CHP’nin ara seçim çağrısından sonra arka arkaya iki yanıt...
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: “Seçim tartışmaları Merkez Yürütme Kurulu’muzun gündeminde değil. Muhalefetten beklentimiz, ülkenin güncel sorunlarına ortak yanıtlar üretebileceğimiz, birlikte ortaklıklar kurabileceğimiz demokratikleşme için bir çaba ve gayret.”
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç: “‘Terörsüz Türkiye’ meselesi bizim birinci gündemimiz. Bunun üzerinde hakikaten gece gündüz kafa yoruyoruz ve hızlandırılması hususunda da Sayın Genel Başkanımız çok ciddi adımlar atıyor. Bizim önceliğimiz bu şimdi, seçim falan değil.”
Gerçekte içinde bulunduğumuz yıkım döneminde yapılması gereken, ara seçim için AKP’nin ve TBMM’nin onayını gerektirecek şekilde yalnızca 22 milletvekilinin istifası değil, TBMM’den tümüyle çekilmek yani sine-i millet kararıdır. Ama belli ki CHP de nasılsa iktidar açılım sürecinde yasal düzenlemeler için kapımızı çalacak diye düşünüyor.
‘DEMOKRASİ’ YALANIYLA KANDIRMAK
Öcalan açılımının başaktörleri olan MHP ve DEM Parti, demokrasiyi ve insan haklarını yok eden AKP ile işbirliğini sürdürerek demokrasinin geliştirileceği yalanına halkı inandırmaya çalışıyor.
Sahte milliyetçi MHP, zaten Cumhur İttifakı’nın ortağı olarak yıllardır bu AKP’nin payandası konumunda. Halkın sürekli yoksullaştırılması, yargının siyasallaştırılması, emperyalizmin güdümünde izlenen politikaların ülkeye ağır bedeli, ekonomideki çöküş, üzeri örtülen yolsuzluklar... Hiçbiri umurlarında değil.
Etnik milliyetçi DEM Parti ise demokrasinin ancak “baş müzakereci” dedikleri Öcalan’ın serbest kalmasıyla gelebileceği iddiasını sürdürüyor. “Türkiye partisi” olma iddiaları çoktan çöktü, açılım bahanesiyle AKP ve MHP ile el ele ilerlerken bir sorun çıksın istemiyorlar.
Cumhur İttifakı’nın oylarıyla talana geçit veren torba yasalar kabul edilirken, emekçiler süründürülüp doğa ve hayvanlar katledilirken, her gün bir muhalif belediyeye operasyon düzenlenip gazeteciler teker teker hapse atılırken MHP ve DEM “AKP ile demokrasi” hayallerini pazarlamaya devam ediyor, halkı buna inandırmak için de atmadıkları takla kalmıyor!
GERÇEK ÖTESİ BİR DÖNEM!
Terörist başı Öcalan, “Asıl mesele demokrasinin olmamasıdır” diyerek “demokratik siyaset ve müzakere kanallarının güçlendirilmesinin gerekliliğinden” söz ediyor, tüm kamuoyuna ulaşabileceği şekilde düzenleme yapılmasını talep ediyor. İstiyor ki siyasetçilerle rahatça görüşsün, gazetecilere röportajlar versin, “siyasi lider” olarak kabul edilerek kendisine “statü” verilsin, meşrulaştırılsın!
Demokrasiyi geliştirmek, 47 yıl boyunca kanlı terör eylemleri düzenleyen emperyalizm destekli bir örgütün başına kaldıysa, bu derece mantık dışı ifadeler dile getirilebiliyorsa AKP’nin Türkiye’yi düze çıkaracağı iddiası da kolaylıkla ortaya atılabilir.
İçinde yaşadığımız gerçek ötesi dönemde böylesine zırvalayanlara rastlanabilir!
Mutfak tüpünden vergi alanların, pırlantadan alınacak vergiyi son anda yasa teklifinden çıkarması gibi akla zarar işler yapanlar, halkı temsil eden “milletin vekili” olarak görülebilir!
Sahtekarlar, tecavüzcüler, katiller sokaklarda serbestçe gezerken zeytinlikleri yağmacılara karşı koruyanlar hapse atılabilir.
Yıllarca Fethullah Gülen ile flört edenler, 15 Temmuz 2016’dan sonra hiç yargılanmadan ve hesap vermeden “Atatürkçü” ya da “cumhuriyetçi” rolüne girip yine kendini gizleyebilir.
AYNI TONDA ÇIKAN SESLER!
Burası Türkiye!
Dönem, siyasette kaypaklığın tavan yaptığı, işçiler yaşam savaşı verirken zenginlerin servetini katladığı yıkıcı bir dönem.
AKP iktidarda kaldığı sürece hiçbir alanda ilerlemenin kaydedilemeyeceği, aksine emekçilerin her gün zulüm çekeceği gün gibi ortadayken “demokrasi” yalanıyla yurttaşların ağzına bir parmak bal çalanlar, yurtsever halkın değil belli çıkar odaklarının sesidir!
AKP’nin iktidar ömrüne ömür katmak için aynı tonda çıkan o sesleri hiç unutmayın!
NOT: Bugün saat 14.00’te Bodrum Nurol Kültür Merkezi’nde söyleşi ve imza günümüz var. Okurlarımızın bilgisine...