Kıbrıs’ta 15 Temmuz 1974 darbesi - Ahmet GÖKSAN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kıbrıs’ta 15 Temmuz 1974 darbesi - Ahmet GÖKSAN

15.07.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı olarak kurulmasından Rum toplumu rahatsızlık duyduğunu gizlemiyordu. Cumhurbaşkanı sıfatını taşmakta olan Makarios Ankara’ya çağrılarak uyarılmıştı. Ziyaret, garantör ülkeleri yakından tanımak olarak değerlendiriliyordu. Gerek Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel gerekse Başbakan İsmet İnönü tarafından uyarılmasına karşın adaya dönüşünden kısa süre sonra anayasa değişikliğine ilişkin önerilerini içeren muhtıra gönderiyordu.

Kıbrıs Türklerine tanınmış olan eşitlik maddeleri ile ayrı belediyelerin kurulmasının değiştirilmesi isteniyordu. Büyük kentlerde Türk ve Rum bölgelerinde ayrı belediyelerin kurulması anayasal hüküm altına alınmıştı. Kendilerini adanın tek egemeni olarak gören Rum yöneticiler hükmü egemenliğin paylaşımı olarak görüyorlar ve değiştirilmesini istiyorlardı. Bu istekleri kabul edilmeyince hükümeti bozarak Türklere saldırıya geçtiler.

Buna koşut Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş antlaşmalarında belirlenen asker sayısı Rum tarafında aşılıyordu. EOKA terör örgütü de siyasi ve askeri olmak üzere bölünmüş bir görüntü veriyordu. Siyasi bölüm Makarios’un denetimine verilirken askeri sorumluluk da Grivas’ın denetimine veriliyordu. Rumlar arasındaki bölünmüşlük tarafların silahlanmasını da beraberinde getiriyordu. Yunanistan kaynaklı olarak getirilen silahların yasal gümrük kapılarından girişi yapılıyordu.

Doğal olarak silahlanan gruplar arasında karşılıklı suikast olayları da hatta Makarios’a karşı da suikast girişimleri de yaşanıyordu. Bu dönemde İçişleri Bakanı Yorgacis, karakol ziyareti yapacağız denilerek birlikte çalıştığı Yunan bir subay tarafından Lübnan’a gidecek uçaktan indirilerek Değirmenlik bölgesinde öldürüldü. Daha sonra açıklanan öldürülme gerekçesinde Makarios’a karşı düzenlenen suikastların sorumlusu olduğu belirtiliyordu. 

Rum halkı Yunanistan’dan yasadışı olarak getirilen askerlerden rahatsızlık duyuyorlar ve kavgalar yaşanıyordu. Bu sırada EOKA terör örgütünden ayrılan bir grup Rum, Yunan subayların gözetim ve denetimin de EOKA-B çatısı altında çalışmalar yaparak silahlanmaya de ivme kazandırıyorlardı. 

Askeri darbe sonrasında Yunanistan cuntası aradan geçen sürede halkın hoşnutsuzluğunu ortalıklardan kaldırmak için başarı öyküsü yazmak istiyordu. Kıbrıs’ta Makarios’a karşı yapılacak bir darbe için ortamın uygun olacağı savı ile harekete geçildi. AKEL komünist partisinin adanın Yunanistan’a bağlanması için partinin genel kurulundan alınmış iki adet ENOSİS kararı vardı. Böyle bir kararın alınmış olması ile cuntacı ve yerli işbirlikçilerin darbe girişi için ortamın uygun olduğu düşüncesi ile 15 Temmuz 1974 tarihinde düğmeye basıldı.  

Yaşanan iç çatışmalar ve kendisine karşı düzenlenen suikast girişimleri nedeniyle Makarios, duyduğu rahatsızlığı cuntanın başındaki Fedon Gizikis’e 02 Temmuz 1974 tarihinde yaşadıklarını özetleyen geniş içerikteki mektupla anlatıyordu. 

Mektubun son bölümünde Makarios, “Yunan hükümeti ile işbirliğinin kesilmesini arzu etmiyorum. Ancak hatırlatmak gerekir ki ben Kıbrıs’a Yunan hükümetince atanmış bir memur yahut onun vekili değil ama Helenizm taraftarı geniş kesim tarafından seçilmiş bir liderim ve bu nedenle Milli Merkez’in bana karşı anlayışlı bir tavır göstermesini talep ederim” diyerek samimi dileklerini sunuyordu. 

AHMET GÖKSAN

YAZAR

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026