Öner Yağcı

Adını doğru koymak

15 Haziran 2024 Cumartesi

CHP’nin kurultayını açış konuşmasında (9 Mayıs 1935), “Uçurum kenarında yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş... Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete (toplum), yeni devlet ve bunları başarmak için arasız, devrimler... İşte Türk genel devriminin bir kısa ifadesi!” diyen Atatürk’ün doktoru Prof. Dr. Nihat Reşat Belger aktarıyor:

“Hastalığının en son safhalarında bile... Atatürk, devletin en mühim işleri ve dünya siyaseti ile ilgilenmekte devam ediyordu... ‘Çok zaman geçmeden Avrupa’da bir fırtına kopacağını, o müthiş kasırganın dünyanın her tarafına yayılacağını, insanlığın umumi bir harp musibetinin bütün kötülükleri ile bir kere daha karşılaşacağını’ beyan ettikten sonra, ‘Bu kanlı badirede tarafsız kalmak, harbe katılmamak ve devlet gemisini bu fırtına ortasında hiçbir maniaya çarptırmadan sevk ve idare ederek harp dışında ve sulh içinde yaşamaya çabalamak bizim için hayati ehemmiyeti haizdir’ demişti.” (Bkz. Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk Çizgisinde Geçmişten Geleceğe Atatürk ve Yakın Tarihimize İlişkin Görüşmeler Araştırmalar Belgeler, Atatürk Araştırma Merkezi, 2005, s.199-200)

2. DÜNYA SAVAŞI’NDAN KÜRESELLEŞMEYE

Dediği çıktı Atatürk’ün.

İnsanlığın vicdanı olanların uyarıları, çığlıkları evrende yankılandı ama karşılığını bulamadı ve 2. Dünya Savaşı’na “Dur” denemedi.

Zaman aktı, insanlığın özgür dünya arayışı sultanlıklar yerine laik cumhuriyetler, çarlık yerine Sovyetler, krallıklar yerine halk cumhuriyetleri gibi biçimlerde sürdüyse de emperyalizmin temellerini savaştan sonra atmaya başladığı “Yeni Dünya Düzeni”nin getirdiği sömürü düzeninin egemenliği engellenemedi.

Truman Doktrini ile NATO, SEATO, Avrupa Kalkınma (Marshall) Planı, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası, OECD, Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Birliği, Asya Pasifik İşbirliği Forumu gibi askeri, siyasal, mali, ekonomik örgütlenmelerle yapılandırılan “küreselleşme”, 2. Dünya Savaşı öncesine benzer koşulları dikti insanlığın karşısına.

Yeni Dünya Düzeni’nin küresel örgütlenmesinin emperyalizmin istemleri doğrultusunda oluşturulduğunu, yoksul ülkeleri daha çok yoksullaştıran, ulus devletlerin kökünün kazınmasını amaçlayan, azgelişmiş ülkeleri küçültürken gelişmiş ülkeleri büyüten politikalarının özelleştirmelerle, işbirlikçileri eliyle gerçekleştirdiklerini açıklayan, bu belanın insanlığa getirdiği yıkımı bilincimizde somut ışıklar yakarak anlatan Metin Aydoğan’ın Bitmeyen Oyun’unu (Galeati Yayıncılık) yeniden okumak ve “Tehlikenin farkında mısınız” sorusunu yine sormanın zamanıdır.

FAŞİZMİN ADINI KOYMAK

Egemeni uluslararası şirketler olan küreselleşen dünyada, kendisini besleyen az gelişmiş ülke kalmadı, doğal kaynaklar tükendi, gelişmiş ülkeler de kendi yarattığı sorunların etkisine girdi, yoksul-zengin, emek-sermaye çelişkisi derinleşti, emperyalist ülkeler arasındaki rekabet şiddetlendi.

Bu koşullarda Avrupa Parlamentosu seçimlerini “Aşırı sağ yükselişte” manşetiyle veren medyanın dediğinin adını doğru koymak gerekiyor:

“Faşizm yükseliyor!”

İNSANLIĞIN VİCDANI

İç göçlerle kırsal toplum olmaktan çıkıp kent toplumuna dönüşürken demografik yapımızı değiştiren dış göçle kuşatılan ülkemiz, işbirlikçi siyasal egemenlik eliyle toplumsal, ekonomik felakete sürüklenirken insanlığın vicdanı sesleniyor:

“Biz, Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı korumakla yetinmiyoruz. Aynı zamanda, Batı emperyalistlerinin, güçleri ve bilinen araçlarıyla, Türk milletini, emperyalizme araç olarak kullanmak istemelerine engel oluyoruz. Bununla, bütün insanlığa hizmet ettiğimize inanıyoruz.” (Sovyetler Birliği Dışişleri Komiseri’ne gönderdiği 20 Haziran 1920 günlü telgrafı, Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, c.8, s.344.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Masal gibi 29 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları