Öner Yağcı

Kültür birikimini savunmak

22 Haziran 2024 Cumartesi

Geçen hafta, Avrupa’da yükselenin faşizm olduğunu söylemiştim.

Dünya, insanlığın vicdanı olan aydınların çığlıklarını, örneğin Siyaset Sosyolojisi, Politikaya Giriş, Siyasal Rejimler, Sosyal Bilimlere Giriş, Siyasal Partiler, Diktatörlük Üstüne gibi kitaplarıyla çağdaş demokrasiye mercek tutan Maurice Duverger’nin uyarılarını dinleseydi bu tehlike kapımızı çalmazdı.

O, sunulanın Halksız Demokrasi olduğunu, buna Tanrı’nın seçtiği kralların yerine Seçimle Gelen Krallar’ın yön verdiğini söylemiş, “Çağdaş diktatörlükler, biraz demokratik bir görünüş kazanmak amacıyla yetkisiz bir kukla meclis bulundururlarsa da ülkeyi meclissiz yönetirler” demişti.

Dünyayı etkileyecek bu tehlikenin yanı sıra, bizim gerçeğimizin de adı doğru konulmalı.

YA BİZİM İÇ GERÇEĞİMİZ?

Dinci bir faşizme doludizgin gittiğimiz koşullarda umut çoğaltan (Cumhuriyet Mitingleri, Gezi Direnişi, Adalet Yürüyüşü, CHP’deki değişim, yerel seçimlerdeki kırmızı harita gibi) her bir adımı bağrımıza basıyoruz.

Bu adımlar karanlığa gidişin hızını biraz olsun azaltsa da iktidarın emperyalizmin BOP’uyla özdeşleşerek Cumhuriyetin tüm değerlerini yok etme politikaları devam ediyor.

Tehlikeden kurtulmanın anahtarı, Atatürk’ü, Cumhuriyet’i ve değerlerini savunanların mücadelesinin niçin yetmediği sorusunun doğru yanıtındadır. 

‘KUTSAL KISIRDÖNGÜ’

Kutsal Kısırdöngü/ İslam Dünyasında Geri Kalmışlığın Kaynakları (Kırmızı Kedi, 2023) adlı tarihsel sosyolojik soruşturmasında Merdan Yanardağ yanıtı veriyor:

“Ülkeyi bir vakum gibi karanlıklara çeken ideolojik-kültürel alana müdahale etmek.”

Çünkü “Önce iktidara ulaşmaya sonra onu elinde tutmaya çalışan siyasal İslamcıların, ulemanın, tarikat ve cemaat önderlerinden oluşan ruhbanın elindeki en etkili silah, ideolojik, teolojik ve kültürel araçlardı(r)”.

Siyasal İslamcılığa karşı mücadelenin insanların temel maddi ihtiyaçlarından hareketle ve “salt ekonomik talepleri üzerine” kurulduğunu söyleyerek “Aydınlanmacı, modernleşmeci ve genellikle sol muhalefet çevreleri bu hatayı ısrarla (günümüzde de) tekrarladı” diyor.

İSLAM ORTAÇAĞINDA TÜRKİYE’NİN BUGÜNÜ

İslam ortaçağını İçtihad Kapısı ve İslamo-Faşizm adlı kitaplarında derinlemesine işleyen Yanardağ, bunlarla birlikte okunmasını önereceğim Kutsal Kısırdöngü’de, “İnsanların siyasal tutumunu ve ideolojik-kültürel tercihlerini belirleyen sadece ekonomik ihtiyaçları ve maddi altyapı değildi. Bu durum belki modernleşme sürecini ve ‘dinin eleştirisini’ tamamlamış toplumlarda geçerli olabilirdi. Ancak İslam’ın ortaçağının devam ettiği, inanç merkezli bir bilgi anlayışının egemenliğini sürdürdüğü Müslüman toplumlarda bu mümkün değildi” diyor.

Yanardağ, Karl Marx’ın ekonomik ve diğer maddi koşulların yanındaki tarihsel ve kültürel iklim tezinden yola çıkarak gerçeğimizin adını koyuyor:

“İnsanların bilinçlerini belirleyen önemli etkenlerden biri de tarih içinde oluşan kültürel (din, töre, gelenekler, edebiyat vb.) koşullar ve birikimdir.”

Bence aydınlığa ulaşma mücadelesinde başucu kitabı olmayı hak eden Kutsal Kısırdöngü’de bu toplumsal durumun kaynaklarını ve bugününü araştıran Yanardağ, “Ezilen sınıfların içinde yaşadıkları yoksulluk ve sefaletin sorumlusu olan dinci bir partiyi neden desteklediklerini anlayabiliriz” diyerek bu mücadelede ideolojik, kültürel boyutun ihmal edildiğine, laikliğin savunmasız kaldığına haklı olarak dikkat çekiyor.

Aslolan kültür mücadelesidir çünkü.

Silahımızsa Anadolu’nun, Cumhuriyetin zengin kültür birikimidir.

Ne demişti Nâzım Hikmet:

“Bir kerre bir derd anlayan düşmeyegörsün önlerine/ ve bir kere vakterişip ‘Gayrık yeter!..’ demesinler.”



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Masal gibi 29 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları