Yargıya karışın lütfen, mesela deyin ki..
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Yargıya karışın lütfen, mesela deyin ki..

03.09.2018 06:24
Güncellenme:
Takip Et:

4 bakan toplantı yapmış ve Avrupa Birliği yolunda “reformlara devam edeceklerini” belirtmişler. Gözünüzden kaçmamıştır. Bakanlardan biri Soylu. Birkaç gün önce de, bir zamanlar Erdoğan’ın kabul ettiği Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta toplantısını sille tokat, cop, biber gazı ile dağıttırmıştı.
Soylu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine dahil olmadan önce, özellikle CHP’ye ve HDP’ye şiddetli saldırılarıyla göz doldurmuş ve yorumumuzu yanıltmayarak bakan seçilmişti. Avrupa’ya güvence vermek ve dolar üzerindeki siyasal baskıyı düşürmek için toplanan 4 bakanın açıklamasını okuyunca iki yanlış insan orada dedim. Biri Soylu diğeri de Adalet Bakanı Gül. Niye Gül de?
Adaletin düzgün işlemesine henüz bir katkısını göremedik, tersine adaletsizlikler eski hesap gırla gidiyor. Cumartesi Anneleri’ne saldırı da aslında anayasal hakların kullanılması açısından doğrudan Gül’ün yetki ve sorumluluk alanında değil mi? Peki, anayasanın amir hükmüne rağmen, Yargıtay’ın, Enis Berberoğlu’nun tutukluluğunun devamında bir sakınca görmeyen kararı, anayasanın açıkça ve net çiğnenmesi anlamına gelmiyor mu?

Yargıya karışın lütfen, mesela...
Anayasa bir var bir yok. İşlerine geldiği gibi. HDP lideri Demirtaş’ı tutuklatan siyasal anlayış, CHP’den de muadili Kılıçdaroğlu’nu içeri atamayacağı için Enis’i esir aldı. Hiçbir vicdan, yasa, anayasa bunu kabul etmiyor ama tınlayan yok.
Aynı şekilde Osman Kavala.. Yargısız infaz, sudan bahaneler. Kavala da tam bir siyasal operasyon kurbanı! Tıpkı daha önce Büyükada İnsan Hakları toplantısına katılanlara karşı düzenlenen -siyasi esir alma- operasyonu gibi.
İnsanlara bu eziyeti ne zaman sonlandıracaksınız? Adalet Bakanı Gül adaletin tecellisi için ne yapıyor, bu konuda, “yüksek yargıya karışamayız” mı diyor?!?!
Hayır karışın.. Şöyle deyin:
Hâkimler özgürdür, hiçbir merciden gelecek işaretlere göre karar alamazlar, kararları siyasi olamaz, hukuka, kanıta, tamamen hâkim vicdanına ve yasalarımızın öngördüklerine göre karar vermekle yükümlüler.. Hiçbir mahkeme ve yargı, yasalara aykırı, üzerinde siyasi şüpheler uyandıracak bir kararın altına imza atamazlar ve dünyaya, Avrupa’ya karşı ülkemizin itibarını sıfırlayamazlar.
Hatta şunu yapmalı bakanlık veya hükümet: Verdikleri yanlış kararlardan doğacak tazminatlar eskisi gibi hâkimlere rücu edilmeli, devlet aradan çıkmalı, ben ödeyeceğim dememeli! Siyasi iktidar neden tazminatları devlet ödeyecek dedi? Çünkü yargıya siyasi kararlar verdirttiği için. Hem siyasi kararlar verdirt ve tazminatlar ödenmesine neden ol, hem de bunu kararı veren yargıçlara ödet! Eşyanın tabiatına aykırı tabii ki böyle bir durum.

Yeni rüzgâr mı esiyor
Cumhurbaşkanı’ndan ılımlılık mesajları mı geliyor? Mesela dünya çapında değerimiz Fazıl Say’a, annesini kaybı nedeniyle (başın sağ olsun sevgili Say) telefon açıp başsağlığı dilemesi.. Bir süre önce de konserini yasaklatan bu iktidarın kültür işleriydi.
Adli yılın açılışı mesajında hukukun üstünlüğüne vurgu yapıyor ve gerçek anlamda bağımsız ve tarafsız bir yargının işleyişini güçlendirme konusunda kararlıyız, diyor.
Tabii ki biliyorum, bu tür kaç mesajı oldu, ama değişen bir şey olmadı! Ne diyecekti yani, bu ülkeye hukukun üstünlüğü fazla mı?!
Fakat şu günlerde zor bir durum var, biliyorsunuz.
Birincisi ekonomik kriz. Kriz gerçek, zaten patlayacaktı. Ama üzerine bir de siyasi kriz baskısı binince birden infilak etti.

