Olayların Ardındaki Gerçek

Putin, Emevi Camii’ne Neden Gitti?

09 Ocak 2020 Perşembe

Erdoğan ve Putin İstanbul’da buluştular ve yoğun bir gündem içinde görüştüler.

Putin, İstanbul’a gelmeden önce Suriye’de Beşşar Esad’la buluştu, masa üzerine haritalar açıldı ve görüşüldü. Ardından her iki lider, ünlü Emevi Camii’ni ziyaret ettiler.

Kuşkusuz Emevi Camii ziyaretinin diplomatik bir anlamı vardır. Konunun arka planına bakalım.

Suriye konusu on yıldır Türkiye’nin gündemindedir. Tunus’ta Aralık 2010’da diplomalı işsiz Muhammed Buazizi’nin tezgâhına zabıtalarca el konulunca Buazizi’nin bedenini ateşe vermesiyle başlayan Arap Baharı yayıldı ve Ortadoğu’yu etkiledi.

Olaylar kitlelere yayılınca ABD Başkanı Obama, protestocuların cesaretini takdir ettiğini belirten açıklamalar yaptı. İki hafta içinde Tunus’ta, bir ay sonra Mısır’da sonra da Libya ve Yemen’de iktidarlar çeşitli düzenlerle devrildi.

Ortadoğu’daki siyasal iktidarlara karşı hareketlerin geliştiği ülkelerde yeni politik aktörler özellikle “Müslüman Kardeşler” yani “İhvan” yükseliyordu. Ilımlı İslamcılar, halka “neo-liberal ekonomik” seçenekler ve “şeriat ilkeleri” vaat ediyorlardı.

Baba Hafız Esad, 10 Haziran 2000’de ölünce yerine oğlu Beşşar Esad geçmişti. Beşşar Esad’ın iktidara gelmesinden hemen sonra Suriye’de demokratikleşme, insan hakları ve ifade özgürlüğü alanlarında iyileşmeler görüldü. Ancak Baas Partisi’ne dayanan Beşşar Esad, Batı’nın istediği bir yönetici değildi.

Suriye, Arap Baharı adı verilen süreçte en son halkadır. Orada da “Müslüman Kardeşler” eliyle, ılımlı İslamcı bir yönetim yaratılmak isteniyordu.

Suriye’deki olaylar, Mart 2011’de Dera’da başladı, oradan Hama, Humus, Rakka, Şam, Kamışlı ve Halep’e doğru genişledi.

Bu arada Albay Hüseyin Harmuş’a bağlı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) kuruldu. İç çatışma başlamıştı. Çatışmalar sürerken Batı dünyasında “Esad muhalefet eden halkı katlediyor” sloganı da etkin bir biçimde sürdürülüyordu. ABD, Rusya ile birlikte hareket eden Esad’ın bir an evvel devrilmesini istiyordu.

ABD, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar, Suriye olaylarına kimi yardım kimi cephane kimi parasal alanlarda müdahil oldular.

İlk etapta ÖSO üzerinden sürdürülen savaş, daha sonra vekâlet savaşlarına dönüştü. Sayıları katlanarak artan selefi/vahabi gruplar bu ülkeler tarafından destekleniyordu.

Buna karşılık, İran, Lübnan destekli ve dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen “Şii milisler” ve “İran Hizbullahı” Esad’ın yanında yer alıyordu. Bu karmaşadan yararlanan Rusya, Suriye’de Esad’ın yanında yer aldı. Tartus’ta liman, Laskiye’de hava üssünü güçlendirdi. Suriye’de hava sahasını denetleyen duruma geldi.

Türkiye, ilk aşamadan itibaren Esad’a karşı cephede yer aldı.

2012 yılında Erdoğan, “En kısa zamanda Şam’a gidecek... Emevi Camii’nde namaz kılacağız” demişti. Ancak 8 yıl geçtiği halde, Emevi Camii’ne gidip namaz kılınamadı.

Dün Erdoğan’la görüşmek için İstanbul’a gelen Putin’in bir gün önce Şam’a gidip Esad’la görüşmesi diplomatik açıdan önemlidir. Şam’da Putin’in Emevi Camii’ne gidip bir törene katılması kuşkusuz çok anlamlıdır.

Karadeniz’in ABD hegemonyası altına girmesi, Rusya için yaşamsal önemdedir. Bu nedenle görüşmede Kanal projesinin de gündeme gelmesi söz konusudur. Diplomasi öyle ince bir sanattır ki, kimi zaman bir hareket bir jest yüzlerce paragraflık bir metinden ya da uzun bir nutuktan daha önemlidir.

Putin, İstanbul’a gelmeden önce Emevi Camii’ne giderek bir noktada görsel olarak ve diplomatik bir tavırla birçok konuda Türkiye’ye ve bütün dünyaya yanıt vermiş oluyor. Suriye konusunda en etkili gücün Rusya olduğunu ortaya koyuyor. Erdoğan ve Putin’in görüşmesinden Ortadoğu’yla ilgili her konuda karşılıklı istişare ettikleri anlaşılıyor. Temel başlıklar şöyledir:

1) Ortadoğu’da dış müdahalelere ve tek taraflı eylemlere karşı oldukları belirtiliyor.

2) Suriye’nin toprak bütünlüğünün esas olduğu açıklanıyor. Bu, aslında Rusya’nın ve Esad’ın temel politikasıdır. Böylece bu politikada teğit edilmiş oluyor.

3) Libya’da 12 Ocak’tan itibaren kesin ateşkes isteniyor. Bu çağrı, Libya için önemli bir adımdır.

4) ABD-İran arasındaki şiddetli çatışma için itidal öneriliyor.

Bu başlıklar, Putin’in Erdoğan’ı yanına alarak Ortadoğu’da üst düzeyde bir politika izlediğinin ve etkin olarak yönlendirdiğinin göstergeleridir.


Yazarın Son Yazıları

Doğu Akdeniz Isınıyor 30 Ağustos 2020
Siyasi güçlerin oyunları 23 Ağustos 2020
Hareketli Bir Hafta 16 Ağustos 2020
Din ve Politika 27 Temmuz 2020
Ekonomide Önemli Noktalar 15 Haziran 2020
Bilinen Yöntemler 9 Haziran 2020