Neredesiniz hukuk fakülteleri? - Av. Erol Ertuğrul
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Neredesiniz hukuk fakülteleri? - Av. Erol Ertuğrul

04.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

1960’lı yıllarda Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da olmak üzere iki hukuk fakültesi vardı. Bugün Türkiye’de özel hukuk fakülteleri ile birlikte 92 hukuk fakültesi var.

Ben Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Fakülte 5 Kasım 1925 günü “Ankara Hukuk Mektebi” adı ile Atatürk tarafından açılmıştı. Atatürk o gün, “Bu kurumun açılışında duyduğum mutluluğu hiçbir yerde duymadım” demişti. Bu sözler bizim onur duyduğumuz yol göstericimiz oldu. İstanbul ve Ankara hukuk fakültelerinin efsane öğretim üyeleri vardı.

Demokrat Parti’nin hukuk dışı uygulamalarına ve özellikle Tahkikat Komisyonu adı ile yargılama yetkisi verilen kuruma karşı 28 Nisan 1960 günü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenciler eyleme başladılar. Polis orantısız güç ile öğrencileri susturmaya çalıştı. Orman fakültesi öğrencisi Turhan Emeksiz polis kurşunu ile yaşamını yitirdi. Onlarca hukuk öğrencisi yaralandı. İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sıddık Sami Onar öğrencilerin yanında yer aldı ve polis yumruğu ile kaşı yarıldı. Sıddık Sami Onar daha sonra İstanbul Üniversitesi rektörü oldu. 27 Mayıs 1960’tan sonra da anayasayı hazırlayan kurula başkanlık yaptı.

YOL GÖSTEREN HOCALAR

29 Nisan günü Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde de öğrenciler Demokrat Parti’nin hukuka aykırı eylemlerine karşı gösterilere başladılar. Polis silahlı saldırıda bulundu. Hukuk fakültesinin dış duvarlarındaki polis kurşun izleri yıllarca silinmedi.

Prof. Dr. Bülent Nuri Esen 60’lı yıllarda benim Ankara Hukuk Fakültesi’nde anayasa hukuku öğretmenimdi. Bülent Nuri Esen, “Özgürlük kürsüde ders anlatan bir profesörü gerektiğinde eleştirmektir” diyordu ve bu söylemi ile çok ilgi görüyordu. Onun dersleri dolup taşardı ve üste sınıf öğrencileri bile onun derslerini izlemeye gelirlerdi. Prof. Dr. İlhan Arsel, anayasa hukuku öğretmenimizdi. İlhan Arsel, hukuk, laiklik ve özgürlük sevdalısıydı. Onun “Kadın ve Şeriat” adlı kitabı çok ünlüydü ve hepimiz için aydınlatıcıydı. Hicri Fişek, Coşkun Üçok bize yol gösteren akademisyenlerdi.

İstanbul ve Ankara Üniversiteleri hukuk fakülteleri akademisyenleri de Cumhuriyete ve hukuka bağlı, gerektiğinde bu yoldaki eylemlere destek veren, yazıları ve kitapları ile yol gösteren kişilerdi. Öğrenciler bir hukuk dışılığa, bir haksızlığa karşı çıktıklarında bu değerli bilim insanları öğrencilerinin yanında korkusuzca yer alırlardı. Bizler hukuk devletini, bağımsız yargıyı, kuvvetler ayrılığı ve haksızlıklara karşı çıkmayı bu efsane akademisyenlerden öğrendik. O yıllarda üniversiteler özerkti. Günümüzde Erdoğan’ın atadığı rektörlerle üniversiteler yandaşlaştırılmıştır.

Ne acı ki bu efsane profesörler artık yok. Hukuk devletine, hukuk ilkelerine aykırı sayısız işlem oluyor ama hukuk fakültelerinden hiç ses çıkmıyor. Üniversite öğrencileri hukuksuzluklara karşı eylemler yapıyorlar, darp edilip, gözaltına alınıp tutuklanıyorlar. Hukuk fakültelerinden hiç ses çıkmıyor. Sanki onlar bu güzel ülkede yaşamıyorlar.

HUKUKA SAHİP ÇIKMAK

İstanbul’un belediye başkanı önce gözaltına alınıyor, günlerce gözaltında tutuluyor, sonra da tutuklanıyor. Hukuka aykırı biçimde 31 yıllık diploması iptal ediliyor. Bu iptali İstanbul Üniversitesi yapıyor. İstanbul da belediye başkanları “gizli tanık”ların iftiralarıyla gözaltına alınıp tutuklanıyorlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanları gözaltına alınıp tutuklanıyorlar. Parti genel başkanları gözaltına alınıp tutuklanıyorlar. Başka kentlerde CHP’li belediye başkanları gözaltına alınıp tutuklanıyorlar. Hukuk fakültelerinden hiç ses çıkmıyor.

Tutuklama son başvurulacak yol olduğu halde, kişiler önce tutuklanıyor, sonra haklarında suç uydurması yapılıyor. İmamoğlu’nun afişleri, sesi yasaklanıyor. Anayasanın açık hükmüne karşın AYM kararları uygulanmıyor. “Yeni anayasa” adı altında gerici ve bölücü bir anayasa hazırlanıyor. Tek adam sistemi sürsün isteniyor. Görülmemiş bir zulüm yapılıyor, zulüm ailelere uzanıyor, kimse sesini çıkarmasın isteniliyor. Hukuk fakültelerinden hiç ses çıkmıyor.

Tevfik Fikret’in “Millet Şarkısı” şiirindeki, “Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa/ Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır/ Göz yumma güneşten ne kadar nuru kararsa/ Sönmez ebedi her gecenin gündüzü vardır/ Silkin şu uyuşukluk tozu uçsun üzerinden/ Billah yaşamak yerde sürüklenmeye değmez” dizeleri unutulmazdır. Hukuk fakülteleri, artık uyanın.

Yazarın Son Yazıları

Aşı karşıtlığı ve toplumsal etkileri - Ülkü Sarıtaş

Bakteri, virüs gibi mikrobial ajanlarla meydana gelen hastalıklardan korunmak amacıyla etkisi zayıflatılmış mikrobial ajanlar veya bunların genetik yapısını taklit eden parçacıkların laboratuvarda üretilmesi ile elde edilen aşıların tarihçesi yaklaşık iki bin yıl öncesine dayanmakta, Çin ve Hindistan’da aşıya benzer uygulamaların yapıldığı tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Devamını Oku
04.05.2026
Eğitimde güvenlik sorunu - Levent Nayki

14 Nisan 2026 Salı günü Şanlıurfa’da bir okulda silah patladı.

Devamını Oku
04.05.2026
Gelir düzeyi ve kentsel dönüşüm - Aydın Öncel

Türkiye deprem kuşağında ve oldukça fazla riskli yapı stoğu olan bir ülke.

Devamını Oku
02.05.2026
Emek ve dayanışma - Kemal Akkurt

İşçi sınıfının 1886 yılında ABD’nin Şikago kentinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları başkaldırı hareketi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nın ilk kıvılcımı oldu.

Devamını Oku
01.05.2026
İşçi sınıfı yeniden - Doğan Ergenç

20. yüzyılda işçi sınıfının önemli kazanımlar elde ettiğini söyleyebiliriz.

Devamını Oku
01.05.2026
1 Mayıs 137 yaşında - Engin Ünsal

Bugün İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs aslında kanla yazılmış bir emek hareketinin anılma ve sömürüye karşı evrensel dayanışmanın sergilendiği gündür.

Devamını Oku
01.05.2026
Sine-i millete dönmek - Şule Özsoy Boyunsuz

Türkiye’de kamuoyunca zaman zaman gündeme getirilen ve sine-i millete dönmek olarak ifade edilen “topluca istifa”, aslında anayasal olarak var olmayan bir beklentiye dayanıyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Uçak gemileri - Hakan Ercan

Uçak gemileri, modern askeri gücün görkemli ve fakat tartışmalı unsurlarından biri olmaya devam ediyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Maden işçilerinin zaferi üzerine - Cuma Gürsoy

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık kadar çokturlar / Mücadelemizde sadece onların destanı vardır.”

Devamını Oku
30.04.2026
Denge ve denetim krizi - Mahmut Aslan

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, özellikle muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik adli ve idari süreçlerde belirgin bir yoğunlaşma gözlenmektedir.

Devamını Oku
29.04.2026
Yanlarına kâr kaldı... - Berna Özgül

Türkiye'de motokuryeler yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, cezasızlıkla da mücadele ediyor.

Devamını Oku
29.04.2026
Çocuk koruma mı, dijital gözetim mi? - Mehmet Utku Şentürk

Türkiye’de sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi ve VPN hizmetlerine kadar uzanan kimlik doğrulama zorunluluğu tartışmaları, yalnızca çocukların korunması meselesi değil; aynı zamanda temel hak ve özgürlükler açısından kritik bir kırılma noktasıdır.

Devamını Oku
29.04.2026
Doğum sonrası depresyonu anlamak - Ece Başak Karakaş

Doğum; ailenin heyecanla beklediği bebekle ilk karşılaşması, çoğu zaman sevinç, umut ve yeni bir başlangıç duygusuyla anlatılır.

Devamını Oku
28.04.2026
Laik, demokratik ulus devlet - Selçuk Kosa

Rönesans, 1400 ve 1700 yılları arasında Avrupa halklarının sırasıyla kilise ve monarşiye karşı başlattığı bilim ve özgürlük savaşıydı ve kazanıldı.

Devamını Oku
28.04.2026
Kentler suskun - Aykurt Nuhoğlu

Siyaset, hızlı düşünmeyi ve doğru kararları zamanında alabilmeyi gerektirir.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal'in 36 saat süren Çanakkale röportajı

10 Aralık 1915 günü Çanakkale’den ayrılan Albay Mustafa Kemal, 1916’da tuğgeneraliğe terfi etti.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026
Vatansever olmak, ya da olmamak… - Erol Ertuğrul

Kimse vatan haini olmak istemez.

Devamını Oku
22.04.2026
Yanılsamalar ve gerçekler üzerine... - Cengiz Kuday

Politika, çoğu zaman sanıldığı gibi gerçekleri bütünüyle inkâr etmek ya da doğrudan yalan söylemek değildir.

Devamını Oku
22.04.2026
Okullardaki şiddetin çözümü - Ömer Adıgüzel

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı eylemlerin gerekçelerine ve yapılması gerekenlere ilişkin çok farklı görüş ve çözüm önerileri elbette mümkündür.

Devamını Oku
21.04.2026
Egemenlik bölünemez - Cihangir Dumanlı

İktidar terörü bitiren hükümet olarak siyasal kazanç sağlamak amacıyla “terörsüz Türkiye” sloganı ile yeni bir açılım süreci başlatmıştır.

Devamını Oku
21.04.2026
Faturanın büyüğü buzdağının altında - Mehmet Özdağ

AKP iktidarının enerji politikaları, kamu kaynaklarının şirketlere aktarıldığı bir finansal mekanizmaya dönüştü.

Devamını Oku
20.04.2026
Çocuklar nasıl yetiştiriliyor? - Mustafa Küpçü

Çocukluk yıllarımda anımsadığım bir olaydır; Dükkân komşumuzun atölyesinden gelen feryat figan bir çocuk sesi ile irkildik.

Devamını Oku
20.04.2026
Okul saldırılarını çocuklarla konuşmak

Bazı haberler vardır, günlük yaşantımızın ortasına düşer, okur okumaz en yakınımızdakilerle paylaşma gereksinimi duyarız.

Devamını Oku
18.04.2026
Bir başka bakışla Köy Enstitüleri - Günay Güner

Geçen her yıl Köy Enstitülerinin değeri daha iyi kavranıyor, okullarımıza özlem artıyor.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyet eğitimine vurulan hançer! - İhsan Tayhani

Kuruluşunun üzerinden seksen altı yıl geçmesine karşın Köy Enstitüleri, 1940’lı yılların özgün ve çağcıl bir eğitim atılımıdır.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyetin eğitim devrimi - Mustafa Gazalcı

Kuruluşunun 86. yılını kutladığımız Köy Enstitüleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli eğitim devrimidir.

Devamını Oku
17.04.2026
Kimsesizlerin kimsesi eğitim kurumları - Duran Güldemir

“Bu öğretmenler köyümüze geldikten sonra bizim ne söyleyecek sözümüz kaldı, ne de gücümüz...”

Devamını Oku
17.04.2026
Bozkırın genç fidanları - Mücteba Binici

Önümde, zamanın yıpratıcı etkisinden nasibini almış, kenarları kıvrılmış, sararmış siyah-beyaz bir fotoğraf duruyor.

Devamını Oku
17.04.2026
Savaşın yeni genetiği - Cumhur Utku

Savaş tanımı ve savaşın ilkeleri bu günlerde modern ve köklü bir değişim geçirmektedir.

Devamını Oku
16.04.2026
Türkçemizi koruyalım - Erol Tuncer

Dil uzmanı değilim.

Devamını Oku
16.04.2026
Hukuk herkese lazım - Ahmet Özer

Giderek genişleyen baskı iklimi, Türkiye’yi devasa bir hapishaneye dönüştürdü.

Devamını Oku
15.04.2026
Özel emekli aylığı - Engin Ünsal

Uzun bir çalışma döneminin sonunda emeklilik kişinin huzur içinde geçim kaygısı olmadan sevdikleri ile geçireceği bir kavram olmalıdır.

Devamını Oku
15.04.2026
İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

“Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır.”

Devamını Oku
14.04.2026
İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar.

Devamını Oku
14.04.2026