ABD, Roma İmparatorluğu gibi mi olacak?
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

ABD, Roma İmparatorluğu gibi mi olacak?

09.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

İran, ABD’nin belki de göz yumacağı ve kabul edebileceği bir karşı saldırı ile defteri kapatalım mesajı verdi. ABD’de demokratların etkili isimleri, ne ABD’nin ne de dünyanın bir büyük savaşı kaldırabilecek durumda olmadığını belirterek Trump’a gerilimi tırmandırma(!) çağrısında bulundu. ABD’de gösteriler gündeme geldi. Sistem, Trump’ın yularını çekeceğe benziyor. Çin ve Rusya ılımlı bir dille gerilimin düşürülmesini istedi. AB de Zarifi’yi Brüksel’e davet etti.

Şu an kimse savaşmak istemiyor, ama şimdiki bu durum büyük bir savaş tehlikesinin geçtiği anlamına gelmiyor.

Evet, Birinci Dünya Savaşı bir Sırplının Saraybosna’da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun veliahtını ve eşini öldürmesiyle tetiklendi. Büyük kapışma için ortam hazırdı ve neredeyse herkes birbiriyle hesaplaşma içindeydi. Bu hesaplaşma Avrupa ülkelerinin emperyalist genişleme yayılma potansiyelinin gerçekleştirilmesine yönelik bir kıvılcım ile patlamasıyla ateşlendi.

Avusturya-Macaristan Sırbistan’a, Almanya Rusya’ya, Fransa Belçika’ya, İngiltere Almanya’ya savaş açtı. Sonuçta, Osmanlı dahil 4 imparatorluk çöktü, bir dizi yeni devlet kuruldu. İkinci Dünya Savaşı Hitler’in Avrupa’yı esir alma ve buradan dünyayı yönetme savaşıydı. Emperyalizmin saldırganlığı arkasından dünyayı bölüşmeye dönüştü.

 

Ya bugün?


Bugünkü koşullarda, dünyada gerektiğinde savaş açacak, savaşacak, birbiriyle hesaplaşacak devletlerden ziyade, savaşın kaynağı olabilecek tek devlet var: ABD... Nedeni de dünya egemenliğini kaybediyor olması.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında Almanya odaktı. Yenilen ve bir türlü yayılamayan genişleyemeyen bir güçtü. İki kez tepelendi.

ABD ise dünyanın efendisi rolündeydi ve hem doların egemenliği hem ticaretteki üstünlükleri (ve ekonomisindeki büyük ve yenilikçi egemen patlamalar) nedeniyle büyük bir sömürü mekanizmasını yönetti. Ayrıca önemli coğrafyalarda darbelerle ve savaşlarla bu imparatorluğunu sürdürdü.

ABD’yi aslında Roma İmparatorluğu ile kıyaslayabiliriz. Büyük genişlemeler zayıflama ve çöküşleri de beraberinde getiriyor. Roma İmparatorluğu’nu kimse birkaç darbe ile çökertmedi. 500 yıl (MÖ 1. yüzyıldan - MS 395’e kadar) yaşadı, bu tarihte ikiye bölündü, Batı Roma 90 yıl kadar daha yaşadı ve Germenler son darbeyi indirdi, Bizans ise 1000 yıl daha yaşadı ve Fatih de onu bitirdi. Acılı ve sancılı bir uzun zamanda yok oluş.

Amerikan muhafazakârları, biz Roma olmayacağız diye 1980’ler sonrasına soyundu. Ve bu yüzyılı Amerikan yüzyılı ilan etti... Ama çökmeyecek (zalim) imparatorluk yoktur. Tarihin en önemli dersidir bu. İkinci ders, gerilemeyecek ve üstünlüğünü başka ve başkalarına kaptırmayacak bir güç de yoktur. Eşit olmayan bir gelişme yasası sessiz sedasız varlığını sürdürür.

Çin bu yasanın ürünüdür diyebilirsiniz. ABD’yi geçmeye başlaması da ikinci dersin günümüzde gerçekliğini yeniden göstermesidir.

 

Gerilmeyi kabul edecek mi?


Geçen yazılarımda şunu sormuştum: ABD küresel çöküşünü sineye çekecek ve imtiyazlarını adım adım kaybetmeyi ve devlet olarak “normalleşmeyi” kabul edecek mi?

Çin savaşmak isteyen bir güç değildir. Adım adım büyük iktidarı eline geçiren bir güçtür. ABD’ye de bu gelişmeyi kabul ettirmeye yönelik bir politika izliyor. Kapitalizmin ticarette üstünlük, mali üstünlük (finans silah), bilim teknoloji ve patentlerde üstünlüğü kesin ele geçirme ve yer yer bunu gerçekleştirme, yeni teknolojileri daha ucuz ve daha kaliteli yapma gibi egemenliğin başlıca silahlarını ele geçirmektedir.

ABD’nin gerilemesinin nedeni de budur. Trump içe kapanık ekonomi politikalarıyla kendi ülkesini ayakta tutmaya çalışmaktadır. Bu artık mümkün değil. Trump’ın tüm küreselleşme süreçlerini tersine çevirmesi gerekir ki, bu mümkün değil, hayat tersine çalışmıyor! Burada olsa olsa, Amerikan dev şirketler ABD’nin giderek bağımsızlaşarak birer dünya şirketine dönüşmesi söz konusu olabilir, bu tamamen başka bir dünya düzeni gerektirir. Ama gelişme Çin milliyetçiliği yolunda ilerliyor.

Soru ortada: ABD bu gerileyici kabul edecek mi? Bir Roma olacak mı? Jandarmalığından vazgeçerek, bu kez ticaretin ve ekonomilerin daha dengeli bir düzende sürdürülmesi, dünyada daha eşit ekonomik ilişkilere gündeme getirerek, bu yollarla Çin’i frenlemeye mi yönelecek. (Bu yol aklına bile gelmez bir emperyalist gücün..)

Bir büyük küresel veya belki de büyük bölgesel savaş günümüzde kısa sürede belki de beklenmemeli, zaman ve koşullar bunu dayatabilir..

Ama yine de bilmiyoruz..

Yazarın Son Yazıları

3 trilyon dolar silaha=Güvenlik bahanesi ve derin yoksullaşma

On yıl içinde silahlanma harcamaları dünyada yüzde 41 arttı ve 2025 yılı sonu itibarıyla 2 trilyon 887 milyar dolara ulaştı, dedik, önceki yazımda.

Devamını Oku
16.07.2026
10 yıl içinde yüzde 41 artış: Silahlanmanın boyutları

Dedik ki ülkelerde demokrasi gerilerken askeri harcamalar artıyor, otoriter rejimler güçleniyor ve savaş şirketleri görülmemiş kârlar elde ediyor ve halk yoksullaşıyor.

Devamını Oku
14.07.2026
Gerginliğin tırmandırılmasıyla otoriterleşme artışı, kârların ve yoksulluğun yükselişi

Tezim şu: Dünyada siyasi ve askeri gerginliğin kasıtlı olarak tırmandırıldığını düşünüyorum, bu yeni durumdan ülkelerde demokrasi gerilerken askeri harcamalar artıyor, otoriter rejimler güçleniyor ve savaş şirketleri görülmemiş kârlar elde ediyor ve halk yoksullaşıyor.

Devamını Oku
13.07.2026
Trump-Erdoğan dostluğunun sırları üzerine

Amerikan başkanı, yine alışageldiğimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a övgülerini Ankara’da basın toplantısında yineledi.

Devamını Oku
12.07.2026
Tahran’ın yeni yüzü ve kadınların değişim baskısı

Dünkü yazımda İran notlarının sonuncusu olduğunu belirtmiştim ama henüz öğleden sonra Türkiye’ye dönüş olacağı için birkaç ilginç bulacağınız konuya daha değineyim.

Devamını Oku
09.07.2026
İran Hamas’ın İsrail’e ilk saldırısını biliyor muydu?

Bu soru çok soruldu ve tartışıldı.

Devamını Oku
08.07.2026