Şanlıurfa’nın kurtuluşu: 11 Nisan 1920, 100. Yıl
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Şanlıurfa’nın kurtuluşu: 11 Nisan 1920, 100. Yıl

11.04.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

PROF. DR. COŞKUN ÖZDEMIR

Zorluklarla ve kayıplarla dolu bu günlerde Şanlıurfa, kurtuluşunun 100’üncü yılını kutluyor. Yazık ki onu, geleneksel coşku ve halkın katılımı ile yapamayacak. Şanlıurfa ile birlikte yurdumuzun bu salgından gecikmeden kurtulmasını diliyor, hemşerilerimi kutluyorum.

Şanlıurfa tarihi bir ilimiz. Kısaca tarihine bakarsak 11. yüzyılda Haçlıların elinde idi Urfa. 12. yüzyılda Selahaddin Eyyubi, 13. yüzyılda ise Selçukluların egemenliğinde kaldı. Sonraki yıllarda Moğolların hâkimiyetine geçti. 15. asırda Akkoyunluların sınırları içinde kaldı. Şanlıurfa’nın dili ve lehçesinde bu yılların büyük etkisi vardır ve bu yüzden komşu illerden farklıdır bu dil. Nihayet 1517’de Osmanlı hâkimiyetine girdi. 1923’te artık Türkiye Cumhuriyetinin bir ili oldu.

Ben Cumhuriyetin 6. yılında iki Cumhuriyet öğretmeninin evinde doğmuş bir Urfalıyım. Cumhuriyetin sonraki yıllarda önü kesilen aydınlanma yıllarını yaşadım. Benim kuşağım hayata büyük umutlarla başlamıştır. 1984’te hak ettiği “Şanlı” unvanını aldı ilimiz.

Milli Mücadele’de Şanlıurfa

1920’de Urfalılar şehrini ve onun özgürlüğünü savunmak için her şeyini ortaya koymuştur. Önce İngilizler işgal etti Urfa’yı (Mart 1919). Musul’un İngilizlere bırakılması üzerine onlar 1919 Eylül’ünde Güneydoğu Anadolu’yu terk ettiler. Bundan bir ay sonra ekim ayında 3 bin kişilik kuvvetleri ile Fransızlar Urfa’ya girdiler.

Bu işgalin ardından Urfa’da yavaş yavaş bir Kuvayi Milliye gücü oluşmuş ve bunun liderliğini Yüzbaşı Ali Saip (Ursavaş) Bey üstlenmiştir. Ali Saip Bey, şehrin ileri gelenleri ile toplantılar düzenlemiş, onlarla işbirliği yapmıştır.

Bunlar arasında emekli Binbaşı İhsan Bey, Kaymakam Şevket Bey, Hacı Mustafa Bey, Hacı İmam ile İlyas Bey ve Bedricizade Halil Bey vardır. Ancak onun girişimlerini haber alan işgal kuvvetleri şehirden uzaklaşmasını istediler. Buna direnemeyen Ali Saip Bey 16 Ocak 1920’de Diyarbakır’a gitti, oradaki 13. Kolordu ile bağlantı süregeliyordu.

Ali Saip Bey, 7 Şubat 1920’de geri dönerek Urfa yakınına, Karaköprü’ye geldi, 9 Şubat’ta çatışmalar başladı ve devam etti. 5 Mart’ta milli güçler tarafından, Fransızların ve ayrılıkçı Ermenilerin mevzilerine bir saldırı gerçekleşti ve 13. Kolordu’dan destek istendi. 9 Nisan’da işgal kuvvetlerine 24 saatte ili terk etme çağrısında bulundu.

Başlayan çatışmalar sonucunda Fransızlar çekilme kararı verdi. 11 Nisan 1920’de Urfa, Kurtuluş Savaşı’nın kahramanları 12’lerin öncülüğünde halkın oluşturduğu milis kuvvetleri ile Ankara’da kurulan ihtilal meclisinden 12 gün önce şehirlerini özgürlüğe kavuşturdu. Bu kurtuluşu izleyerek Urfalı milisler, Antep savunmasına da destek vermişlerdir.

