Söz Hitler’den açılmışken...
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Söz Hitler’den açılmışken...

09.01.2016 00:38
Güncellenme:
Takip Et:

Başkanlık sistemi’ni tekrar gündeme getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan, üniter sistemli başkanlık için Adolf Hitler liderliğindeki Hitler
Almanya’sını örnek gösterdi. Ben de okurlara Hitler Almanya’sından
birkaç örnek vermek istiyorum...

Ülkemizde başkanlık sistemi uygulanmalı mı, uygulanmamalı mı tartışmaları sürerken Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın, başkanlık sisteminin uygulandığı ülkeler arasında Hitler Almanyası’nı da sayması, yaygın tartışmalara yol açtı. Hatta Batı ülkelerinin medya organları da konuyla ilgili yazılar yayımladılar. Günler geçmesine rağmen tartışmanın hızı kesilmeyince, okuyuculara Hitler dönemi Almanya’sından kesitler sunalım dedik.

İşte o kesitler:

Kendinin adalet bakanı

(1) “(Hitler’in başbakan yani Şansölye olduğu dönemde) Şansölyelik binasında bizzat Hitler’in, hapishanelere sürekli yeni tutuklular yolladığı biliniyordu. Bu konuda şöyle diyordu Hitler: “Zamanımızı mahkemede harcasaydık, çok işimiz olurdu. Ben hukukçu beylere güvenemem. Paragraf cambazlarını işe karıştırmadan... Tutuklamak çok daha pratik... Kendime bu hakkı tanıyorum. Ben kendi kendimin adalet bakanıyım.” (Hitler Kitabı, Henrik Eberle / Mahtias Uhl (ed.), çeviri: Mustafa Tüzel, Nisan 2009, syf: 3)

‘Devletin efendisi!’

(2) “Hitler, rakibi Röhlm’ü kurşuna dizdirmesinin asıl nedenini yakın çevresine şu sözlerle ifade etti: Artık benimle dalga geçilmesine izin vermiyorum! Bu olay gizli ve aleni tüm düşmanlarıma bir uyarı olsun! Ben Hitler’im! Partinin ve devletin tek bir efendisi var, o da benim.” (Hitler Kitabı, syf: 4)

Ölçüsüz megalomani

(3) “Eski Şansölyelik binası, ölçüsüz bir megalomani içindeki Hitler’e artık yetmiyordu. Vofstrasse’de yeni bir saray inşa edilmesi emrini verdi. – Buraya “Yeni Şalsölyelik (Başbakanlık) adı verilecekti. Yabancı devletlerin temsilcileri gelecekte Yeni Şansölyelik binasına geldiklerinde, Hitler’in büyüklüğü ve sınırsız gücünün aurası karşısında etkilenmeliydiler.

Yılbaşı davetinde Hitler emir subaylarına şunları söyledi: “Bu beyler mozaikli salona girdiklerinde, Büyük Alman İmparatorluğu’nun üstünlüğünü hemen hissetmeliler. Uzun koridorlar misafirlerimin huşuya kapılmasını (gönlü korku ve saygıyla dolu olma) sağlayacak. (...) Hitler’in özel emriyle demiryolu kralı Borsig’in sarayı, Şansölyelik Binası’nın yan binası olarak binaya dahil edildi. Wilhelmstrasse’den Göringstrasse’ye kadar devasa boyutlarda ve görülmemiş lüks içindeki binalar uzanıyordu artık.

Ziyaretçiler, büyük “şeref avlusu”ndan geçerek, pembe-gri mermer sütunların ve altın kaplama ayaklı şamdanların bulunduğu avluya ulaşıyorlardı. Bu avludan, devasa bir Alman kartalıyla süslü mozaikli salona geçiliyordu. Bu salondan da, mermer basamaklarla kubbe tavanlı granit salona iniliyordu; granit salonda egzotik bitkilerin kokuları duyuluyordu. Buradan, kırmızı mermer döşeli bir galeri başlıyordu; bu galeri XIV. Ludwig’in Versailles’deki sarayı örnek alınarak yapılmıştı. Pencere nişleri de mermer kaplıydı; dolaylı ışık bu mermerlerde pırıl pırıl yansıyordu.

İtalyan uzmanlar duvarları, öğütülmüş ve çimentoyla karıştırılmış mermerle kaplamışlar ve parlatmışlardı. Her şey parıldıyor, ışıldıyor. Goblenler Habsburg şatolarından ve Viyana’daki Rotschild Sarayı’ndan getirilmiş. Galerinin sonunda büyük bir Kabul Salonu var. Avizeler bu salonu göz kamaştırıcı bir ışıkla dolduruyor. Zemini örten halı, o kadar büyük ki, halıyı salona sokabilmek için, duvarın bir kısmının sökülmesi gerekti.

Bu salonlar pahalı kakma mobilyalarla döşenmiş. Kapılar da kakma işleriyle süslü. Bu salonun bitişiğindeki çalışma odası kıymetli ahşapla kaplı. Hitler’in çalışma odası 25 metre uzunluğunda. Duvarlar ve şömine değişik renkte mermerden. Bir nişte değerli resimler asılı.

Muazzam şöminenin üstünde Bismark’ın devasa bir portresi asılmış. Büyük mermer masada, at üzerindeki II. Friedrich’in beyaz mermer bir figürü duruyor. Sekiz pencerede yere kadar uzanan ağır perdeler de göz çarpıyor. Gündüzleri, parktaki sütunlar ve fıskiyeli havuz, bronz ve porfirle süslenmiş camdan bir çay köşkü de dikkati çekiyor. Zeminin balçık olması nedeniyle, Yeni Şansölyelik Binası beton bir havuzun içine oturtuldu. Tüm kompleksin inşası toplam 300 milyon marka (1 mark yaklaşık 1 Avro değerinde olduğuna göre, kabaca 1 milyar TL denebilir. O.E.) mal oldu.

Her şey tamamlandığında, Hitler sarayı yeterince görkemli bulmadı ve burayı günün birinde Hes’e (Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi’nde Hitler’in Vekili. O.E.) devretmeye karar verdi. Kendisi de Tiergarten’da Reichstag binasının yanında, daha gösterişli bir binaya taşınacaktı.

Ancak bina henüz tasarı aşamasındaydı. Gelecekteki saray o kadar büyük olacaktı ki, art arda dizilmiş en az 300-400 hizmetçi bu saraya sığabilecekti.” (Hitler Kitabı, syf: 42-43)

Yazarın Son Yazıları

Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026
İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında...

Devamını Oku
02.04.2026
TBMM’nin denetim işlevi - Cihangir Dumanlı

Çağdaş demokrasilerin önkoşulu yürütmenin (hükümetin) eylem ve işlemlerinin seçmenler tarafından denetlenebilir, sorgulanabilir olmasıdır.

Devamını Oku
01.04.2026
ABD/İsrail-İran savaşı - Hikmet Sami Türk

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail’in İran genelindeki hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla başlayan savaş devam ediyor.

Devamını Oku
01.04.2026
Cumhuriyete ‘narkoz’ diyenler - Devrim Onur Erdağ

Bazen bir cümle, yalnızca bir söz değildir; bir niyetin, bir zihniyetin ve bir hesaplaşmanın ilanıdır.

Devamını Oku
31.03.2026
Bir asırlık hesaplaşma davası - Gani Aşık

Kuran’da Yusuf peygamberin adını taşıyan surenin üçüncü ayetinde Hz. Muhammed’e hitaben “daha önce bilmediği güzel bir hikâye anlatılacağı” vurgulanır.

Devamını Oku
31.03.2026
Siyaset ve yargı çemberi - Neval Oğan Balkız

Pierre Bourdieu’nün de iddia ettiği gibi “Hukuk, daima güç ilişkilerinin kanunlaştırılmasından oluşmuştur.”

Devamını Oku
30.03.2026
Sonu gelmeyen maden arama ruhsatları - Kaya Özgen

Ülkemizde yerli ve yabancı firmalara verilen, -başta altın olmak üzere- maden arama ruhsatlarının sayısı giderek artmaktadır.

Devamını Oku
30.03.2026
'Rakibine kumpas, montaj, yalan, iftira düzeni kuran...'

“Yurtta sulh, cihanda sulh!” Atatürk’ün devletimizin aklına nakşettiği bu sözler, Cumhuriyetin dış politika anlayışının kısa ve öz fakat bir o kadar da en derin halidir.

Devamını Oku
28.03.2026
Doğalgaz savaşları - Fikret BAYIR

ABD “silah sanayisi” savaş bağımlısıdır.

Devamını Oku
27.03.2026
Medeni Kanun’a bakış... - Mehmet Emin Elmacı

Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılındayız.

Devamını Oku
26.03.2026
Gençlerimizin spordan kopuşu... - Demirhan Şerefhan

Türkiye’de çocuklarımızın spora başlaması zor değil; asıl zor olan devam ettirebilmek.

Devamını Oku
25.03.2026
Savaş ve ekonomi - Aydın Öncel

İkinci Dünya Savaşı’nda, fabrikaları devletin yönetimine alarak güdümlü bir ekonomi modeli uygulamak zorunda kalan vahşi kapitalizmin kalesi ABD ancak Hollywood platolarında zafer kazanabildiği Vietnam savaşının yarattığı bunalımı henüz atlatmaya çalışırken karşılaştığı “1973 büyük petrol krizi” ile bir kez daha sarsılmıştı.

Devamını Oku
25.03.2026
Şevket Süreyya Aydemir’i anarken - Remzi Koçöz

Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir.

Devamını Oku
25.03.2026
Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026