‘Kavun Acısı’, ‘Elmanın Tarihi’
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

‘Kavun Acısı’, ‘Elmanın Tarihi’

05.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Değerli okur! Ben önce şair, sonra yazar, daha sonra da gazete yazarıyım. Hayatımı bu sıfatlara layık olmaya ayırdım. Bugün (5 Nisan 2026), 2 Nisan 1967 tarihinde Aydın’da yazdığım Kavun Acısı adlı şiirimle tanıştıracağım sizi. İkinci şiir Elmanın Tarihi, 5 Ağustos 1968 tarihinde Muğla’da yazıldı. 

KAVUN ACISI 

Bu kavun acısı gelecektir 

bu kavun acısı geçecektir 

demir tavını bulacaktır 

ağır kuru ve gebe bir sesle 

çekiç örse vuracaktır 

karımın devsel yeşil gözleri 

öfkenin şiirini yazacaktır 

Kavun acısı 

kışın ilk sesidir camlarda 

yazın boş bir okul avlusunda birikmesidir, 

unutulmuş bir kalemdir öğretmen masasında 

gülen ayvadır ağlayan nardır 

bir umut sürgünüdür Dicle boyunda 

kavun acısı gelecektir 

kavun acısı geçecektir 

kırağı gibi dalların üzerinden 

bir al turna gibi tüfeğin önünden 

su gibi damlayacaktır 

ve dağlayacaktır yalım gibi 

kavun acısı geçecektir 

kiraz zamanı gelecektir 

Çünkü 

saat çalışır ve tamamlar günü 

bir kan damlar kaldırımın üzerine 

bir daha bir daha damlar 

acı yağmur suyuna karışır 

bir adam durur direğin dibinde 

boynu kıldan ince bir adam 

saat vurur yürek atar kan damlar 

atar sigarasını adam ezer böcek gibi 

atar sigarasını adam ezer yazgı gibi 

atar sigarasını adam, çünkü 

bir yerlerde beyaz mügeler açmaktadır 

incir sütü biber gibi yakmaktadır 

ak döşekler diken gibi batmaktadır, 

dağlar dağlar dağlar çağırmaktadır 

Türkünün yurdu insanın yüreğidir 

türkünün yüreği insanın belleğidir 

onlar senin türkünü anlamazlar 

türkün bütün sularda yıkanmıştır 

bütün otların ince tadını bilir 

bütün zindanları özgürlüğe çevirmiştir 

onlar senin türkünü anlamazlar 

çünkü onlar gak deyince et 

guk deyince su isteyen 

Anka’dırlar 

Kavun acısı geçecektir 

kiraz zamanı gelecektir 

bu kütük çiçeğe duracaktır 

karımın devsel yeşil gözleri 

öfkenin şiirini yazacaktır. 

ELMANIN TARİHİ 

Elmanın hızını düşün 

Tomurcukları gördün bir sabah 

tomurcukları düşün 

saniyede 300.000 kilometre yol alan hızda 

sayısız güneşlere bölünüyordu 

sayısız su kabarcıklarına 

Çiçeklerini gördün bir sabah 

çiçekleri düşün 

güneşin inatçı gücünü 

erguvan tülünü ilkyazın 

tutsak insanları ölü çocukları 

hedefe giden merminin hüznünü 

köyleri kentleri kasabaları düşün 

çiçekleri düşün 

hepsinin düşleri bir 

ama hepsinin düşleri ayrı 

Yeşil tüylerini gördün ilk patlamada 

yeşil tüyleri düşün 

bir şey olmayacakmış gibi duran tüyler 

dengeli bir coşkuyla bekleyip kafa tutarak 

yelin bağrına gümüş kakmalar döken 

yeşil tüyler 

onları düşün 

İlkyazda durumu bu elmanın 

yeşil kırmızıya dönüşecek 

kırmızı tada dönüşecek 

ve sonra doludizgin bir koku 

ve elmanın doruk noktası: 

Yumruktan küçük ve yuvarlak 

kabuğu parlak ve sert 

kırmızıdan yeşile kadar türlü renkte 

kokusu hoş 

tadı tatlı ve mayhoş 

dokusu gevrek ufak çekirdekli-

Gülgiller’den Elma. 

Elmanın hızını düşün 

Elini uzatsan elindedir 

yere düşerse çürür ayrışır 

ve çekirdekleri yayılır toprağa 

toprağın dölyatağına 

Elma çürür ama öcünü içinde taşır 

bir filiz olmanın bir ağaç olmanın öcünü 

Döllenmenin hızını düşün yeşermenin hızını 

yeşilin kırmızının mayhoş tadın ve kokunun 

dalından düşmenin ve çürümenin hızını 

Saniyede 300.000 kilometre yol alan hız 

benim dışımda benden ayrı bana karşı 

parmak uçlarımı karıncalandıran uygar 

sıcaklık 

sevgilimin yeşil saçları gibi yığılan 

ölümün sakladığı dirim 

ertelenen dirim 

benim yaşama tarzım 

bu benim direnmem 

bu benim... 

değişmem delidumanlığım zorbalığım; 

ölümsüz ve benden bağımsız bir başka şey 

bu beni saran beni sarsan bir bengi salgı 

Elmanın hızını düşün sevgilim 

seni beklememin hızını düşün

İlgili Konular: #Şiir