Urha, Edessa, Urfa…

Urfa tarihine bakarsanız şehri “Urha” diye anan Sümerlere, Edessa diyen Romalılara, Büyük İskender’e, Selahaddin Eyyubi’ye divan edebiyatının ünlü Şairi Nabi’ye, Orfeus’a, daha yakınlara gelirseniz Ahmet Arif, Bekir Yıldız, Suut Kemal Yetkin ve daha birçok ünlü kişilere rastlarsınız. Ses sanatçıları Kazancı Bedih, Cemil Cankat, İbrahim Tatlises, Nuri Sesigüzel bunlar arasındadır.

Urfa’dan söz ederken peygamberleri anmamak olmaz. Üç dinin ve tek tanrının kurucusu, putları kıran Hazreti İbrahim ve sabrın simgesi Hazreti Eyüp ve Şuayb peygamberlerin Urfa’da yaşadıklarına inanılır. Bu yüzden kent kutsanan şehir olarak anılır. Putperestliği yok ettiği için Nemrut’un gazabına uğrayan ve sevgilisi Zeliha (Zilkha) ile birlikte ateşe atılan İbrahim peygamber, efsaneye göre ateşin suya dönüşmesi ile kentimize iki güzel göl kazandırmakla kalmamış, iki büyük ateşe şehrin tüm yakacağını taşıyan Urfalıların artık yemek pişirecek yakıt bulamadıkları için çiğköfteyi icat etmelerine yol açmıştır.

Bir Urfalı için balıkları ile birlikte o iki güzelim göl ve çiğköfte en değerli varlıklardır. O göllerde yüzücüler yetişiyor, yüzme müsabakaları yapılıyordu. Kazananlar Türkiye genelindeki yarışmalara katılıyorlardı. Ne yazık ki birkaç yıl önce gazinonun kapısında “Ailelere mahsustur, erkekler giremez” yazısını okudum. 30’lu, 40’lı yıllarda neler yaşanıyordu Urfa’da. Bugün şaşırtıcı görünebilir. Şehrin orta yerinde Türk musikisi yapılan içkili gazino vardı. Halkevi sahnelerinde tiyatro yapılıyor, konferanslar veriliyordu.

Balolar, folklor gösterileri düzenleniyordu. Halkoyunları izliyorduk. Urfa Halkoyunları ekibini babam başöğretmen İhsan Özdemir organize ettiği halkoyunları festivaline getirmişti (1954). 6 Mayıslarda (hıdrellez) yüzlerce uçurtma salıyorduk göklere. Topçu Meydanı’nda tüm Urfa halkı, binlerce okul öğrencileri ile birlikte trampet ve borazanların eşliğinde 11 Nisanları coşku ile kutluyorduk. Sembolik savaşta çeteler Tılfındır Tepesi’ne doğru savlet edip Fransız bayrağını indirip Türk bayrağını kaleye diktiği zaman sevinç ve övünç gösterileri ile inlerdi ortalık.

Oy avcısı politikacılar Cumhuriyet devrimlerine ihanet etmese, aydınlanmanın önü kesilmeseydi, Urfa gerçekten şanlı ufuklara doğru yükselecek, Atatürk’ün hedef gösterdiği uygarlığın tadacaktı..

Keşiflerle artan cazibe

Yaz geceleri avluda yıldızlar öyle yakın ve çokturlar ki adeta uyurken üstünüzü örterler. Ünlü şair ve romancı Halide Nusret Zorlutuna Urfa’da yıllar geçirmiş ve şehrin her şeyine hayran kalmış, Urfa için çok sayıda şiir yazmıştır.

Karşıyakalı öğretmen annem Lamia Özdemir, sevgili Mengü Ertel’in TV programında 30 yıl eşi ile birlikte hizmet verdiği şehir için “Bize garip derlerdi, onların geleneklerine uymamızı beklemezlerdi. Bunca yıl içinde daima sevgi saygı gördüm, orada tek bir kırgınlık yaşamadım” demişti. Urfa son yıllarda bulunan ve yaşı MÖ 12 bin yıllarına uzanan en eski arkeolojik Göbekli Tepe kazıları ve orada bulunan tapınak ile büyük cazibe kazandı.

Burada çalışmalar Klaus Smith ve Harran Üniversitesi’nden Cihat Kürkçüoğlu’nun katılımı ile devam etti, hâlâ ediyor. Kazı bölgesinde ziyaretçiler için bir barınma yeri inşa edildi. Ayrıca Anzelha’nın arkasında Halepli bahçede Amazon kraliçelerine ait mozaikler bulundu. Bunların yaşının da 3 bin olduğu belirtiliyor. Bir arkeoloji bir de mozaik müzesi açıldı Urfa’da. İkisi de görülmeye değer, Urfa için büyük bir zenginlik. Yazıyı uzun yıllardır dillerde dolaşan türkü ile bitirelim:

Kollumu salladım toplar oynadı

Karataş içinden çete kaynadı

Yaşasın Urfalılar teslim olmadı

Di yürü yürü kumandanlar yürü

Urfa çeteleri dönmüyor geri.

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Bu çığlığı duyun! - Mustafa Gazalcı

MESEM, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözde mesleki teknik eğitim merkezleri uygulaması.

Devamını Oku
16.12.2025
ABD’nin esnek realist stratejisi - Nejat Eslen

11 Eylül’ün hemen sonrasında ABD, tek kutuplu dünya düzeninin verdiği cesaretle küresel egemen güç olmanın hayallerini kuruyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Çağdaşlık yolunda bir ömür - Hüseyin Karataş

Çağdaşlık eksikliğine ve dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Prof. Dr. Türkan Saylan...

Devamını Oku
13.12.2025
Geleceğin savaş alanı, Türkiye ve Karadeniz - Doğu Silahçıoğlu

“Erken Cumhuriyet dönemi”nde (1923-1938) savunma sanayisindeki gelişmeler Türkiye’yi; başta uçak olmak üzere harp silah araç gereçlerinde dış satım yapan bir ülke konumuna getirmişti.

Devamını Oku
12.12.2025
Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor

Devamını Oku
12.12.2025
İnsan onuru ve demokrasi - Ayşe Atalay

TDK sözlüğünde “onur” kavramı insanın kendisine karşı duyduğu saygı olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
11.12.2025
Komisyonda emekçinin adı yok - Şükrü Karaman

Milyonlarca emekçinin yeni ücrete ilişkin alacağı kararı merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına yarın başlayacak.

Devamını Oku
11.12.2025
Karadeniz’de neler oluyor? - Can Erenoğlu

Dünyanın en güvenli ve istikrarlı denizi Karadeniz dünyanın en tehlikeli deniz alanına mı dönüştürülüyor?

Devamını Oku
10.12.2025
Gelir adaletsizliği tırmanıyor! - Devrim Onur Erdağ

Türkiye'de emeğin değeri uzun zamandır siyaset meydanında sıkça dile getirilen bir konu.

Devamını Oku
10.12.2025
Erdoğan’ın 2005’teki hayalleri - Kadir Serkan Selçuk

Yıl 2005. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem henüz el konmamış olan Sabah gazetesinin 20. kuruluş yıldönümü için gazeteye bir yazı yazmıştı.

Devamını Oku
09.12.2025
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk - Doğan Sevimbike

Yanis Varoufakis’in No Kings Means No Barons başlıklı yazısı, çağımızın ekonomik ve siyasal düzenini “yeni bir feodalizm” olarak niteliyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Terörist başının ayağına gitmek... - Hatice Topçu

Ulus devletler; tarih bilinci, ortak coğrafya ve dil birliğine dayanır.

Devamını Oku
08.12.2025
‘Kırkyama’ siyaset… - Prof. Dr. Utku Yapıcı

Türk siyasetinde son yıllardaki en ilginç gelişme siyasi kimlikler düzleminde yaşanıyor.

Devamını Oku
08.12.2025
Çocuklarımız artık kimsesiz mi? - Özgür Hüseyin Akış

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında söylenmiş bir cümle hâlâ kulaklarımızda çınlar:

Devamını Oku
07.12.2025
Çözüm mü, çözülme mi? - Ülgen Zeki Ok

Emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki kirli emellerinin önündeki en büyük engel olan Atatürk’ü Türk halkının yüreğinden söküp atmak, yani öldürebilmek için bir gri propaganda yöntemi uyguluyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Tek Çin ilkesi - Wei Xiaodong

Türkiye’de Çin’in Tayvan bölgesi yaygın olarak bilinse de bu bölgeye ilişkin tarihi ve siyasi bilgiler genellikle sınırlı kalmaktadır.

Devamını Oku
05.12.2025