Demokratik parlamenter düzen, tarihinin en önemli yol kazası kavşağında
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Demokratik parlamenter düzen, tarihinin en önemli yol kazası kavşağında

23.03.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

İngiltere parlamenter demokrasinin yaratıcısı, beşiğidir. Kralın despotluğuna karşı mücadelenin 500 yıllık bir geçmişi var. 1200’lerde başlamış, darbe-karşı darbelerle, iktidar savaşlarıyla yoğrulmuş ve sonunda milletin temsilcileri parlamentoda söz sahibi olmuş, hükümet Kraliyetten ayrılmış, Kraliyet şeklen, devlet başkanlığı gibi bir statüde kalmıştır.
Bizde parlamenter sisteme doğru adımlar, şüphesiz ki padişahın yetkilerinin kısıtlanmasıyla atıldı. Tanzimat’lar bu mücadelenin parçalarıdır. II. Abdülhamit I. Meşrutiyet’i, ilk Osmanlı Anayasası’nı kabul ederek, yönetimi Meclisi Mebusan ile paylaşmayı kabul etmişti.
Ama bu durum, İngiltere’deki gibi Padişah’ın mutlaklığına karşı önemli savaşla kazanılmadı. Nitekim Abdülhamit bir yıl sonra 1878’de Meclis’i kapattı, 30 yıl! İttihat Terakki’nin baskıları ve İmparatorluğun parça parça elden çıkması üzerine, 1908’de İkinci Meşrutiyet’i kabul etti. Sonuçta görevinden alınarak sürgüne gönderildi. Osmanlı’nın dağılması ile Padişahlığın bitmesi eşzamanlıdır!
Sonrası, Büyük Kurtuluş Savaşı ile Türkiye kuruldu. Padişahlığın kökü kazındı, millet egemenliği kuruldu ve Cumhuriyete geçildi. Büyük Millet Meclisi ile Türkiye modern demokratik parlamenter düzene doğru yol almaya başladı! Şüphesiz, demokratik niteliğinin gelişmesini sürekli baltalayan önemli yol kazalarına uğrayarak!
 
Ciddi bir yol kazası tehlikesi
Şimdi demokrasi, parlamenter rejim sürecinde bu kez çok ciddi bir yol kazası ve geriye dönüş tehlikesiyle karşı karşıyayız.
Nereye dönüş? RTE veya bir kimse, Meclis’in üzerine çıkıyor, onun yetkilerinden önemli bir kısmını (Hükümet kurma -denetleme - düşürme - değiştirme, bütçe, tüm atamaları yapma, devletin idari yapısını istediği gibi baştan şekillendirme) devralıyor. Tüm yargının başı olan HSYK üzerinde tam kontrol kuruyor. Anayasa Mahkemesi üzerinde egemenliğe sahip, Ordu’nun başkomutanı, kanun gücünde kararname çıkarma yetkisine sahip...)
Bunların hiçbiri 1908’den bu yana tek kimsenin elinde toplanmamıştı. Türkiye’nin, daha iyi işleyen bir parlamenter sisteme ihtiyacı varken, tek adam rejimine sokulmak tehlikesi ile karşı karşıyayız.
 
Bunlar neden Abdülhamitçi?
İktidar sahiplerinin neden Abdülhamitçi olduğu üzerine fazla kafa yormayın. Abdülhamit’in, Meclis’i feshederek yetkileri tek başına ele almasının, Cumhurbaşkanı ve ekibince ne kadar beğenildiğini düşünün.
Şunu da unutmayın ki, İmparatorluk tamamen Abdülhamit zamanında çözülmüş, Kıbrıs dahil parça parça her şey elden çıkmıştı: Tunus, Mısır, Habeşistan, Ermenistan, Bosna Hersek, Erzurum, Kars-Ardahan, Romanya, Doğu Beyazıt, Batum, Kıbrıs, Libya, Girit, Sırbistan, Karadağ.. toplam 1.5 milyon km kare...
Abdülhamitçi iktidar mensupları övünüyor: Osmanlı’nın çözülüşünü 40 yıl geciktirdi! Bu yalanın içinde boğulun siz. İmparatorluğu yok eden bir insanın arkasından bu kadar övgüyü anlamak mümkün değil. (Ayrıca Osmanlı, ulus devlet çağında ve paylaşıma çıkan Avrupa karşısında zaten parçalanıp dağılmaya mahkûmdu, bu ayrı biri konu!)
Bu sevgi neden peki? Geride kalan şu: Abdülhamit’in Meclis’in yetkilerini geriye alması, Meclis’i feshetmesi.. bu nedenle mi onu seviyorsunuz!? Çok örtüşüyor, hatta cuk oturuyor.
Bir de.. ikinci milli kurtuluş savaşı veriyoruz diyen sözleriniz var ya... Akla hemen Abdülhamit’in verdiği 1.5 milyon km kare geliyor ve tüylerimizi diken diken ediyor. Bu sözü bir daha hiç söylemeyin!

Yeniden mücadele mi edeceğiz!
Özellikle zayıf demokrasilerin başına böyle şeyler sık geliyor. RTE gibi politik bakımdan gerçekten güçlü ve karizmatik kişiliklerin ortaya çıkması, demokrasi ve siyasi gelenekler bakımından zayıf parlamenter sistemleri zora sokan bir sonuç üretiyor. Bu durum, iyi demokrasiler için bile tehlike arz edebiliyor!
RTE gibi liderlerin de genellikle yaptıkları, derhal tam yetkileri kendinde toplamaktır. Parlamenter demokrasiler, hele zayıfsa, otokrasi tehlikesi tavan yapar. Bunu yaşıyoruz.
Eğer büyük bir tarihsel hata olarak evet çıkarsa, yeniden demokrasi ve parlamenter sistem için mücadele başlar.
Bu, ülkemizi çıkmaza sürükler. Bir otokratın yönetimi altına girme ve bunun yol açacağı derin toplumsal ve siyasi sorunlar kapıda duruyor.
Demokrasilerin önü nasıl darbelerle kesilmişse, şimdi bu kez sivil bir süreçle demokrasiye ve parlamenter sisteme karşı daha güçlü ve uzun soluklu bir saldırı var!
Evet diyecekler bunun ne anlama geldiğinin farkında mı?

Yazarın Son Yazıları

Trump’ın ‘altın tokmaklı’ barış kurulu

Trump Gazze’yi yeniden “imar etmek” bahanesiyle azgelişmiş ülkelerin veya ondan korkmaktansa onunla karşılıklı menfaat ilişkileri içinde olmayı tercih eden azgelişmiş/gelişmekte olan ülkelerin temsilcileri ile birlikte bir “barış kurulu” kurdu...

Devamını Oku
23.02.2026
Dezenformasyon

Savcılık kaç gündür aranan ama bulunamayan gazeteci Alican Uludağ’ın son çare olarak derhal yakalanarak mevcutlu olarak İstanbul’a getirilmesini istedi.

Devamını Oku
22.02.2026
Gürlek ve sadık gazetecileri

Biraz gecikmiş olsa da yazmalı ve aklımdan çıkarmalıyım, yoksa dönüp dolaşıyor.

Devamını Oku
19.02.2026
Yapay zekâ düşünüyor, öğreniyor

Önce üretken yapay zekâ programlarının yaratacağı işsizlik üzerine biraz daha bilgi...

Devamını Oku
17.02.2026
Geleceği, insanları, savaşları, gezegeni ‘teknoloji oligarkları’ mı biçimleyecek?

Oligark siyasette oldukça yerleşmiş bir kavramdır. Bu dizinin ilki olan dünkü yazımda, teknoloji multi milyarderlerin “demokratik bir katılım veya denetim olmaksızın insanlığın geleceğini şekillendirdiği”ne işaret etmiştik.

Devamını Oku
16.02.2026
Dehşet çanları ve yapay zekâ ve insanlığın kontrolü

Herkes küçük işleriyle yapay zekâ uygulamalarının tadını çıkarıyor.

Devamını Oku
15.02.2026
Daha zor aylar ve yıllar ülkeyi bekliyor

Adalet Bakanlığı’na Akın Gürlek’in atanması, ülkenin en önemli konusu haline geldi.

Devamını Oku
12.02.2026
Belediye başkanı ve milletvekili istifalarına bir çözüm arayışı

Şüphesiz bir siyasetçi koşullara göre fikir değiştirebilir ve partisinden ayrılabilir.

Devamını Oku
10.02.2026
İki 7.3 ne yapar? İstanbul ve Marmara bölgesi tamamen korunmasız...

Siz okumaktan bıkmış olabilirsiniz ama biz yazmaktan bıkmadık.

Devamını Oku
09.02.2026
Deprem: ‘Ruhuna el fatiha! Acımız sonsuz

İktidar siyasetçilerinin deprem sonrası en iyi bildiği şeydir.

Devamını Oku
08.02.2026
Yeni keşfi üzerine Aziz Sancar ile röportaj

Burada duyurmuştum Sancar’ın öldürücü beyin tümörü Glioblastoma’yı fare deneylerinde başarıyla yok ettiğini...

Devamını Oku
05.02.2026
Güç gösterisinin tırmandığı doruk, en zayıf olunan noktadır

Bu konuda benzer içerikte bir yazı yazmıştım, Trump’ın askeri, ekonomik ve siyasi gücünü bütün dünyaya karşı açıkça kullanmaya başlayınca bütün dünyayı karşısına almış, bu imkânsız denemesinin aşağı düşüşe yol açacağını yazmıştım, bazı okurlar ve sosyal medyadaki izleyiciler “Hayal görüyorsun” mesajı atmışlardı.

Devamını Oku
03.02.2026
Güvenlik için atom silahı arayışları

ABD’yi İran’a saldırı kararlılığından vazgeçirmek için İslam ülkeleri diplomatik çalışmalarını sürdürürken...

Devamını Oku
02.02.2026
Emperyalizmin apaçık yüzü; savrulan ve yeniden birleşen dünya

Evet sömürgecilik, hegemonya, askeri darbeler, eşitsizlikler, sürekli yoksullar aleyhine çalışan dünya ticareti vb.

Devamını Oku
01.02.2026
Saray bu kadar yoksulluğa rağmen hangi cesaretle milleti süründürüyor?

Bu sorunun yanıtını düşünmeli herkes.

Devamını Oku
29.01.2026
İran’a saldırı, bölgede deprem niteliğinde değişime yol açar

ABD Suriye’yi alelacele düzenledikten sonra, silahlı güçlerini (uçak gemileri başta) İran üzerinde yoğunlaştırıyor.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu ve Karanlıklar Çağı-2

Şüphesiz Uğur Mumcu ve daha bir dizi kahramanın öldürüldüğü ve katliamların gerçekleştirildiği 1990- 2000 yıllarının öncesi var.

Devamını Oku
26.01.2026
Uğur Mumcu ve karanlıklar çağı

Uğur Mumcu’yu 33 yıl sonra bile kitlelerin gönlünden, meslektaşlarının yüreğinden silemeyen nedir?

Devamını Oku
25.01.2026
Pax Americana: Türkiye, Suriye, İsrail’e doğru

Şüphesiz beklenmiyordu veya ABD’nin ipiyle kuyuya inilmez seni yarı yolda bırakır diyenler de vardı.

Devamını Oku
22.01.2026
Bir intikam histerisinin sahne şovu mu?

“Bak ne yaparız biz sizi, sürüm sürüm süründürürüz!...”

Devamını Oku
20.01.2026
NATO: Bir ittifakın ölümü mü?

Dün Kopenhag adeta öfke patlaması yaşadı; on binlerce kişi Danimarka ve Grönland bayraklarını sallayarak “Grönland’a dokunmayın, Grönland satılık değil” pankartları sallıyordu.

Devamını Oku
19.01.2026
Sancar müjde verdi: Beyin kanseri klinik deneylerini Türkiye’de yapacağız...

Epeydir görüşemiyorduk.

Devamını Oku
18.01.2026
Marmara depremine yeni bir bakış var

Fay parçalar halinde kırılacak ve maksimum deprem büyüklükleri ancak 7.3’e ulaşabilecek.

Devamını Oku
15.01.2026
İran rejimi bölgeyi ateşe atabilir, Türkiye’ye etkileri ne olur?

İran’da molla rejimine karşı protestolar durmuyor, çok sayıda ölü var, yüzlerle ifade ediliyor.

Devamını Oku
13.01.2026
Yanardağ’dan Aysever’e... Suskunluğun anatomisi

Merdan’ı (Yanardağ) neredeyse hiçbir suçlama yöneltmeden içeri atma, üstelik Tele1 televizyonuna el koyma cesaretinin hüküm sürdüğü bir ülkede yurttaş güvenliğinin çok yönlü olarak risk altında (uzun süredir!) olduğunu söylemek bile artık bir cesaret denemesi mi olur?!

