Geleceğini Kendi Ellerine Almak...

01 Ocak 2009 Perşembe

Aslında iş geliyor tek bir cümlede toplanıyor:Geleceğini kendi ellerine almak...

Küresel krizin belki en iyi tarafı uluslara, toplumlara ve bireylere bu cümlenin ne denli önemli olduğunu göstermesi.

Eskiden küreselleşmenin günümüzdeki biçimine karşı çıkmak ve refahın daha adil paylaşımını istemek birçok insanın aklına bile gelmiyordu. Kurulu bir sistem ve düzen içinde hayat akıp gidiyordu. Karşı çıkışlar, medya aracılığı ile kamuya ulaşamıyor, ulaştığında ise bunları dile getiren bilim insanları felaket haberciliği yapan falcılar olarak mahkûm ediliyordu. Şimdi bakıyoruz en liberaller bile en azından krizin çıkış noktasının hatalı politikalardan kaynaklandığını itiraf edebiliyor.

Bu sorgulamaların yapılmaya başlanması bile önemli. Hafta başında Viyana Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Onaran ile yaptığım ve Cumhuriyette yayımlanan söyleşide toplumların nasıl harekete geçmesi gerektiği konusu da vardı. Ancak yer darlığından bu köşeye almaya karar verdim. Özlem Onaran aynı zamanda ATTAC üyesi olduğu için söylediklerinin önemli olduğunu düşünüyorum. ATTAC, dünyanın dört bir yanından küreselleşmenin günümüzdeki biçimine karşı çıkan ve refahın adil paylaşımı için mücadele eden heterojen bir uluslararası kitle örgütü. Sloganları: Başka bir dünya mümkün. 2000’den beri Seattle, Prag, Cenova ve Brükseldeki gösterilerle seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ben Onarana ATTAC krizde biraz sessiz kalmadı mı? Oysa en fazla sesini duyurabileceği bir zaman dilimi. Neden böyle sorusunu yöneltmiştim.

Onaranın yanıtı ise şöyleydi: ATTACı uluslarası adalet, sermaye hareketlerinin ve finans sisteminin kontrolü noktalarında bir araya gelmiş heterojen bir uluslararası kitle örgütü olarak çok önemsiyorum. ATTAC bilakis çok aktif ve etkili oluyor bu dönemde. Avrupada çok sayıda toplantıda ve TV açık oturumlarında yer aldı. ATTACın Kumarhaneyi kapatın kampanyası çerçevesinde yapılmış bir kısa film Almanyada çeşitli sinemalarda oynuyor; internette de bulabilirsiniz; 2 hafta içinde 100 bin kereden fazla görüldü. (http://www.casino-schliessen.de/aktionen/kinospot/). Fransa, Almanya, İtalya, Avusturya, Polonya, Macaristan, Fas gibi 14 ülkedeki ATTAC örgütleri ortak bir deklarasyon kaleme aldı. G20 zirvesi öncesi ortak bir eylem günü oldu Avrupada. 10-11 Ocakta Pariste Avrupa çapında bir strateji toplantısı olacak. Eski ATTAC- Avusturya başkanı Karin Küblböckün görüşü şöyle: ATTACın 10 yıldır söylediği şeyler şimdi çok geniş çevrelerce dile getiriliyor, ama ATTACa referans verilmiyor. Bu telif hakları açısından bir problem de olsa, aslında bir kitle hareketi için büyük başarı...”

Küresel kumarhaneyi kapatmak hiç kolay değil. Ancak seslerin olabildiğince fazlalaşması, “geleceğini kendi ellerine almak isteyen insanların sayısının artması 2009 yılı ve sonrası açısından son derece önemli.

Gelelim Türkiyeye.... Teğet geçmek bir yana, tam göbeğinden Türkiyeyi vuran küresel krizin etkileri bir yanda... İktidarı elinde tutan dinci siyasetin yandaş ekonomisi ve cemaat söylemi ile tabanda örgütlenmesi diğer yanda. Buna bir de PKK terörünü ekleyin...

Üçlü kıskaç altındaki Türkiyede geleceğini kendi ellerine almak çok daha zor ancak çok daha yaşamsal...

Önceki akşam gazetemiz yöneticileri ve çalışanların katıldığı mütevazı yeni yıl kutlamasında İlhan Selçukun kısa konuşmasının bir yerinde söylediği, kimi dönemler vardır ki insan kelleyi koltuğunun altına almalıdır. Türkiye işte öyle bir dönemden geçiyor sözleri bu yazıya ilham kaynağı oldu.

Bugün 2008in son günü. Alabildiğine kötü bir seneyi geride bırakıyoruz. Şunu unutmayalım ki; 2009 ve sonrasının, bugünden daha iyi olması için geleceğimizi kendi ellerimize almamızın şart olduğunuson derece iyi anlamamız gerek. Ve şunu da asla unutmayalım herkesin kendi çapında atacağı bir adım mutlaka vardır”.

Umutlu bir yıl dileğiyle...

Yazarın Son Yazıları