İşte o nokta...

23 Aralık 2016 Cuma

“Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu.
Birinciliği beyaza verdiler.”
Özdemir Asaf’ın bu kısacık şiiri beynimde dolanıp duruyor bir süredir. Evirip çeviriyorum:
Tüm ülkeler hızla kirleniyordu.
Birinciliği benim ülkeme verdiler...
Evet... Önce kirlenme başladı; tahmin edilenden daha hızla yayıldı. Temizleyemedik. Sonra kokmaya başladı ve ardından da çürüme... Gelinen noktada ülke olarak bütünsel bir çürümüşlük içindeyiz. Hemen hemen her kurumu ile.. O çürümüşlüğün içinde yaşıyor; attığımız her adımda bu bataklığın dibine daha hızla çekiliyoruz.
Öyle bir noktadayız ki; sayılar bile yetmiyor... 14 gencecik askerin sınır çatışmasındaki ölümü bu ülkenin başındaki adam tarafından “Maalesef birkaç şehidimiz var” diye dillendirilebiliyor. 2012 yılında dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in “PKK birkaç Mehmeti şehit etti diye Meclis’i toplayamayız” sözlerini unutmayın...
Öyle bir noktadayız ki, doğru gibi gösterilen yalanlar büyük bir toz bulutu gibi her şeyin üzerini örtüyor. “Eğitimde reform” mu demiştiniz? “Sağlıkta büyük dönüşüm” peki? Ya büyüyen güçlü ekonomi? Avrasya Tüneli ile ya da bilmem ne köprüsü ile ya da 3. havaalanı ile oluyorsa bu ekonomi yaşadık...
Ama öyle olmuyor ne yazık ki. Yılda 120 milyon kişi hastanelerin acil servislerine gidiyormuş. Küçük bir soğuk algınlığı olan da, kalp krizi geçiren de... Devlet ve araştırma hastanelerinde randevu tarihi hastanın ömrüne yetişmiyor. Eğitimin halini biz değil PISA verileri zaten tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyor.
Üretmiyor tüketiyor; bilgiden, bilimden uzaklaştıkta cehaletin kör kuyusunun dibine doğru sürükleniyoruz toplum olarak...
Tarım çöküyor, sanayi çöküyor, medya çöküyor, hukuk çöküyor. Beraberinde bir işsiz ordusu yaratarak çöküyor. Son 5 yılda 1 milyon yeni işsiz katılmış bu orduya. Yine 1 milyonun üzerinde umudunu kaybetmiş işsizimiz var... Neden mi?
Çünkü AKP iktidarında finansal varlıklar fabrika yerine, betona gömüldü. Katma değer ve istihdam yaratacak yatırımlar yerine AVM, gökdelen, lüks konut yaptılar, işsizlik patladı, esnaf tükendi.
İnşaat sektörü idi değil mi AKP iktidarının ekonomik dinamosu? Sadece son 6 yılda Türkiye genelinde 2 milyon adedi aşkın satılamamış konut bulunuyor. Ortalama her yıl 800 bin yeni konut yapılıyor. Ancak yarısı bile satılamıyor.
Yatırımlar durdu; çünkü kimse önünü göremiyor.
Üretim bıçak sırtında; kurlarda aşırı yükselme, yıllarca ithal girdiye bağımlı yapılan sanayicinin üretim ve ihracat performansını baskılıyor.
Rating kuruluşlarının notunu düşürdüğü Türkiye’nin risk primi hızla yükseliyor, yatırımlar kaçıyor...
Ekonomi, siyaset, medya, eğitim... 4 sacayağı da büyük sorunlar yaşayan üstelik kendi içinde de sürekli kutuplaşan bir ülke nasıl kendi toparlar? Yanıtı zor.
Bugün yaşadıklarımız birer sonuç. Tıpkı 15 Temmuz’un bir sonuç olması gibi. Tıpkı AKP iktidara geldiğinde 8 yaşında olan bir çocuktan bugün bir büyükelçiyi öldüren bir katil yaratabilmemiz gibi. Tıpkı artık tüm yaşamların pamuk ipliğine bağlı olması gibi. Nokta...


Yazarın Son Yazıları

Uslu dur, itaat et... 24 Temmuz 2020