‘Yurdun bütünlüğü, milletin istiklali’ - Doç. Dr. Hüner Tuncer
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

‘Yurdun bütünlüğü, milletin istiklali’ - Doç. Dr. Hüner Tuncer

23.06.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Büyük Atatürk’ün, 1919 Mayıs’ında Anadolu’ya ayak bastığında kararı şu olmuştu: Ulusal egemenliğe dayalı tam bağımsız bir Türk devletinin kurulması. Temel ilke, Türk ulusunun onurlu bir ulus olarak yaşamasıydı. Bu da ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilirdi. Bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uşaklıktan öte bir gözle görülmeye layık olamazdı. Atatürk’ün sözleriyle, yabancı bir devletin güdümüne girmeyi istemek, güçsüzlüğü ve uyuşukluğu benimsemekten başka bir şey değildi. 

Emperyalist güçler, Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı Devleti’ni tarihe gömme zaferiyle kendilerinden geçerken “Mustafa Kemal” isminde bir kahraman, bir dâhi ortaya çıkarak, o güne değin yenilmez sayılan Avrupa devletlerini yenmiş ve Türk ulusundan oluşan yepyeni bir devleti tarih sahnesine çıkarmıştı. 

Mustafa Kemal ismindeki bu dâhi, Türk halkına “ulus” olma bilincini aşılamış; Osmanlı Devleti tarafından sürekli ihmal edilmiş ve hor görülmüş olan Anadolu halkının yeniden kendine güvenmesini sağlamış; Türk halkına, isterse tüm olanaksızlıklar içinde dahi vatanını düşman güçlere karşı savunabileceği inancını benimsettirmişti. 

ULUSAL DİRENİŞİN İLK BELİRTİLERİ

Mustafa Kemal, “ordu müfettişi” olarak görevini 8 Haziran 1919’a değin Havza’da yapmıştı. İstanbul’daki İşgal Kuvvetleri Komutanı Amiral Calthorpe, 8 Haziran’da Hariciye Nezareti’ne gönderdiği bir notayla Mustafa Kemal’in geri çağrılmasını istemişti, çünkü Samsun’da çıkan karışıklıklarda Mustafa Kemal’in de önemli bir rol oynadığını iddia etmekteydi. 8 Haziran’da Harbiye Nezareti tarafından geri çağrılan Mustafa Kemal, 10 Haziran’da arkadaşları Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ile Albay Hüseyin Rauf (Orbay)’u iletişim ve güvenlik açılarından daha uygun gördüğü Amasya’ya çağırmış ve kendisi de 12 Haziran 1919’da Havza’dan Amasya’ya geçmişti. Amasya’ya çağrılan diğer kişiler ise şunlardı: Samsun Mutasarrıfı Hamit Bey ve 3. Kolordu Komutanı Albay Refet (Bele). 2. Ordu Müfettişi Cemal (Mersinli) Paşa ile 15. Kolordu Komutanı Kâzım (Karabekir) Paşa yerlerinin uzaklığı ve katılmalarının gizlenemeyeceği gerekçeleriyle Amasya’ya gelememişlerse de kapalı tellerle görüşmelerin gidişatından haberdar kılınmışlar ve alınan kararlara katılmışlardı. 

Mustafa Kemal’in kararı, Anadolu’dan yönetilecek bir hareketin başına geçmekti. 12 Haziran akşamı Amasyalılara seslenen Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçişinin amacı olan ulusal direnişin ilk belirtilerini gösteren şu konuşmayı yapmıştı: 

‘HEP BERABER YEMİN EDELİM!’

“Aziz Amasyalılar, Padişah ve hükümet, İtilaf Devletleri’nin elinde esir durumundadır. Memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü duruma çare bulmak için, sizlerle işbirliği yapmaya geldim. Hep beraber aziz vatanımızı ve istiklalimizi kurtarmak için, bütün gayretimizle çalışacağız. İzmir’den sonra Manisa ve Aydın’ın işgali, gelecekteki tehlikeyi daha açık göstermektedir. (...) Dayanılması imkânsız bu acıklı durum karşısında derhal bir teşkilat kurmak ve büyük devletlerin temsilcilerine etkili telgraflar çekmek lazımdır. 

Amasyalılar! Burası, Havza’dan ötesi Pontus oluyor. Sivas’tan doğusu Ermenistan’a katılıyor. Memleket İngiliz mandası altına giriyor. Tarihi büyük Türk milleti böyle bir esareti kabul edemez; milletimizin tarihi şerefi büyüktür... 

Amasyalılar! Düşmanların Samsun’dan yapacağı herhangi bir asker çıkarma harekâtına karşı ayaklarımıza çarıklarımızı çekerek, vatanı en son kayasına kadar savunacağız. Allah milletimize mağlubiyeti gösterirse, bütün evlerimizi, mallarımızı ateşe vererek ve vatanı bir yıkık yurda çevirerek, boş bir çöl halinde düşmana bırakacağız. 

Amasyalılar, hep beraber yemin edelim!” 

ULUSUN KADERİNİ ÇİZEN BİLDİRGE

Mustafa Kemal’in bu uyarıları üzerine, Amasya’da da bir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştu. 19 Haziran’da Amasya’da başlayan görüşmelerin sonunda, 21, 22 Haziran 1919 gecesi Mustafa Kemal’in burada yazdırdığı tamimin (bildirge) esasları şunlardı: 

1) Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir. 

2) İstanbul’daki hükümet, üstlendiği sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. 

3) Ulusun bağımsızlığını yine ulusun kararı kurtaracaktır. 

4) Ulusun haklarını dile getirmek ve bütün dünyaya duyurmak için, her türlü denetimden uzak ulusal bir kurulun varlığı çok gereklidir. 

5) Sivas’ta ulusal bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır. 

6) Bütün illerin her sancağından halkın güvenini kazanmış üç delegenin hemen yola çıkarılması gerekmektedir. 

7) Delegelerin kimlikleri gizli tutulacaktır. 

8) Doğu illeri adına Erzurum’da 10 Temmuz’da bir kongre toplanacaktır. 

Amasya Tamimi’nde üzerinde özenle durulması gereken husus, “ulus” ve “vatan” kavramlarıdır. Bundan böyle “ümmet” ve “padişahın mülkü” kavramlarına yer olmayacaktır. Mustafa Kemal; Amasya Tamimi’nde ilk kez “ulusun bağımsızlığı”, “ulusun kararı”, “ulusun hakları” ve “ulusal bir kurul” kavramlarını dile getirmekte ve böylelikle, artık Osmanlı Devleti’nin ve bu devletin temellerini oluşturan kavram ve kurumların tarihe karıştığını ve onların yerlerine yeni bir devletin temellerinin atıldığını vurgulamaktadır. 

ANADOLU İHTİLALİ BAŞLADI

Mustafa Kemal, ilk kez Amasya Tamimi ile, Türk ulusunun birlik içinde harekete geçmesini ve bütünleşmesini öngörmektedir. İşte Anadolu İhtilali, Amasya Tamimi ile başlamaktaydı! 

Başta AKP iktidarı olmak üzere aydınlarımızın, gençlerimizin ve halkımızın Amasya Tamimi’nden çıkartacağı çok dersler olduğu kanısındayım! Atatürk Cumhuriyeti’ni yaşatabilmek için büyük Atatürk’ün, Ulusal Kurtuluş Savaşı yolunda yürürken gerçekleştirdiği mucizeyi, kahramanlık öykülerini her vesileyle anımsamalı ve çağdaş bir Türkiye’yi yeniden inşa etme umudunu yitirilmemeliyiz.

Doç. Dr. Hüner Tuncer 

İlgili Konular: #mustafa kemal atatürk

Yazarın Son Yazıları

Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025