Aydınlık ormanı
Öner Yağcı
Son Köşe Yazıları

Aydınlık ormanı

13.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İnsanlığın özgürlük arayışında yüz akımız olan, dünyaya kattıklarıyla geleceğimizi güzelleştiren, örnek yaşamlarıyla namuslu olmanın ve namuslu kalmanın erdemini öğreten, ömürlerince doludizgin bir uzun koşuya çıkan değerlerimiz var.

Onlar, “insan” olduğumuzu anımsattı, duyumsattı; “insan” olmaya çağırdı insanları.

Onlar, ne yazık ki “hâlâ kahramanlara gereksinmesi olan” bir toplumun aydınlarıdır.

Adnan Binyazar’a göre “ışığı sönmeyenler”, Behçet Aysan’ın deyişiyle, “karanlık günlerin aydınlık yüzlü dostu”dur onlar.

Ulus ve tarih bilincine sahiptirler, yurtlarını severler çıkarsız; gerçek yurtseverdirler.

Emeğin ve aydınlığın savunucusudurlar, cesurdurlar, kararlıdırlar. Bilimin aklı, sanatın yüreğiyle yaşayan özverili güzelliklerdir onlar.

ÖNÜMÜZDE GİDEN

Her biri öncü ve usta kişilikleriyle bilim, kültür, dil, tarih, sanat dünyamıza güzellikler kattı, aydınlığımızı çoğalttı.

Aydınlıklarımızdı onlar, “önümüzde giden”.

Dal budak salıp yaratması ve yaşatması kolay olmayan aydınlık ormanının ağaçları oldular.

Ayakta öldüler ya da öldürüldüler.

Aydınlık bir yaşamı hak etmek, aydınlık ağaçlarının meyvelerini yemek, gölgesinde yaşamak kolay değil. Kolay yetişmiyor onlar çünkü.

Aydınlık ağacı olmak kolay değil, hele bu topraklarda.

“Namuslu olmak ne zor şeymiş!” dedi Sabahattin Ali.

Ne onur ki bize aydınlık ağacının çok zor büyüdüğü bir yurtta onlarla yaşadık hep.

Daha fidanken kırmak, kesmek, yakmak istediler onları ama bu kırımdan, kıyımdan kurtularak ayakta kalmayı başaranların aydınlığı toprak anamızın, yurdumuzun bereketini kanıtladı hep.

Aydınlık düşmanları işte bu berekete düşman oldular hep; onurumuzu, gururumuzu, aydınlığımızı yok etmek istediler sürekli.

İçeriden dışarıdan, maddi manevi, açık gizli, yavaş hızlı uygulanan politikalarla aydınlık ağaçlarımızdan uzakta tutmak istediler bizi.

Onların ışığından, sıcaklığından, serinliğinden, esintisinden, gölgesinden, meyvesinden, hazinesinden yararlanmamızı engellemek istediler; yok dediler, böyle ağaçlar yok.

Unutturmak, kırmak, yok etmek istediler; onları, onlardan öğrenenleri, öğrenmek isteyenleri, “Onları unutmayacağım” diyenleri de tüketmeye çalıştılar.

Onları yeni beyinlere sokmamak, eskilerin belleklerinden kazımak istediler.

Ama aydınlık ağaçları, yetişirken nasıl direngenseler hep öyle oldular.

Çünkü aydınlık ağacı olmak kolay değildi.

Aydınlık ormanının sevdasına ulaşmak, aydınlık ağaçlarını sahiplenmek, aydınlık ormanını korumak da kolay değildir. Zor iştir o sevdaya ulaşmak, o sevdayı sahiplenmek, yarına aktarmak.

Bu toprağın insanlarına bu zor iş düşüyor.

İnsan olmanın, aydınlık insan olmanın bir ölçütü de bu.

‘GÜÇ ZENAAT’IN USTALARI

Uğur Mumcu’nun “Gözyaşı ve Kahkaha” başlıklı yazısı esinledi bana “aydınlık ormanı”nı:

“Dünyanın en güç işi bir ömür dimdik ayakta durmak; geçmişi ve geleceği ile tutarlı olmaktır. Bu bir ‘güç zenaat’tır. Bu güç zenaat kişilik ister; inanç ve direnç ister; yürek ister. İnanç hipodromlarındaki bu bayrak yarışında ipi göğüsleyen o kadar az ki!...”

“Hepsi de birer inanç heykeli gibi bugün dimdik karşımızdadır. Ne düşüncelerinden döndüler ne yıldılar ne korktular ne de inançlarını, cami avlularına terk edilmiş çocuklar gibi bırakıp kaçtılar. Ne hanlar, hamamlar, apartmanlar ne bol ‘temettülü’ yönetim kurulu üyelikleri. Hiçbirine ‘tenezzül’ etmediler. Bütün bunları ellerinin tersiyle ittiler. Bütün bunları boş birer eldiven gibi düzenin sahiplerinin yüzlerine çarptılar”.

Selam olsun; Nâzım Hikmet’in “Biliyorsunuz/ verdim ömrümü/ en güzel/ en olacak/ en olması lazım şey için./ Fakat çoktur,/ -sayılamayacak kadar-/ aynı işi benden evvel/ -belki de benimkinden daha büyük bir inatla-/ yapanlar” dediği; büyük ustası “ezilen bir ulusun ezenlere karşı isyan etmiş bilinci” Mustafa Kemal Atatürk olan bu “güç zenaat”ın ustalarına, “aydınlık ormanımız”a.

Yazarın Son Yazıları

Şeytanla anlaşma

Al Pacino, Keanu Reeves, Charlize Theron’un oynadığı Şeytanın Avukatı, Andrew Neiderman’ın gerilim romanından uyarlanan 1997 yapımı bir filmdi.

Devamını Oku
27.06.2026
Yürüyüş


Yürüyüş deyince aklıma ilk Spartaküs geliyor...

Devamını Oku
20.06.2026
Yurtseverlik sevdadır

Doğanın sunduğu zenginliklerin, insanlığın uzun uğraşlarla kazandığı değerlerin yaşadığı topraklarda da çiçeklenmesini ister yurdunu seven.

Devamını Oku
13.06.2026
Kötülük gibi umut ve cesaret de bulaşıcıdır



Emperyalist projenin, Türkiye’yi, stratejik potansiyelinin bir ulus olarak dağılma sürecine kadar kullanmak olduğu yetkili ağızlarca birçok kez söylendi.
Yaşadığımız budur.


Devamını Oku
06.06.2026
İnsana yakışan

Yaşadıklarımız; Osman Selim Kocahanoğlu’nun deyişiyle “tarihin doğurduğu adam”ın emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin yok edilmesini de içeren haritanın gerçekleşmesi adımlarıdır.

Devamını Oku
30.05.2026
İki dost aydına armağan kitap

47 yıllık öğretmenliğine yarım yüzyıl boyunca gazete ve dergilerde yazılar; yurdun pek çok yerinde konferanslar, sunumlar, radyo ve TV programları, dergi yöneticilikleri ve sayısı 50’ye ulaşan kitap ekledi Ahmet Özer (d.1946). Ayrı Beraberlikler, Günle Dokunan, Gecenin Kanayan Yerinden, Söyle Yüzüm Tanığımsın, Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün, Aşkın Taçyaprağı, Sözümüz Vardı, Bir Şehrin Boynundayız, Kardeş Yağmurlar, Suları Çekilen Nehir, Denizin Sesiyle, Ne Zaman Nerdeyiz ve Mordoğan (toplu şiirler) adlı şiir kitaplarına imza attı.

Devamını Oku
23.05.2026