Yeni adli yıl açılırken - Enver KUMBASAR
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yeni adli yıl açılırken - Enver KUMBASAR

01.09.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yargının, çoğu kronikleşmiş devasa sorunlarıyla birlikte yeni adli yıl başlıyor. Önceki adli yıldan devralınan sorunların tespiti ile çözüm önerilerimizi ortaya koymak istiyoruz.

Anayasada yer alan hukuk devleti (m.2), kuvvetler ayrılığı (m.6, 7, 8, 9), yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hâkimlik teminatı (m.138, 139, 140) ilkelerine karşın, yargının yönetiminden sorumlu Hâkimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) mevcut yapısı (başkanlığını adalet bakanının yaptığı kurul üyelerinin büyük çoğunluğu doğrudan ve dolaylı yöntemlerle partili cumhurbaşkanı tarafından belirlenmekte, m.159) itibarıyla yargı bağımsızlığını gerçekleştirmek, adeta olanaksız gözükmekte.

YARGININ BAĞIMSIZLIĞI

Hukuk fakültelerinde eğitim kalitesinin düştüğü açık gerçekliği yanında, yazılı sınavda başarılı olan genç meslek adaylarının sorunlu mülakat yöntemiyle mesleğe kabullerinden sonra adaylık dönemlerinin çağdaş niteliklerle donatılmış yargıç olarak değil, adeta birer bürokrat olarak yetiştirilip kürsülere gönderilmeleri adalet hizmeti bekleyen yurttaşları asla tatmin etmemekte.

Özellikle yargıçlar görevleri gereği ve elbette kuvvetler ayrılığı ile yargı bağımsızlığı ilkeleri uyarınca bürokrat olarak görülemezler. Devletin diğer organları ve makamları karşısında da tarafsız ve bağımsızdırlar. Öyle görünmeleri yetmez öyle de olmak zorundadırlar. Bu bakımdan adaylık dönemlerini bitiren yargıç ve savcıların kura çekim törenlerinin yürütme organının (cumhurbaşkanlığı) yerleşkesinde yapılması bu ilkelerle bağdaşmamakta.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hak ihlali kararlarına karşın, anayasanın hukuk devleti ilkesi (m.2) göz ardı edilmek suretiyle Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutuklu durumları ısrarlı bir kararlılıkla devam ettirilmekte.

HAK İHLALLERİ

Anayasanın, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait oluşu (m.6), seçme ve seçilme hakkı (m.67), yasama dokunulmazlığı (m.83) hükümlerini ihlal eder nitelikte ve Anayasa Mahkemesi’nin benzer durumlarda verdiği Gergerlioğlu ve Berberoğlu kararlarına karşın, Mayıs 2023 genel seçimlerinde Hatay milletvekili seçilen ve cezaevinde tutuklu bulunan Av. Can Atalay’ın ilk derece mahkemesi ve Yargıtay’ca henüz tahliye edilmemesi suretiyle hak ihlali sürdürülmekte. Milli iradenin Meclis’te gerçekleşmesi yargı yoluyla engellenmekte. 

Çoğunlukla yeterli tartışma yapılmadan ve torba yasalara eklenmek suretiyle çıkartılan düzenlemelerle, infaz yasalarında yapılan özensiz değişiklikler sonucu adaletsizliklere yol açılmakta. Örneğin 15.07.2023 tarih 7456 sayılı yasayla denetimli serbestlikten yararlanma koşullarını hükümlüler lehine değiştiren düzenlemeden gazeteci Barış Pehlivan’ın yararlandırılmaması. İnsan hakları çağında yargı, hukuk kurallarını özgürlükler lehine geniş yorumlamalıdır. 

Ülkede yaşanan derin ekonomik sorunlar, toplumun geleceğini tehdit eden göç sorunu, her düzeyde kimlik bölünmeleri ve çatışmaları, son dönemde büyüyen uyuşturucu sorunu ve diğer sorunların tetiklediği ceza ve hukuk uyuşmazlıkları mahkemelerin iş yükünü olağanüstü artırmıştır. Yargıda otomasyona geçilmesi, kadroların artırılması ve diğer fiziki müdahaleler ile alternatif uyuşmazlık yöntemlerinin (arabuluculuk, uzlaşma vb.) uygulama alanlarının genişletilmesine karşın, uyuşmazlıkların makul sürede ve adil bir şekilde sonuca bağlanması, böylece adaletin gerçekleşmesi sağlanamamakta. 

GÜVEN SORUNU

Sonuç, hak arama hürriyeti (anayasa m. 36) anayasal bir ilke olarak orada durmakta. İnsanlar bu sonuçtan memnun değil ve o nedenle yargıya olan güven gittikçe azalmakta.

Hakları ihlal edildiğini düşünen yurttaşların ilk derece, istinaf ve temyiz mahkemeleri süreçlerinde hak ihlallerini giderme ve adalete ulaşmada yaşadıkları sıkıntıları ortadan kaldırmak amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları bireysel başvuru sayısı gittikçe artmakta, bu da Anayasa Mahkemesi’nin iş yükünü olağanüstü boyutlara taşımakta. Bu durum mahkemelerin insanların temel hak ve özgürlüklerini korumada yetersiz kaldığını göstermekte. Demokratik bir toplum için kaygı verici bir gösterge. 

Yargıdaki devasa sorunların bir parçasına değinebildik, çözüm önerilerimiz başka bir yazı konusu.

ENVER KUMBASAR

YARGIÇLAR SENDİKASI GENEL SEKRETERİ

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026