Kamala Harris’in başkanlık hayali - Sarp Sinan HACIR
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kamala Harris’in başkanlık hayali - Sarp Sinan HACIR

24.11.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen hafta ABD Başkanı Joe Biden, kolonoskopi olacağı için yetkilerini kısa süreliğine yardımcısı Kamala Harris’e verdi. ABD’de 2020 seçimlerinin olduğu dönemde hep şu cümle kullanılırdı;

“BİDEN DÖRT SENEYİ ÇIKARAMAZ!” 

Bu kolonoskopi rutin olarak açıklansa da Biden’ın genel sağlığı pek iyi görüntü vermiyor. Bu dört yılı bir şekilde çıkarsa bile 2024 seçimlerinde başkan adayı muhtemelen Harris olacak. Kendisi de partisi de bu adaylığa zaten yıllardır hazırlanıyor.  

2016’da Hillary Clinton “baş düşman” Trump’a kaybettikten sonra Harris partisinin geleceği olarak başkan adaylığına kendini hazırlamıştı. Tabii 2020 ön seçimleri Harris’i fena yıpratınca başkan adaylığı Biden’a kaldı. Seçim sonrası Harris’in önünde engel az gibiydi ancak şu an bakıldığında işi epey zor gözüküyor.

HALKTA KARŞILIĞI VAR MI?

Kamala Harris’in 2020 adaylığının önündeki en büyük engel parti tabanında sevilmemesiydi. Demokratların üst düzey üyeleri arasında popüler olsa da ön seçimde resmen çakıldı. Peki neden? Dünya medyasının yüzünü ancak birkaç yıldır tanıdığı bir siyasetçi bu kadar reklama rağmen neden sevilmiyordu?

Önce biraz kendisinden bahsedelim. Kamala Harris göreve geldiği andan itibaren kimliği ile epey ön plana çıktı. “İlk siyah kadın başkan yardımcısı” unvanı tüm gazetelerde manşetteydi. Ancak Kamala’nın kimliği biraz karmaşık. Baba tarafı Jamaika’lı bir beyaz, anne tarafı ise Hint kast sisteminin en üstündeki Brahmin sınıfından. Yani ABD’de yıllarca ötekileştirilmiş Afro-Amerikalılardan değil kendisi.

Ancak siyahların kendisine önyargılı olmasının sebebi bu değil. Harris, Kaliforniya başsavcılığı yaptığı dönemde büyük skandallara imza atmıştı. Yüzlerce hatta binlerce siyah gencin ufak tefek işlerden hapse atılmasına yol açmıştı. İddiaya göre mahkûmların sayısının fazla olması birçok alanda “bedava işgücünün” artmasına yol açıyordu. Bu iş gücünden olmak istemeyen başsavcı Harris kullanıcı-satıcı ayrımı yapmadan uyuşturucuyla yakalanan her genci içeri atıyordu. Kendisinin uyuşturucu kullanıp kullanmadığı sorulduğunda sadece gülerek yanıtlamıştı Kamala Harris. 

Bu iddialar önseçim münazarasında yüzüne çarpıldı ve seçim kampanyasının sonu oldu. 

ZOR GEÇEN İLK YIL

Biden’ın ilk yılı, seçmeninde epey hayal kırıklığı yarattı. Çakılan ekonomi, aşırılara kaçan Covid-19 aşı dayatmaları, işsizlik, Çin’e gereken karşılıkların verilememesi, Afganistan faciası derken daha ilk yıldan epey ağır bir bagajı sırtlamak zorunda kaldı Biden yönetimi. Kamala Harris ise bu dönemde epey sessizdi. Son haftalarda CNN’de çıkan bir makale ortalığı karıştırdı. Biden ile Harris’in arasında meğer epey sorun varmış. 

Harris’in iddiasına göre Meksika sınırındaki mülteci krizi gibi  “kaybedilmesi kesin” cephelere hep kendisi yollanıyormuş. Biden tarafı ise bunun doğru olmadığını ve Harris’in sorumluluktan kaçtığını söylüyordu. Aralarında sorun olmadığını gösterme niyetiyle Biden geçirdiği altyapı yasasının Harris sayesinde geçtiğini aktardı. Ancak Harris birçok toplantıya katılmamıştı bile. 

Şimdi bakıldığında ise Harris’in halkta desteği yüzde 28, yani Biden’dan 10 puan az. Demokratların 2024 için “Trump tehdidi” yaklaşırken elindeki tek koz olan Harris’in şansı giderek azalıyor. Müdahale edilmediği takdirde Demokratlar 2024 seçimlerini Cumhuriyetçilere vermiş olacak. Asıl mesele şu: ABD bir dört yıl daha Trump’ı kaldırabilir mi?

SARP SİNAN HACIR

ARAŞTIRMACI - YAZAR

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026