Boğazlar, Rusya’yı kuşatma, emeklilerin duyurusu

11 Nisan 2021 Pazar

İstanbul ve Çanakkale boğazları ile oyun oynanmaz. 

Boğazlar öncelikle Türkiye için, arkasından Karadeniz’de kıyı ülkeleri ve şüphesiz ki Rusya için hayati güvenlik konusudur.

Karadeniz’de kıyısı olan iki ülke Romanya ve Bulgaristan, AB ve NATO üyesi olduktan sonra Karadeniz, Rusya için daha bir güvenlik açısından önem kazandı. (Batıya doğru Slovenya, Slovakya, Litvanya, Estonya ve Letonya da NATO üyesi oldular, 2004’ten beri.)

NATO, doğrudan Rusya ile Letonya ve Estonya ile sınır oldu. Rusya’yı batı sınırından adeta bir kuşatma var.

İki büyük ülke daha, Belarus ve Ukrayna da NATO’ya girerse, Rusya batı sınırından tamamen NATO ile çevrili olacak. Rusya ile Batı arasında Ukrayna üzerinden kıyamet kopuyor.

Ukrayna, anımsayın, Batı ve Soros destekli “turuncu devrimler” ülkesiydi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği çökünce, bu ülkelerin büyük çoğunluğu Batı blokunun ve NATO’nun parçası oldu.  

Çöküşten önceki Avrupa /ABD NATO - SSCB rekabeti sanki kapitalizm - sosyalizm soğuk savaşı rekabetiydi.

Rusya Federasyonu ve Doğu Bloku’ndan kopan ülkelerin hiçbirinde sosyalizmin s’si kalmadı. Fakat Avrupa/ABD ve Rusya rekabetinden bir eksilme yok.

Demek mesele sosyalizm /kapitalizm meselesinden çok, bölgesel - ülkesel hegemonya konusuymuş. Batı / NATO, egemenliğini, piyasa kontrolünü Rusya’nın sınırlarına doğru yaydı. Ukrayna en büyük çatışma alanı. Burayı kontrol ederse Rusya, NATO askeri paktı ile tam komşu olacak.

NATO/ AB/ ABD’nin yayılmacılığı -her ne isim altında olursa olsun- Rusya için en büyük güvenlik krizi. Genişleyen Batı, daralan Rusya. Ve boğazlar! Meseleye bir de bu açıdan bakın! 

Rusya’yı kuşatma

Boğazlar ve Karadeniz’in geçmişine, oynadıkları role bakacağım ama bu yazıda güncelde kalalım.

1) Biden, Rusya’yı baş düşman ilan etti. Evet, Trump döneminde Rusya ile çekişme vardı ama Trump Avrupa savunmasını daha çok Avrupalılara bırakma eğilimindeydi, Çin’e odaklanmıştı. Biden, şimdi NATO’ya, Avrupa’ya tam geri döndü ve eski Rusya’yı kuşatma veya Rusya’ya karşı güçlü bir Avrupa/ NATO cephesi politikasını eksiksiz üstlendi.

2) Güncel vesile yine Ukrayna... Karadeniz bu açıdan önem kazandı. Romanya ve Bulgaristan NATO ülkesi, Ukrayna’yı da koparırlarsa, Karadeniz dolaylı olarak büyük ölçüde NATO’nun kontrolü altında, Rusya ile tehlikeli bir çatışma alanına dönüşecek.

3) Şimdi şu habere bakın ve işin ciddiyetini anlayın: ABD’nin eski Avrupa Kuvvetleri Komutanı Emekli Korgeneral Ben Hodges, Ukrayna medyasında yayımlanan demecinde “Karadeniz’de Rusya’nın sinirleriyle oynamalı; Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, Türkiye ve Moldova, Rusya’ya karşı birleşmeli” dedi. Sonra Karadeniz’e sınırı olan Gürcistan’ı da ekledi. “Ruslar Karadeniz’de kendilerini rahatsız hissetmeli” lafı da ona ait.

4) Devam ediyor: “Ukrayna’nın anti-gemi füzelerini alma kararı ile ABD’nin Romanya’ya keşif ve saldırı amaçlı MQ-9 Reaper insansız hava araçlarını yerleştirmesi, bölgede üstünlüğü ele geçirmeye yardımcı olacak önemli adımlar...”

Yunanistan’dan kontrol

Derken, Ukrayna gerilimi üzerine ABD iki savaş gemisini boğazlardan geçirerek Karadeniz’e açılıyor. Bu şüphesiz bir gövde gösterisi. Ama Karadeniz’in NATO kıyılarına da sahip olmasının verdiği bir güvene dayalı gövde gösterisi.

Bir not daha: ABD’nin Yunanistan’da giderek daha fazla konuşlandığını görüyoruz. Avrupa savunması tatbikatında geçen ay ABD, Dedeağaç’ı bir askeri yığınak bölgesine dönüştürmüştü. Acaba orada bir de deniz üssü kuracak mı? ABD aslında Dedeağaç ile “Karadeniz’e yerleşmiş” oluyor bir bakıma... Boğazları da denetlemiş olacak. 

ABD, Montrö anlaşmasını da değiştirerek, Karadeniz’e engelsiz çıkış arayışı içinde. Taraf olmadığı için anlaşmanın değiştirilmesi için harekete geçemez, ama kontrol ettiği ülkeleri buna zorlayabilir. İsterse..

Fakat buna daha var. Gerçi boğazlar suyolu olarak ne kadar önemli modern bir savaş-baskısı için tartışma konusu. Çünkü uçaklar, füzeler, uçak gemileri... var oğlu var. Karadeniz’de müttefikleri de var.

Vatanseverler neden içeride?

Durum böyleyken, Ankara’nın efendileri, Montrö Sözleşmesi’ni değiştirmekten bahsediyor. Veya Kanal İstanbul ile anlaşmayı delebilme hayali kuruyor... Anlaşmayı ülkemizin teminatı olarak gören ve iktidarın bu politikasına karşı görüş açıklayan emekli vatanseverleri de tutup içeri atıyor.

Ne ve kimin adına sorusunun yanıtı hemen yukarıda...

Bu emekli vatanseverleri Balyoz uydurmasıyla yıllarca zindana atan da ABD’nin kullandığı FETÖ’yü ve bu kumpasta en büyük rolü, ortamı hazırlamak da Saray’a düşmüştü. Kutsal işbirliği.

Şimdi yeniden o günlere döndük?

Kim ve ne için? Yanıtı hemen yukarıda dedim ya..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları