‘Yürek isteyen işler’ ve laiklik - Dr. Neval Oğan BALKIZ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

‘Yürek isteyen işler’ ve laiklik - Dr. Neval Oğan BALKIZ

10.10.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyet Halk Partisi, 1946 yılından başlayarak, kimi kaygılarla ardı ardına karşıdevrime ödünler vermiştir. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, CHP’li bir milletvekiline 1947’de Beşikdüzü’nde şöyle der: “Siz tüzüğüne Atatürk’ün ‘devrimcilik’ ilkesini yazdırdığı bir partisiniz. Ödünler vermeye başlarsanız bunun sonu gelmez, olan millete olur!”

Bugün CHP, belirli bir dinsel öğretinin ve bununla bağlantılı olan bir ahlak sistemine mensup kişilerin yaşamda uymalarını istediği varsayılan, bu öğretiyle ilgili olan giyinme ve davranış kurallarından birini (türban takma), bir “hak”, üstelik bir “insan hakkı” olarak düzenleyen bir teklif sunuyor!

KİŞİNİN TUTUMU

İnsan hakları, “insana özgü etkinlik ve ürünlerin (düşünme, düşündüğünü ifade etme, irade sahibi olma, maddi ürün ve her türlü sanat ürünü üretme, değiştirme, paylaşma, örgütlenme, yönetme vb.) gerçekleşebilirliğinin koşullarına ilişkin talepleri dile getirir”. Bu hakların talep ettiği şey, “kişinin insan türüne özgü yukarıda sayılan belirli bazı etkinlikleri gerçekleştirirken engellenmemesi ve buna ilişkin koşullarının sağlanmasıdır. 

Bu bilgilerin ışığında türban takma isteminin insan haklarından olmadığı ve olamayacağı açıktır. Zira türban takma istemi, insanın değerinden türetilen bir norm değil, belirli bir dinsel öğretiden ve bununla bağlantılı olan bir davranış normları sisteminden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle türban ancak “kişi tutumu olan toleransın” konusunu oluşturabilir; fakat kamu işlerinin düzenlenmesi ve yönetilmesiyle ilgili istem niteliğindeki toleransın, dolayısıyla yasa, yönetmelik, anayasa düzenlemelerinin konusunu oluşturamaz!

Türkiye’de özellikle son dönemlerde, laiklik kavramının önüne “otoriter”, “muhafazakâr”, “demokratik”, “özgürlükçü”, “inançlara saygılı” (sanki inançlara saygılı olmayan bir laiklik olabilirmiş gibi) vs. sıfatlar konularak içeriği boşaltılmaya, kavramın kendisi bir “suç”, hatta “din ve inanç karşıtlığı” gibi sunulmaya çalışılıyor! 

LAİKLİĞİN YAŞAMSAL ÖNEMİ

Oysa laiklik, bir devletin, bütün kurum ve kuruluşlarıyla örgütlenmesinde, hukukunun oluşturulmasında ve işletilmesinde herhangi bir dinin normlarının belirleyici olmaması gereğini ve istemini dile getirir. Bu nedenle laiklik,  

- Toplumun kendi icadı olarak tanımlanan siyasal erke, merkezi ve bağımsız bir yer vermenin yani demokrasinin gerçekleşmesinin olmazsa olmaz bir koşulunu,

- İnsan onurundan türetilen insan haklarının ve bunlara dayalı hukukun, toplumsal ve kamusal yaşamda uygulanması ve belirleyici olabilmesinin önkoşulu ve zorunlu unsurunu,

- Toplumsal yaşamda bütün kavram ve anlayışları ve her türlü kurum ve kuruluşu çağdaşlaştırmanın önkoşulunu, modernliğin başlıca bileşenini oluşturur!

Anayasa ihtiyacı söylemlerinin gündemi belirlediği bu koşullarda, bu tür girişimlerin iktidarın hangi “hegemonik tahkim” ihtiyacından kaynaklandığını, bunu sağlayacak “meşruiyet” arayışının neyi daha çok araçsallaştıracağını görmek gerekir! “Ödünler vermeye başlarsanız bunun sonu gelmez, olan millete olur!” Ve bu millet, ödünlerden de sonuçlarından da artık çok yoruldu!

DR. NEVAL OĞAN BALKIZ

HUKUKÇU / AKADEMİSYEN

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026