NATO: Küresel jeopolitik aktör - Nejat ESLEN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

NATO: Küresel jeopolitik aktör - Nejat ESLEN

27.06.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

NATO Liderler Zirvesi, 28 Haziran'da Madrid’de başlayacak. Zirvede, ittifakın uzun vadeli caydırma ve savunma yeteneklerinin güçlendirilmesi, Rusya’ya karşı Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesi, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelikleri gündemi oluşturacak. En önemlisi, NATO’nun yeni stratejik konsepti onaylanacak, stratejik konsept içinde ilk kez Çin’e karşı uygulanacak önlemler yer alacak.

NATO’NUN GÖREV ALANI

NATO; ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra geliştirdiği, kurallara dayalı liberal dünya düzeninde, özellikle ABD çıkarlarını korumak ve geliştirmek için kurulmuş bir örgüttür. Birleşmiş Milletler, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi yapılar da doların küresel para rezervi olarak kabul ettirilmesi de aynı kapsamdadır. Günümüzde de ABD; NATO’yu özellikle ve öncelikle korumaya çalışmakta, değişen koşullara göre güncellemekte, sürdürmeyi arzuladığı dünya düzeni için kullanmak istemektedir.

NATO’nun görev alanı, Kuzey Atlantik’tir. Kurucu antlaşmanın beşinci maddesinde görev alanı Avrupa ve Kuzey Amerika olarak tanımlanmıştır. Soğuk Savaş sonrasında, Afganistan ve Libya gibi alan dışı bölgelerde görev yapan NATO; yeni stratejik konsept benimsemiştir. Bu konsept içinde, Çin’e karşı önlemler, ittifakın Asya-Pasifik’te ABD müttefikleriyle işbirlikleri planlaması, asli görev alanı dışında, küresel jeopolitik bir aktöre dönüşmesi vardır. Bu durum, ABD’nin küresel güç mücadelesinde NATO’yu yalnızca Rusya’ya karşı değil, aynı zamanda Asya-Pasifik’te Çin’e karşı da bir araç olarak kullanması anlamına gelmektedir.

NATO’NUN GENİŞLEMESİ 

Soğuk Savaş sonrası, NATO’yu sürekli Rusya’ya doğru genişleten ABD; yeni stratejik konseptle birlikte Arktik’te Rusya’nın önünü kesmeye, Baltık Denizi’nde, Karadeniz’de dünyaya açılmasının yollarını tıkamaya çalışacaktır. İsveç ve Finlandiya’nın üyelikleri, Arktik ve Manş Denizi’nde, ABD çıkarları için önemlidir. Türkiye’nin, Finlandiya ve İsveç’in üyeliklerine direnci, ABD’nin Arktik ve Manş Denizi’ndeki planlarını zora sokmaktadır. Yeni stratejik konsept, Karadeniz’i, Rusya’ya karşı gerginlik alanına dönüştürürken Türkiye’yi bu coğrafyada zorlu tercihlerle karşı karşıya bırakacaktır. 

Rusya’nın yanlış zamanda Ukrayna’ya askeri müdahalesi, ABD’nin, Rusya’yı Avrupa güvenliği karşısında tehdit göstererek “beyin ölümü gerçekleştiği” duyurulan NATO’nun, ABD’nin istediği şekilde toparlanmasına olanak sağlamıştır. NATO’nun yeni stratejik konsepti de Avrupa ülkelerinin kendi, bağımsız siyasi ve askeri güvenlik yapısını kurmaktan uzak olduğunu kanıtlayacaktır. NATO’nun Avrupalı üyeleri, yeni stratejik konsepte koşut, savunma bütçelerini artırarak daha fazla ABD silahı alacaklardır. ABD; mevcut dünya düzenini ve küresel liderliğini sürdürmeye, bu amaçla NATO’yu jeopolitik bir araç olarak kullanmaya kararlıdır. Bu sürecin nasıl gelişeceğini sadece ABD’nin girişimleri değil, Çin’in stratejik sabrı, zekâsı, dolaylı stratejik hamleleri ve Rusya’yla dayanışmasının derecesi belirleyecektir.

TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ

ABD’nin küresel çıkarlarıyla, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını, NATO’nun yeni stratejik konseptinde örtüştürmek olanaksızdır. Çünkü NATO stratejik konseptinin tehdit ve hasım olarak tanımladığı Rusya ve Çin, Türkiye’nin güvenlik çıkarları karşısında sorun oluşturmazken PKK-YPG terör örgütü, Doğu Akdeniz, Ege Denizi söz konusu olduğunda, Türkiye’nin güvenlik sorunlarının Atlantik kaynaklı olduğu izlenmektedir. Türkiye; geleceğin karmaşık küresel jeopolitik ortamında, güvenliğini milli esaslara dayandırmalı, jeostratejik önceliği Mavi Vatan dahil iç cephenin güçlendirilmesine vermelidir.

NEJAT ESLEN

EMEKLİ TUĞGENERAL

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026