İrtica, ‘Eskiyi geri getirme’ demek ise AKP ile tam uyuşuyor!

28 Mart 2021 Pazar

Vikipedi’ye başvurdum, irtica ne demek diye, bana şunu dedi: “İrtica, eskiye geri dönüş, gericilik, geri kafalılık, reaksiyonizm veya retrosesyonizm, önceki koşullara dönüşü isteyen, aşırı tutucu ve ilerlemelere karşıt olan, herhangi bir toplumsal ya da siyasi hareket ya da ideoloji ve buna bağlı eylemler..”

İrtica, bir siyasal ideolojidir.

İrtica, muhafazakârlığın (tutuculuğun) bir kısmında güçlü olarak bulunduğu gibi (fakat daha çok varolanı muhafaza) tamamen geri dönüşü isteyen çeşitli siyasal yapılar da vardır. Mesela Cumhuriyete karşı krallık veya padişahlık. Laik devlete karşı “din devleti”. Osmanlı zamanında da bazı “ilerici” padişahların mesela ordu düzeninde yapmak istedikleri yenilikçi hareketlere karşı istemezük ayaklanmaları da bu kapsamdadır.

Türkiye’nin kuruluşunda “eskiye geri dönüşü olanaksız kılacak” medeni hukuktan tutun kadınların eşitliğine, şapkaya, Türkçeye, Cumhuriyete, Eğitim Birliği’ne kadar uzanan tüm devrimler yeni bir ülke yaratmanın temel taşlarını oluşturuyordu; başka bir açıdan bu devrimler geri dönüşün tüm yollarını tıkamak anlamını da taşır. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda, ruhunda, özünde evet “irtica düşmanlığı” vardır! 

NEDEN GÜÇLÜ BİR YAPI?

Toplumsal yapıda “irtica” hiç eksik olmadı. Alttan alta yaşadı, yaşatıldı, korundu, desteklendi, büyütüldü. Toplumsal yapımızda “cemaatçilik” çok güçlüdür. Bu, azgelişmiş kapitalizmin kısmen toplumsal yapıdaki cemaatçiliği dağıtamamasından da kaynaklandı. 

Ama bu yapılar ilginç bir şekilde kapitalist örgütlenmelere dönüştü, dini kullanan birer kapitalist yapılar olarak yükseldiler. Yarattıkları ahaliyi büyük bir inanç sömürüsü ile üttüler. Paralarını, varlıklarını aldılar, irili ufaklı taht ve krallıklarını kurdular, hepsi kendilerine büyük zenginlikler inşa etti. Okullar, üniversiteler, hastaneler... Üstelik en pahalısından! Kapitaliste taş çıkaran, müthiş bir inanç sömürü mekanizması kapitalizmine imza attılar. Allahları ticaret para ve zenginlik!

DEVLETİ KULLANDILAR

Devlet, siyasi partileri daha büyük zenginlikler yaratmak için iyi bir kullanışlı alete dönüştürdü.

Bunlar arasında en yeteneklileri FETÖ idi. Diğerleri daha sessiz sedasız gibi ama mesela Sağlık Bakanlığı ve daha pek çok devlet kurumunda, kendi borularını öttürüyor. AKP en büyük destekçileri. AKP adeta, tüm bu yapıların şemsiye örgütüne dönüşüyor. Bu şemsiyenin altında FETÖ de vardı. Ama ne zaman ki Fethullah Efendi, Erdoğan’ın iktidar koltuğuna göz dikti, kıyamet o zaman koptu.

AKP, bir liderlik partisi olarak adeta bir irticai yapıdır. Lider değişse, belki yapı da değişir, bilemem. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, laiklik, Eğitim Birliği gibi büyük devrimlere düşmandır. Cumhuriyeti Osmanlı ile kendi dönemleri arasında bir reklam kuşağı olarak görmekteler. Lideri sultanlık inşa etmiştir, anayasayı ve yasaları bu nedenle işine gelmediği zamanlar askıya almaktadır.

Kendi yaptığı anayasaya bile aykırı düşerek İstanbul Sözleşmesi’ni fesh etmeye kalkışması, yasaları ben koyar ben kaldırırım tutumudur.

Hukukçu Ersan Şen, anayasanın 50. maddesine aykırı hareket edildiğini söyledi geçen gün.

CUMHURİYETİN İRTİCA DUYARLIĞI

Cumhuriyet her zaman irticaya son derece duyarlı oldu. Bu duyarlılığın temel nedeni, Cumhuriyetten geri dönüş kapısının bir şekilde açılmasını önlemekti. 

İrtica bizde dini kullanan tarikat, cemaat, siyasal yapılanma olarak ortaya çıktı. Devleti, siyaseti birer koza olarak kullandı. Bugün inanılmaz servetlere ulaşmaları ve dal budak yayılmaları bu sayede oldu. 

Burada, ülkemizdeki kapitalizmin sömürge karakteri ile ülkeyi geri kalmışlığın dar alanında tutan karakteri de büyük rol oynadı.

İRTİCANIN KOLTUĞUNDA BİR İKTİDAR! 

Silahlı Kuvvetlere eleman alımında “irtica” şartının kaldırılması, Saray’ın bilinçli politikasının bir sonucudur, bu yapılara mensup olanlara ordunun kapıları sonuna kadar açılıyor.

Cemaat, tarikat mensubu örgütlüdür. Bunların “namaz kılan” normal insanlarla bir ilgisi yok. Örgütlü yapılar, ahtapotun kolları gibi yayılmayı bilir. Her zaman.. Şimdi ordu bu kollara teslim ediliyor. 

Savunma Bakanı, bir zamanlar bu ordunun genelkurmay başkanının, “İrticaya yeşil ışık yaktığımız yorumu doğru değil. Değişiklik yönetmeliği daha etkin hale getirme çabası” açıklaması tamamen göstermeliktir. 

Saray’ın niyet ve politikasını gizleme veya bu politikasının bir parçası olmayacak hiç kimse, hiçbir etkin makamda oturamaz.

Tıpkı Şentop gibi.

Onun da görevi, anayasayı, Meclis’in hak ve hukukunu savunmak değil, liderinin her türlü tasarrufunu haklı çıkarmak ve desteklemektir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları