Olaylar Ve Görüşler

Madımak’ta bir Aziz - Olcay BAĞIR

02 Temmuz 2022 Cumartesi

İslam ülkelerinde büyük tartışma yaratan Hint asıllı İngiliz yazar Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” romanının, Bakanlar Kurulu, Türkiye’de yasaklanmasına karar vermişti. 

O günlerde Aziz Nesin, bir aydın duyarlılığıyla verilen karara itiraz ederek kitabın yayımlanmasını üstlendi. Böylece sahibi ve başyazarı konumunda olduğu Aydınlık gazetesinde kitabın bazı bölümleri yayımlandı.

Yurtiçinden ve yurtdışından gelen tepkiler üzerine Nesin, Rüşdi’nin romanını yayımlamak istemesindeki amacının, yazarın davasına hizmet etmek ya da Türkiye’deki tutucuları kışkırtmak olmadığını belirten açıklamasını kaleme aldı.

Her dönemde her fırsatta hedef gösterilen Aziz Nesin’e karşı bu olayların ardından linç kampanyası başlatıldı. Ağır hakaretler, iftiralar ve tehditler Nesin’i yıldırmadı.

‘YARASI KAPANMAZ’

Aziz Nesin, 1993 yılının 2 temmuzunda Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında Sivas’a gittiğinde gerici basında günlerdir yayımlanan kışkırtıcı haberler de amacına ulaştı. “Sivas Aziz Nesin’e mezar olacak”, “Şeriat isteriz”, “Kahrolsun Aziz Nesin” diye bağıran gericiler, etkinliğe katılan aydınların kaldığı Madımak Oteli’ni ateşe verdi. Etkinliğe davetli olan 33 aydın ve iki otel görevlisi katliamda yaşamını yitirdi.

“Açık sözlüyüm, düşünürüm, düşündüğümü söylerim. Bundandır ki ömrümün uzun bir süresini ya hapishanelerde geçirdim ya ölümle burun buruna geldim. Ancak bir olay var ki yarası kapanmaz, kapanamaz” der usta, hatırladıkça burnunun direkleri sızlar.

‘BU KAÇINCI ÖLDÜRÜLÜŞÜM’

Önce yağmalama sonra ise “Yakın ulan yakın” sesleri ve tekbirlerle çevredeki araçların ateşe verildiğini anlatır Nesin: “Ateşin kızıllığı, dumanın siyahlığıyla birleşip çevremizi sarmıştı. Bu kaçıncı öldürülüşüm bilmiyorum fakat ölüme en yakın olduğum anı artık görebiliyordum. Her şey 5-10 dakika içinde olup bitmişti. Aşağı taraftan korkunç çığlıklar gelmeye başladı. Bağırıldı, yardım istendi ve sonra sesler sustu. Artık sıra bendeydi. Kesin olarak ölüme hazırdım. Lütfi Kaleli birkaç kez ‘Ölüyoruz abi’ dedi. Dedim ‘Ölüyoruz, öleceğiz. Başka çare yok’. Sonra dönüp Lütfi’ye ‘Beni şu yatağa yatır, bu güruha kötü bir ceset vermek istemiyorum. Korkarak ölen bir adam gibi görünmeyeyim. Köşeye büzüşmüş bir adam gibi ölmeyeyim’ dedim.”

LİNÇ VE CEHENNEM

O sırada otelin önüne bir itfaiye aracı yaklaşır. İtfaiye merdivenlerinden inerken RP’li Meclis üyesi Cafer Özçakmak, “Asıl öldürülecek hayvan burada” diye bağırıp güruhun dikkatini oraya çekmeye çalışır. Sonrasını usta anlatsın:

“Tam kurtuluyorum derken artık Sırat Köprüsü’nde gibiydim. Devam etsem linç, geri dönsem cehennem vardı. Merdivenlerden inerken çökmüş haldeydik. O sırada görevlilerden biri beni bileğimden çekerek kalabalığın ortasına attı. Yere düştüm, tekme ve yumruklarla vurmaya başladılar. Sonrasında polis arabasına kadar sürüklendim. Yaralı olarak kurtulmuştum ancak 35 can, yıllar sonra bile yeri doldurulamayacak onlarca değer katledilmişti.”

İddianamede olayların nedeni, “şenliklere katılanlar” olarak gösterildi. Aziz Nesin’in varlığıysa “eylemin hazırlayıcı sebepleri” arasında sayıldı. Usta yazarı Sivas katliamından iki yıl sonra, yine bir temmuz gününde, söyleşi ve imza günü için gittiği İzmir’de kaybettiğimizde 80 yaşındaydı. Öldüğü güne kadar halkını bilinçlendirme ve Aydınlanma savaşından geri durmadı.

OLCAY BAĞIR 

GAZETECİ / YAZAR


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları