Pandora’nın Kutusu Capitol Hill’de Açıldı - Dr. A. Murat ŞENER
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Pandora’nın Kutusu Capitol Hill’de Açıldı - Dr. A. Murat ŞENER

22.01.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

6 Ocak’taki Capitol Hill baskını bir isyan” değil, sivil bir iktidar tarafından organize edilen açık bir darbe girişimiydi ve kuşkusuz ABD siyasi tarihinde bir dönüm noktasıydı. Güdülen amaç, özü itibarıyla bir seremoniden ibaret olması gereken Biden’ın başkanlığını tescil edecek 2. seçmen oylarının kayda geçmesini engellemek ve bu sayede yeni hükümeti daha henüz başa gelmeden devirmekti.

Demokratik işleyişi, gerçek dışı itirazlarla durdurmaya çalışan Cumhuriyetçi senatörler ve dışarıdan Kongre binasını basmak suretiyle tehdit ve baskı unsuru oluşturan Trump taraftarları, gündemi belirledi. Yeni deliller, 6 Ocak’ta yaşananların suikast, bombalama ve kaçırma eylemleri de dahil olmak üzere hangi boyutlara varabileceğini gözler önüne serdi.

Öyle ki, 13 Ocak’ta Trump’ın ikinci azil sürecinin önünü açan oturum olağanüstü önlemler altında gerçekleşmiş, 20.000 milli muhafız konuşlandırılmıştı. Dahası FBI, 20 Ocak’taki başkanlık devir teslimi öncesi 50 eyalet başkentinde olası silahlı isyanların çıkabileceği yönündeki istihbaratı kamuoyu ile paylaşmıştı. Washington D.C. ordu tarafından korunan bir kale haline getirildi.

BU KALABALIK NEYDİ, BU CESARETİ KENDİNDE NASIL BULDU?

Trump bu seçimi kaybetmesinin, yalnızca hileyle mümkün olabileceğini daha seçimler yapılmadan çok önce söylemeye başladı. Ve kaybetmesi durumunda seçim sonuçlarını kabul etmeyeceğini açıkladı. Nitekim 3 Kasım’dan itibaren her fırsatta seçimlerin kendisinden çalındığı yalanını gündeme taşıdı.

Burada dikkat çeken unsur, kendi yarattığı alternatif realiteyi, onu kült bir lider olarak benimseyen taraftar kitlesine bitmek bilmeyen komplo teorileri, propaganda ve kışkırtıcı söylemlerle dayatabilmesi, onları bu yolla mobilize edebilmesidir. Öyle ki, 11-13 Ocak Axios/Ipsos anketine göre, Trump’ın seçim sonuçlarına itirazına destek verenler kendi taraftarları arasında yüzde 91, Cumhuriyetçi Parti içinde ise yüzde 46 gibi ciddi bir orandaydı.

Ellerinde, Amerikan İç Savaşı’nda ırkçı güney eyaletlerini temsil eden Konfederasyon bayrağı, üstlerinde Auschwitz ve swastika sembolleri taşıyan bu kalabalık, Kongre binasını Trump, Cruz, Hawley, Giuliani gibi Cumhuriyetçilerin kışkırtmalarıyla bastı. Sığ bir milliyetçilik ve şiddet söylemiyle Nazi Partisi’nin paramiliter kolunu da hatırlatan bu topluluk, esasında tarihin her an nasıl tekerrür edebileceğini de bize göstermiş oldu. Trump, 11-12 Ağustos 2017de Charlottesville’de gerçekleşen neo-faşist ve neo-Nazi grupların eylemlerini kınama konusunda isteksiz kalmıştı. 30 Eylül 2020’de, başkanlık birinci münazarasında yine ırkçı grupları açıkça kınamayı reddetmiş, hatta geride bekleyin”, hazır olun” demişti.

Buna karşılık, bir neo-Nazi grubu olan Proud Boys, Trump’ın bu ifadesini logolarına eklemiş, kendi sosyal medya platformlarında da geride bekliyoruz ve hazırız efendim” mesajını yayımlamışlardı. 20 Aralık’ta, 6 Ocak’ta orada olun, saldırgan olun” ve 6 Ocak günü, Pensilvanya Caddesi’ne yürüyeceğiz. Aramızdaki zayıf olanlarımıza ülkemizi geri almaları için ihtiyaç duydukları cesaret ve gururu vereceğiz. Çılgın gibi kavga etmezseniz artık bir ülkeniz olmayacak” ifadeleriyle son fitili ateşlemişti.

SÜREÇ BİZE NE ANLATIYOR?

Olayların Amerikan siyasi tarihinde bıraktığı izi Daniel Byman ve Richard Haass’ın satır aralarında okumak mümkün. Foreign Affairs’de Byman, bu olayın ABD’yi bir muz cumhuriyeti” gibi gösterdiğini yazmış; Haass ise dünyada Amerika sonrası” dönemin bir başlangıç tarihi varsa o tarihin 6 Ocak olduğunu belirtmiştir.

ABD’li bürokratlar arasında da dünyaya ışık saçan tepedeki şehir” miti artık sorgulanmakta. ABD güçlü bir kurumsal devlet yapısına, sağlam bir kamuoyu ve hukuk sistemine sahip. Fakat içi boş bir milliyetçilik, artan iktisadi eşitsizlik ve neo-liberal sisteme duyulan hoşnutsuzlukla yükselen toplumsal radikalleşme, bugün ABD için de ciddi bir tehdit. David Gergen, ABD içinde artan ırkçılık ve holiganizmin birbirinden ayırdığı rekabet halinde iki farklı Amerika’nın olduğunu söylüyor.

Trump’ın başkanlık seçimini kaybetmesine rağmen almış olduğu 75 milyon popüler oy, Amerikan tarihine bir Cumhuriyetçi siyasetçinin aldığı en yüksek rakam olarak geçti. Capitol Hill’de yaşananların ardından, Trump’a Cumhuriyetçiler arasındaki destek hâlâ yüzde 45 dolayında. 11-13 Ocak Axios/Ipsos anket sonuçlarına göre, Trump destekçilerinin yüzde 92’si, Cumhuriyetçi Parti’nin ise yüzde 42’si, Trump’ın 2024 başkanlık seçimleri için tekrardan Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olmasını istiyor. 9-14 Ocak SSRS anket sonuçlarına bakıldığında, Biden’ın kazandığı oyları meşru gören Cumhuriyetçiler’in oranı sadece yüzde 19’da kalıyor.

Trump, Senato’da 17 Cumhuriyetçi oyun sağlanması durumunda suçlu bulunacak ve siyasetten uzaklaştırılacak. Ayrıca, 14. yasa değişikliğinin 3. maddesi uyarınca da dava açılıp, 2024 başkanlık seçimlerinde aday olmasının önü kesilebilir. Fakat burada asıl mesele Trump değil. Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle ortaya çıkan siyasi yalanlar ve komplo teorileri, Büyük Buhran’ın ardından Adolf Hitler’i tam 15 yıl sonra aynı söylemlerle Almanya’nın başına getirmişti.

Sorulması gereken temel soru şu: ABD kurumsal bütünlüğünü koruyor, fakat içerideki kutuplaşma ve yükselen radikalleşmeye karşı ne kadar dayanabilir? Timothy Snyder’ın da dediği gibi, tekrarlanan büyük yalanların” rejimlerin otoriterleşme sürecinin bir parçası olduğunu insanların artık görmesi gerek.   

DR. A. MURAT ŞENER


Yazarın Son Yazıları

Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026