Vahdettin nasıl kaçtı? - Taner BAYTOK
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Vahdettin nasıl kaçtı? - Taner BAYTOK

17.11.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

6 Kasım 1922’de Vahdettin, İngiltere temsilcisi Rumbold’u sarayına çağırarak kendisi ile 3.5 saatten fazla görüştü. Ankara hükümetinin meşru olmadığında ısrar ederek İtilaf Devletleri’nin bu konudaki düşünce ve tutumunun ne olduğunu sordu. Rumbold buna, meşruiyet konusunu ileriye bırakarak, barış konferansına sadece Ankara hükümetinin temsilci göndereceği olayını kabul etmek zorunda bulunduğunu belirten kaçamak bir yanıt verdi. Padişah Vahdettin, barış sağlanıncaya değin İtilaf Devletleri’nin İstanbul’da idareyi elde tutmalarının önemine işaret etti.

Vahdettin halifeliğin bütün Müslümanların maneviyatını ilgilendiren bir mesele olduğunu ve Büyük Millet Meclisi’nin bütün Müslümanların haklarını gasp edemeyeceğini söyledi. Ankara hükümetinin kendisini azletmeye cesaret edemediği için tahttan vazgeçirmeye çalıştığına inandığını belirtti. Kararının büyük ölçüde İtilaf Devletleri’nin İstanbul’daki tutumuna dayanacağını belirtti. İngiliz temsilcisi, ilkeleri belli olmakla birlikte olayların nasıl gelişeceğinin bilinemeyeceği yanıtını verdi. Bu yanıtın ne anlama geldiğini Vahdettin anlamıştı. Terk etmeye karar verirse kendisinin kaçırılmasına yardımcı olup olamayacaklarını sordu. 1920’de şahsının bir tehlike anında korunacağına ilişkin verilen söze atıfta bulundu. Rumbold, yakın gelecek için, ihtiyaç duyulursa, şüphesiz çıkmasını sağlayabileceklerini ancak bunu, İstanbul’un işgaline son verilmesi dahil, akla gelebilecek bütün koşullarda yapabileceklerinden emin bulunmadığını ilave etti.

Rumbold bu görüşmeyi 7 Kasım tarihli bir telgrafla Londra’ya bildirirken Padişah Vahdettin’in yine de dengesini korumakta olduğunu, olayların kendi lehine gelişmesi konusunda ümitsizliğe düşmüş görünmediğini bildirdi.

MALAYA

Bu görüşmeden 10 gün sonra, 16 Kasım’da padişah, General Harington’a İstanbul’dan hemen gönderilmesini isteyen bir mektup gönderdi. 17 Kasım 1922 sabahı Padişah Vahdettin’in İstanbul’dan ayrılması General Harington’ın hazırladığı planda herhangi bir aksaklık olmadan gerçekleştirildi. Son Osmanlı imparatoru Yıldız Sarayı’nı sabah saat 8.00’de hizmetkârların kullandığı arka kapıdan gizlice terk etti. İngiliz muhafızlar kendisini teslim aldılar. Padişah, Konsolos Matevs ve General Harington’ın emir subayının eşliğinde, deniz üssüne götürüldü. HMS Malaya gemisinin güvertesinde kendisini Akdeniz deniz kuvvetleri başkomutanı kabul etti. HMS Malaya kısa zaman sonra Malta’ya doğru yol aldı.

İTİBAR KIRICI DAVRANIŞ

Aynı akşamüzeri İngiliz temsilciliği, basınla bu konuda bir açıklama yayımladı. Açıklamada, padişahın Müslümanların halifesi sıfatıyla, hayatının ve özgürlüğünün tehlikede olduğundan endişeyle İngiltere’den himaye ve İstanbul’dan götürülmesini talep ettiği ve ayrıldığı bildirildi.

Son Osmanlı Padişahı Vahdettin Malta’da o sırada boş bulunan kraliyet topçu subayı Mahfel ve lojmanlarında misafir edildi. İngiliz parlamentosunda haftalığının 100 sterline geldiği, ilelebet kendisinin İngiltere tarafından mı besleneceği soruldu. Buna cevap veren hükümet sözcüsü, padişahın şahsi gelir kaynaklarının olup olmadığının araştırıldığını, bunun tespitinden sonra bir karar alınacağını söyledi. Bunun üzerine bir milletvekili, gelir kaynağı olmadığı takdirde padişaha, İngiltere’de işsizlere ödenen haftalık 15 şilinlik ödeneğin bağlanmasını teklif etti. Güvendiği İngilizlerden gördüğü bu davranış gerçekten itibar kırıcı ve yüz kızartıcıydı.

TANER BAYTOK

EMEKLİ BÜYÜKELÇİ

Yazarın Son Yazıları

Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026
Bana kim ‘üstadım’ diyecek! - Hamdi Yaver Aktan

Yaklaşık 20 yıl olmuş; “üstadım” diyordu. Üstat kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
İki biraderden Trump’a ‘Amerikan rüyası’ - Tunç Soyer

Stephen Kinzer’in 2013 yılında yazdığı “Gizli Dünya Savaşları”(Destek Yay.) kitabı 2025 yılında Türkçeye çevrilerek basılmış.

Devamını Oku
09.04.2026
Halk yönetiminin yanılgı ve sorunları - Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu

Siyasal yönetim hakkı ile ilgili kabuller ve varsayımlar uzun yıllardır kullanılmalarına karşın, onlarla ilgili yanlış anlamlar ortadan kalkmamaktadır.

Devamını Oku
09.04.2026
‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026