
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Eskimeye ayarlanmış ürünler - Prof. Dr. Çağatay GÜLER

20.10.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Eskimeye ayarlama, bir ürünün faydalı ömrünün ayarlanarak üretilmesidir; başka bir deyişle bilerek ve isteyerek; yapay biçimde düzgün çalışmayı durduracağı, onarılması ya da değiştirilmesinin gerekeceği bir zamanı oluşturmaktır. Malların ya da ürünlerin kasıtlı olarak uzun süre dayanmayacak şekilde tasarlanıp üretildiği durumlara “planlı eskitme”, “erken eskime”, “eskimeye ayarlama”, “eskime tuzağı” denmektedir. Ürün olması gereken sürede eskimesine, kullanılabilirliğini yitirmesine yönelik bir tür zamanından önce eskimeye “ayarlanır”. Dolayısıyla tüketiciye kurulmuş bir “tuzaktır”. 

UZUN ÖMÜRLÜ ÜRÜNE VEDA

Yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve “Dördüncü Sanayi Devrimi” ile birlikte hepimiz, “uygun görülen zaman geldiğinde” bozulan, geçerliliğini ya da popülaritesini yitiren elektronik aygıtları güncel tutabilme çevrintisinde yitip gitmemeye çalışıyoruz. Bir düşünün ülkeler kaç kez elektronik aygıt sistemlerini ve donanımlarını değiştirmek zorunda kaldı? Bu yaşa kadar kaç televizyon, kaç kamera, kaç cep telefonu ya da kaç bilgisayar değiştirdik? Sürekli yenilenen teknolojiler sıraya dizilip teker teker sunulmadı mı? 

Kimileri ürünlerin çabucak eskimesini ayarlamayı ekonomiyi canlandıran bir yaklaşım olarak savunmaktadır. 1929’daki çöküşe benzer ekonomik krizlerin önlenmesiyle ilgili olarak ilk kez emlak komisyoncusu Bernard London tarafından bir rapor kaleme alınmıştır. 1932 tarihli bu raporda London, ekonomik çöküşü önlemeye yönelik çeşitli önerilerde bulunmuştur. Bu görüşü savunanlara göre çabucak eskime ve hızlı yenilenmeden oluşan bir piyasanın uzun ömürlü ürünlere yavaş yenilendiği piyasalardan daha iyi olduğunu düşünmektedirler. 

TÜKETİCİ FARKINDALIĞI

Sonuçta bu yaklaşım bir büyüme stratejisi olarak görülmeye hatta birçok ürünün piyasa stratejisine en baştan dahil edilmeye başlandı. Erken eskime ayarı, özellikle oluşturdukları karteller olmak üzere uluslararası şirketler sayesinde küresel ekonominin en yaygın yöntemlerinden biri haline gelmiştir. Bu yaklaşımlarla ilgili tüketici farkındalığı etkin reklam kampanyaları ile ortadan kaldırıldı. O ürünün yenilenmesiyle ilgili harcamaların tüketici çoğunluğunca göze almalarını sağlayacak teknikler geliştirildi.

Belirli aralıklarla yeni bir ürüne geçmek, sınırlı kaynakların tüketiminde ve atık oluşumunda artış anlamına gelir. Erken eskimeye ayarlanmış ürünler çevre ve çevre sağlığı açısından doğal kaynakları sömüren, atık yükünü artıran çevre düşmanı bir savurganlık ve sahtekârlıktan başka bir şey değildir. Sözgelimi bilgisayar ve diğer elektronik bileşen atıklarının dev boyutlardaki küresel yükünde hızlı teknoloji değişimi ve düşük başlangıç maliyetinin yanı sıra erken eskime ayarının da çok büyük etkisi olmuştur. 

DÖNGÜSEL EKONOMİ

Piyasa başarısı için her yolu geçerli sayan bir üretici için daha ilk denemede kendini ele veren bir ürün yerine belirlenmiş bir sürede eskimeye ayarlanmış ürün çok “masum” bir yöntem sayılabilmektedir. Kötü niyetli üreticilere çok çekici gelen bu yaklaşım önemli boyutta olumsuz dışsallık nedenidir. 

Hammadde tüketiminin azaltılması ve atıkların yeniden kullanılmasına dayanan döngüsel ekonomi ilkesinin yerleşmediği; çevre sorumluluğunun ve tüketici bilincinin gelişmediği ülkelerde bireyler eskimeye ayarlanmış ürün tuzağına çok kolay düşmektedir. Kullandığımız aygıtın bakım ve onarım gereksiniminin nasıl olup da garanti süresinin dolmasından hemen sonra ortaya çıktığını ya da elinizdeki aygıtın işlevlerinin yüzde kaçını kullandığınızı düşünmeye başlamanın tam zamanıdır.

PROF. DR. ÇAĞATAY GÜLER

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026