AB ile oynaşma
İki durum iktidarda esen rüzgârgülünü etkiledi. Ekonomik krizin doğurduğu zorunluluklar ve ABD’nin siyasal-ekonomik baskısı (ticaret savaşı). Bu ikincisinden mustarip AB ve Rusya da var (Tabii ki İran da).
Bu doğal bir ittifakın oluşmasına yol açıyor. 14 Ağustos’taki yazıma uygun seyrediyor olay: (www.cumhuriyet.com. tr/koseyazisi/1054774/Dolar_imparatorlugu_ ve_TR_icin_yeni_bir_politik_vizyon. html)
İktidar AB ile bir ittifak oluşturdu. Bu, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik krizini de hafifletmenin bir aracıdır. Dış ekonomik çevreler Erdoğan’ın ekonomi üzerindeki etkisinin kısıtlanmasını ve MB’nin bağımsızlığını (hatta damadın ayrılmasını) zorunlu görürken, Ankara buna karşılık AB reformları sürecek politikasıyla (veya havucuyla mı desek), yatırım koşullarının iyileştirilmesini sağlamaya çalışıyor. Kim bilir, büyük borçların ertelenmesini de.
Bu bağlamda Enis ve Kavala’nın ve Eren Erdem’in yakında serbest kalmasını umabiliriz.  

Yazarın Son Yazıları

Su yosununu incelemek Tıp Nobeli getirdi

Ne yazacağım ki kütük adamlar üzerine.

Devamını Oku
08.10.2026
‘Eyalet sistemine geçebiliriz’

Arşiv unutmaz derler ya, epey süre önce kupür kesip saklama alışkanlığım vardı, birikmiş kupürleri temizlerken yukarıdaki gazete kesiği elime geçti.

Devamını Oku
06.10.2026
Toplum vicdanı, AKP içinde ne kadar yankı buluyor?

AKP iktidarının toplum içinde karşılığı nedir?

Devamını Oku
05.10.2026
Ayıbı gizleme... ‘Fatma Hanım yalnız değildir!’ sloganına destek

Ülke en büyük finansal soygununu yaşıyor.

Devamını Oku
04.10.2026
‘Bizim adamımız sistemi’, çıkar ağları parçalanmalı

Cumhurbaşkanı “Dışarıdan gelecek olumlu eleştirilere de açığız” sözlerini birkaç kez sarf etti.

Devamını Oku
01.10.2026
Deniz Göktaş’ın mizahının gücü ve geçmiş

Mizah, doğası gereği gücü sorgular; trajikomik ortam, karar uygulama ve durumlardan çok güçlü kahkahalar üretir.

Devamını Oku
29.09.2026
Bir mucize yükseliş ve çöküş

AKP döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne elektronik mühendisi olarak girmiş...

Devamını Oku
28.09.2026
Sayın adalet bakanı, savcıları, SPK sistemi ve Mehmet Şimşek...

Sayın Bakan...

Devamını Oku
27.09.2026
Yavaş Cumhurbaşkanlığı adaylığı kapısından girdi

Mansur Yavaş CHP üyeliğinden istifa ederek çok önemli bir adım attı Cumhurbaşkanlığı adaylığı için.

Devamını Oku
24.09.2026
Sermayeye ve soyguncuya emekten ve milletten büyük servet transfer

AKP döneminde çöküşü nas politikasıyla başlatmak yanlış olur.

Devamını Oku
22.09.2026
Bugünkü mülksüzleştirmenin zorbalık ve darbelerle başlangıcı

Prof. Erinç Yeldan, Habertürk’te Eren Eğilmez’in programında, emek üzerindeki sömürünün 1980’den itibaren nasıl katlanarak arttığını anlatıyordu.

Devamını Oku
21.09.2026
Fon soygunu nasıl işliyor, soymaya devam mı?

Şüphesiz ayrıntılar önemlidir.

Devamını Oku
20.09.2026
Okurlardan anlamlı katkılar

Bazen ihmal ediyorum okurları, aslında çok güzel katkı ve paylaşım yapıyorlar.

Devamını Oku
17.09.2026
Mansur Yavaş spekülasyonları üzerine

Aslında ben de bu yazıyı yazmamalıydım.

Devamını Oku
14.09.2026
‘Parti devleti’ işbaşında, siyasi propaganda içinde mi?

Liberal görüşlü arkadaşımla sohbet ediyoruz.

Devamını Oku
13.09.2026
Üsküdar: Bir dönem bitti, yeni dönem başladı

Üsküdar, bir buçuk yıldır muhalif belediyelere karşı tezgâhlanan operasyonların amacının çok net olarak iktidar tarafından ilan edildiği ilçe oldu.

Devamını Oku
10.09.2026
‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’nin yeni versiyonu

Kör gözüm parmağına, deyimi çetrefillidir.

Devamını Oku
08.09.2026
Ümmet mi millet mi? Av kim, avcı kim?

“Kürt meselesi” çözümleri çerçevesinde bugün tartışılan konular, aslında 2013’te tartışılmıştı.

Devamını Oku
07.09.2026
Bir ‘kırmızı perşembe’ olayı üzerine

Silivri Cezaevi’nin yeni yapılan devasa salonundayım, arkadaşlara soruyorum, heyet nerede, diye.

Devamını Oku
06.09.2026
Bir insan ölünce her şey mi ölür?

Bakın doğum kaderde yok ama ölüm herkesin kaderinde var.

Devamını Oku
03.09.2026
Yeni anayasa mı, hülle hazırlığı mı, yoksa salt değişiklik mi...

Cumhurbaşkanının masasında incelenmekte olan bir anayasa taslağı olduğu kulis haberlerini okuyoruz.

Devamını Oku
01.09.2026
Çık bakalım çıkabilirsen, büyük lafın yeri yok

Hukukçu Mehmet Uçum’un demokrasiyi savunduğu, haksızlıklara karşı çıktığı, adaletsizlikleri eleştirdiği, anayasanın pek çok maddesinin, uygulanmamasını gündem yaptığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin özellikle Türkiye’de büyük adaletsizliklere, haksızlıklara uğramış kişiler hakkında verdiği kararların uygulanmasını savunduğu vb. görülmemiştir.

Devamını Oku
31.08.2026
Büyük bir yürekle kuruldu Türkiye... Koskoca bir cesaret ve inançla...

Kazanacağız yüreğiyle...

Devamını Oku
30.08.2026
‘Nasıl da yırttık, tam yırttık, şerefe arkadaşlar!’

Siyasal yargılamada işin doğasına uygun mahkemeler kurulur.

Devamını Oku
27.08.2026
Ar-Ge 1.7: Teknoloji alanında ihracat 56 milyar dolar

2026 Bilim ve Teknoloji Göstergeleri raporuna göre Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları son yirmi yılda istikrarlı biçimde arttı.

Devamını Oku
25.08.2026
Bir trilyon dolarlık büyük yarış

Bu yarış başka. Ar-Ge yarışı.

Devamını Oku
24.08.2026
Oyyy Rize! Haydi gidelim haydi!

Mademki Özgür Özel Rize’de geniş bir kucaklaşma ile karşılandı, fırsat bu fırsat iki hafta önceki Rize gezimizi yazayım.

Devamını Oku
23.08.2026
Transferler: Büyük bir çaresizliğin dışavurumu mu, psikolojik tedavi mi

En çarpıcısı Eceabat’ta gerçekleşti: AKP’nin adayı belediye seçimlerinde 153 oy almıştı.

Devamını Oku
20.08.2026
Herkes yapıyor, başım kel mi ortamı...

Çok tartışılan bir konu. Tam bir transfer sezonunda yaşıyoruz.

Devamını Oku
18.08.2026
İki ayrı program, iki plan ve ayrı gelecek mi var?

Dünkü yazımda, Kürt hareketinin (siyasi veya askeri), çerçeve yasa ve sonrası için alabildiğine konuşur, program ve beklentilerini açıklarken, AKP iktidarının ise alabildiğine bu konularda sustuğunu DEM-İmralı açıklamalarına zerre yanıt vermediğini anımsatmıştım.

Devamını Oku
17.08.2026
İktidar susarken, DEM’liler gerçeği mi söylüyor?

Silahlar sussun! Tabii ki, şüphesiz! Artık PKK savaşmayacak! Ne güzel!

Devamını Oku
16.08.2026
YENİ Parti: Riski mi azalttı? Yoksa artırdı mı? Verileri görelim

Şüphesiz çerçeve yasa konusunda YENİ Parti’nin ikili siyaseti seçmen nezdinde “partiyi kurtarıcı” mı oldu?

Devamını Oku
13.08.2026
YENİ Parti’nin tartışması gereken temel soru üzerine

Çerçeve yasa üzerine yazıyorum 3-4 yazıdır.

Devamını Oku
11.08.2026
Demokrasi, hak ve özgürlükler mi, Kürt ayrılıkçılığı mı?

İktidar YENİ Parti’yi giderek daha çok kıskaç altına alıyor ve alacak da.

Devamını Oku
10.08.2026
Seçim ittifakları kesin belirlendi... Ne yapmalı?

DEM Parti, CHP’ye mi saldırmaya yöneldi?

Devamını Oku
09.08.2026
Ülkenin önü açılıyor mu, kapanıyor mu, çerçeveden sonra nereye

İsim şu: “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi.”

Devamını Oku
06.08.2026
İmralı Cumhuriyeti yeniden kuruyor, bu kez ‘demokratik’

AKP liderliği ve hükümeti biliyor, İmralı biliyor belki de onayına sunuldu, (PKK’nin de bilgi sahibi olduğunu reddedemeyiz), DEM’liler haydi haydi biliyor.

Devamını Oku
04.08.2026
Korku iklimi, CHP’li belediyeler ve ahlakın sıfırlanması

Yoğun bir siyasi korku iklimi içinde yaşıyoruz.

Devamını Oku
03.08.2026
Cem Küçük neden tutuklandı? Bu bir iç kavga mı?

Hayır tabii ki. Cem Küçük tutuklandı.

Devamını Oku
02.08.2026
Yargıtay butlan kararından tedbiri kaldırırsa...

Bu serinin son yazısı.

Devamını Oku
28.07.2026