Barolar ‘muhalefet odağı’ değil, adaleti, anayasayı savunma odağı

30 Haziran 2020 Salı

Çok enderdir baroların Türkiye çapında böyle harekete geçtiği. Avukatlar, barolar, uzun zamandır demokratik hak ve özgürlükler için mücadele ediyor.

Adalet mekanizmasının doğrudan siyasi iktidarın kontrolüne girmesi, yargının siyasi kararlar vermeye mahkûm edilmesi, Türkiye’de avukatlık mesleğini de şekli bir duruma, adaletin mahkeme- savcı-savunma üçlüsünü işlemez hale getirmiş ve üçlü mekanizmanın bir ayağını kırmıştır.

Çünkü yasalara dayanarak savunma yapma olanağı kalmamıştır.  

Bunu özellikle tamamen siyasi iktidarın intikam ve göz korkutma amacıyla açtırdığı gazeteci davalarında net olarak görüyoruz. Uzun zamandır! Yani FETÖ ortaklığından beri; FETÖ gitti, onun güdümündeki yargı bitti, ama görevi bu iktidar devraldı!

İfade özgürlüğü sıfır

Canan Kaftancıoğlu’na, sosyal medyada yıllar öncesinden yazdığı tweet’leri bahane göstererek 9 yılı aşan ceza verilmesi, bu ülkenin adliyesinin düştüğü içler acısı durumunu, veya başka bir ifade ile adliyenin üzerindeki siyasi kontrol, emir kumanda mekanizmasının hangi boyutlarda olduğunu gösteriyor.

Bir ifade özgürlüğü bile kalmamıştır ülkede!

İfadenin suç olduğu ve söylenenlerin çeşitli kapsamlar altında değerlendirilerek suç ve ceza üretildiği bir ülkeye dönüştürdü AKP ülkeyi!

Avukatların mesleği elinden alındı

Bu durum, avukatları mesleklerini yapamaz hale getirdi. Açık ve net. Yaptıkları savunmalar mahkeme salonlarında yankılanıyor, yargıç ve savcıların kulaklarına, düşüncelerine, hukuk bilgilerine, vicdanlarına zerre kadar değemeden buhar olup uçuyor.

Yani, siyasi yargılamalar avukatlık mesleğini kırıp döktü, hukuk - mahkeme sürecinin işlemesini bozdu.

Madem ortaya atılan iddiaların gerçekten boş, kof ve yasal dayanaktan tamamen yoksun olduğu gösterildiği halde mahkemeler ceza veriyorlar ve verdikleri cezalar daha sonraki yüksek mahkeme sürecinde, dahası AİHM’den geri dönüyor, o zaman savunmanın ne anlamı kalıyor?

Hak ve özgürlük için

Bu durum, baroları haklar, özgürlükler, adil yargılama, siyasetin hukuk üzerinde vesayetinin kaldırılması için ve anayasayı savunma, özetle bir özgürlükler mücadelesi içine itmiştir. Tam da avukatların eğer bahsedilecekse “özlük hakları”nı savunma mücadelesi budur!

Ülkede demokratik hak ve özgürlüklerin nasıl işlemez hale geldiğinin somut ifadesi, baroların büyük yürüyüşlerinin engellenmesi, 36 saat polis çemberi içine alınması oldu. Bu anayasal yasal hakkı iktidar yok etmiştir.

Fakat bu, siyasi iktidarın uzun zamandır genel davranışıdır; sık sık yasa ve anayasa dışına düşmekten hiç de gocunmuyorlar.

Sicilini giderek bozuyor

AKP iktidarının demokrasi konusunda sicili 10 yılı aşkın süredir bozuktur. Her geçen gün, bu sicilini daha da kötüleştirmektedir.

Ama bunu dava edecek, soruşturacak, AKP’yi yasal davranmaya çağıracak bir yasal merci ortalıkta gözükmüyor. İktidar bunu soruşturacak anayasal kurumları, siyasi denetimi altına aldı. Ülkemiz ve AKP için de en büyük tehlikelerden biridir bu.

Anayasaya uymak, anayasal - yasal davranmak, her siyasal iktidarın bir numaralı görevidir. Çünkü bu anayasal düzen içinde iktidar olmuştur, ama şimdi kendini iktidar yapan sistemi işlemez hale getirmektedir! Tüm otoriter rejimlerin temel sorunu ve çıkmaz yolu!

Özgürlükleri savunamamak

Barolar, şimdi bu anayasal hak ve özgürlük arama mücadelesinin de yeni Barolar Yasası ile parçalanıp dağıtılmak istenmesine karşı, meşru direnmeye başladı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, kendisini başkan yapan baroların iradesinden kopmuştur. Görevi, kişisel görüşleri çerçevesinde hükümetle siyasi veya mesleki ilişkilere girmekten ziyade, baroların sesine kulak vererek ortak bir tutumun insanı olmaktır. Böyle bir anlayış kendisini siyaset karşısında güçlü kılabilir, hak ve özgürlük mücadelesine katkıda bulunabilirdi. Baroların başkanı olmanın anlamı budur.

Siyaset, baroların anayasa ve yasaları savunma odağı olmasından memnun değildir ve bu gücü yeni yasa tasarısı ile dağıtmak ve işlemez hale getirmek istemektedir.

 Baroların mücadelesi, bir açıdan tamamen meslekidir ve demokrasi özgürlüğü için de gereklidir.


Yazarın Son Yazıları