Devamını Oku
12.01.2026
Orta sınıfın düşüşü

Bu yılın gözde dizisi Kralın Düşüşü gibi oldu ama kastettiğim İpek Özbey ile Onur Alp Yılmaz’ın hazırladıkları kitap.

Devamını Oku
11.01.2026
Aziz Sancar’dan büyük bir başarı daha: Beyin kanserini farelerde yok ettiler

İki üç kez yazmıştım, Aziz Hoca, hızlı ilerleyen ve ölümcül bir beyin kanseri türü olan Glioblastoma’nın tedavisine yönelik çok ciddi bir yöntem geliştirdi ve ilk erken sonuçlar bu tedavinin mümkün olabileceğine ilişkin önemli umutlar doğurdu, diye.

Devamını Oku
08.01.2026
Askeri güç ile siyaset: Geleceği olabilir mi? Avrupa- Çin dayanışması

Bence Trump, bugünkü dünyada pek de geleceği olmayan bir siyaset dönemi başlattı.

Devamını Oku
06.01.2026
Dünyada her şey çöktü, kendini korumak bile ne kadar mümkün?

“Önce Amerika”, “En büyük Amerika” sloganları bugün yaşadıklarımıza (Venezüella’ya baskın) ve arkasından yaşayacaklarımıza ilişkin her şeyi açıklıyordu.

Devamını Oku
05.01.2026
İran’da rejimin tek çıkış yolu nükleeri iptal etmek mi?

En sonunda İranlılar, ekonomik çöküşe başkaldırdılar.

Devamını Oku
04.01.2026
Ekonomik panoramada kısa gezinti ve utanmazlık skalası tartışması

Ekonomik tablo yıllardır felaket.

Devamını Oku
30.12.2025
HÜDA PAR/DEM/İmralı el ele Kürt karanlığına

AKP, Türkiye ve Ortadoğu’da Kürdistan isteyen pankürdist, geçmişi karanlık HÜDA PAR’ı, 4 milletvekili vererek Meclis’e soktu.

Devamını Oku
29.12.2025
Hey Türkler, Anadolu, Trakya, savaşı kaybettiğinizden haberiniz var mı?

Kürt meselesini çözüm komisyonu sanki çıkmaza girdi gibi.

Devamını Oku
28.12.2025
Çin’in başarısının sırrı: Yüz binlerce genç mühendis

Anımsıyorum, 6-7 yıl önce Amerikan üniversitelerini bitiren fen alanlarında mühendislerin sayısı muhtemelen 400 bin kadar olduğuna ilişkin bir istatistiğe hayret etmiştim.

Devamını Oku
25.12.2025
Çin, 20 yılda kritik teknoloji araştırmalarının yüzde 90’ında öncü

Yukarıdaki başlık bana ait değil, dünyanın en önemli iki bilim dergisinden biri olan NATURE’a ait.

Devamını Oku
23.12.2025
6 yıllık ‘Manhattan Projesi’ ile Çin ABD tekelini kırdı

Bu proje İkinci Dünya Savaşı’nı bitiren atom bombası üretme projesi değil.

Devamını Oku
22.12.2025
Anket sonuçlarına ne kadar güvenmeli?

Onlarca anket önümüze geliyor ve buna göre yorumlar yapıyoruz.

Devamını Oku
21.12.2025
13 yıl öncenin büyük öngörüsü gerçekleşiyor mu?

Kaybettiğimiz Doğan Kuban Hoca’nın seçme yazılarına her hafta Herkese Bilim Teknoloji dergisinde yer veriyoruz.

Devamını Oku
18.12.2025
Ankara’nın F-35 rüyası bitti veya çok bedel ödemesi gerekir

Hayır, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack’ın F-35 konusunda verdiği yanıta dayanarak Ankara bu uçakların rüyasını bile göremez demiyorum.

Devamını Oku
16.12.2025
Bu anlaşmayı kim ‘Feshet’ dediyse suçlu o! Suriye tek mi olacak çok mu?

Bütün mesele bu. Derinden bir savaş veriliyor, bir varlık ve yokluk savaşı bu, olmak mı olmamak mı...

Devamını Oku
15.12.2025