O bir ‘sevdalı kuştu’

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Özleye özleye pilavı özlemiş.
Türk pilavı… Adam, ‘kebap’ der, ‘şiş’ der, ‘baklava’ der, ‘lokum’ der…
Hadi bunları sevmedin…
‘Mangal’ der, ‘Oboo Ali nazik’ der, ‘Uff lahmacune, limonlu lahmacune’ der…
Olmadı, ‘Çurba’, işkembe ‘çurba’ der!
“Bol sarımsaklı, sirkeli, pul biberli çorba’!
Ya da ‘Mis kokoreç, yanında turşu, b’ide ayran’ filan der(!)
Hiçbirini demedi…
Beşiktaş TV’nin Müdürü Bülent Ülger sordu:
O “Pilav” dedi…
“Törkiş yemekleri özledin mi!?”
- Hem de çoook..!
- En çok neyi?”
- Pilav, tavuklu pilav!
‘Rakı-balık’ filan değil ha… Pilav!
“Üstünde de tavuk olursa” hımmm!
3 yıl sonra, Türkiye’ye geleli daha birkaç saat olmuş…
O pilavı özlemiş!
“Bugün geç oldu, yarın ilk iş pilav yiyeceğim” dedi! Taraftarın bu adamı neden sevdiğini anladım. Bu yüzden, “Tarhana” deseydi hiç şaşırmazdım…
“Anamın tarhanasını özledim…”!

‘Bu kesin Türk’
Kim bilir, belki de ailesi Kocamustafapaşa’dan Portekiz’e göç etmişti.
‘Rakı-balık’ deseydi ya, düşer bayılırdım.
“Bu kesin Türk oğlummm” derdim!
Bülent keşke, “Nerede yiyorsun pilavı” diye sorsaydı…
“Seyyardan…” dedi miydi, bitmişti bu iş! “Karabiberli filan, oooh şapur şupur…” Rakiplerine sahaları dar eden adam işte bu!
‘Her dâhi, fiziken gelişmiş çocuktur aslında’ (OC) Quaresma denilen “çocuk” da böyle bir şey işte…
Bakın, ‘Yıldızları yönetmek maharet ister’!
E, Beşiktaşlı oyuncuları “yönetmek” de yetenek ister!

Oyuncuyu yönetmek
Peki, tüm oyuncularını nasıl yöneteceksin!?
Bir, oyuncularına iftira atmayacaksın..
İki, TV’lere bağlanıp oyuncun için “Şerefsiz” vs. demeyeceksin…
Üç, “İşte getirdik size”, diyerek adamları başıboş bırakmayacaksın.
Maç saati dışında da ilgileneceksin. ‘Ne yerler, ne içerler, geceleri nereye giderler’! İcabında, giydikleri çorabın; hatta, giydikleri donun rengini bileceksin! Sadece Q7 ile değil, Oğuzhan’la da, Gökhan’la da, Serdar’la da vs. vs. hepsiyle ilgileneceksin. Dört, “küçülüyoruz” ayakları yapmayacaksın. Yaparsan, yıllarca berbat transferle kulüp paralarını heba edersin… Bakın, Qaresma A-sosyal bir adamdır. Bu belli!
Anımsayın, o yıl gelenlerin tamamı gece alemlerine akarken o evde “atari” oynardı.
Vukuatı vardı elbet. Yeni geldiği sıralarda ciple orta refüje çıkmak.
Öbür vukuatı “0” (sıfır) iletişimdi! Yani, A-sosyal olmaktı!
3 yıl önce “Neden istenmediğini”, “Neden kampa çağrılmadığının” nedenini bilemeden gitti. “Takım oyuncusu değildi” denildi. Sanki Q7’in başka modeli Gökhan, çok mu takım oyuncusuydu. “Bilerek kırmızı kart yedi” denirse, o kadar çok tekmeyi yeseydiniz, inanın siz de pilavcı olurdunuz! Önemli olan, ayrı ayrı “tatları” bir tencerede eritmek ve ortaya lezzetli yemek çıkartmaktır. O da Şenol Güneş’in işidir!
“O bir sevdalı kuştu,
Aklı ermedi, yaban ellere uçtu…”
Şimdi, ait olduğu yere geri döndü…  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hayalgücüspor 8 Ağustos 2018
‘Satarım Sattırmam’ 24 Temmuz 2018
VAR ya da HAM 19 Temmuz 2018