1960 yılının sonbaharıydı. Bir sabah telefonumuz hiç durmadan çalmaya başladı. Bir dost kapatıyor, diğeri açıyordu: “Duydunuz mu, duydunuz mu? I·htilal Komitesi, üniversiteden 147 öğretim üyesini uzaklaştırmış!”
“Niçin?” “Kimi eşcinselmiş, kimi komünist!” Üniversiteden atılan 147 öğretim üyesinden biri de babamdı: Tıp fakültesinde bir bölüm kurmuş, sıfırdan başlayıp çağdaş düzeyde gelişmiş, doçent, profesör yetiştiren, araştırma yapan bir birim haline getirmişti.
O sabah, İzmir’den Ord. Prof. Muhiddin Erel telefon etti: “Beni de atmışlar!” “I·nsaf!”Ord. Prof. Muhiddin Erel, İstanbul’dan İzmir’e giderek oradaki ilk üniversiteyi kurmuş bir bilim adamıydı. Telefon yine çaldı. Doç. Dr. Ercümend Bora, o da atılmış. “Hocam, geçmiş olsun! Nöroloji kürsüsünden bizim Rana Kartal’ı neden atmışlar biliyor musunuz? Kürsü başkanının metresidir demişler askerlere.”
Dr. Rana Kartal metres filan değildi, erkekti ve solcuydu.
O gün Haldun Taner’in de atıldığını duyduğumda üzüntüm azalmıştı: Çağdaş Türk tiyatrosunun en önemli yazarı olan Haldun Taner’in atıldığı üniversitede babamın kalmaması, kalmasından daha iyi olurdu.
Geçen hafta Prof. Özdemir Aktan’ın kanun hükmünde kararnamelerden biriyle MarmaraÜniversitesi’nden uzaklaştırıldığını öğrendiğimde önce babamın o günlerini anımsadım, sonra Haldun Taner atıldığında düşündüklerimi...
Tabipler Birliği Başkanlığı yapmış olan Aktan çok iyi bir cerrah ve demokrasi âşığı bir bilim adamıdır. Günahının Gezi olaylarında yaralanıp orada bulunan İstanbul Tabip Odası üyesi hekimlerce ilk tedavileri yapılan vatandaşların adlarının açıklanması istendiğinde bunu insan ve hasta haklarına saygısı nedeniyle reddetmesi olduğunu biliyorum. Ben şimdi kendime Özdemir Aktan gibi demokrasiyi sevmekle yetinmeyen, uygar cesaretiyle açıkça savunan gerçek bir bilim adamının uzaklaştırıldığı üniversitenin ne kadar üniversite olduğunu soruyorum ve bu soruya olumlu bir cevap veremiyorum.
Numan Kurtulmuş’un bir söylevinde “11 yıldır az mı uğraştık askeri vesayetten kurtulmak için? Rahmetli Menderes’in ölüme gönderildiği tarihten itibaren bu millet askeri vesayetle az mı uğraştı” diye sorduğunu da anımsıyorum.
Dilinize doladığınız askeri vesayetten, yarım yüzyıl sonra o vesayetin sivilini daniskasıyla yaşamak için mi kurtulmuştuk?
O tarihte Kazım İsmail Gürkan’ı, Emin Onat’ı, Sabahattin Eyüboğlu’nu, Yavuz Abadan’ı üniversiteden atan o günün vesayetçileri ve bu vesayetçilere atılacak meslektaşlarının listelerini veren muhbirler bugün yoklar, haklarında iyi şeyler söylenmiyor.
Meydanlarda, televizyonlarda böyle konuşacağınıza tarihi gerçekten bilseydiniz ve üstünde biraz düşünebilseydiniz ne böyle konuşur ne de Prof.Özdemir Aktan’ı ve bu kadar çok sayıda değerli akademisyeni, hekimi öğrencilerinden ayırırdınız.
Bu ülkede vesayetin askerisinin de sivilinin de sona ereceği günlerin yaklaştığını bilmek mi sizi böyle şaşırtıyor?
Prof. Özdemir Aktan
Yazarın Son Yazıları
Cumhuriyet gazetesinin benim için anlamı
Ekonomi hemen düzelecek!
Böcek yeriz o zaman!
Saraydan kız kaçırma...
Mahmut Makal’ın önemi..
Dondurmacı
Parmakla gösterilecek ülke
İmparatorun ruh sağlığı
O, Google’dan çok bilir!
Gorillere nüfus kâğıdı
Stefan Zweig’a yazık oldu!
Şimdi ne mi olacak?
Emekli olmana az kaldı!
Prof. Onur Hamzaoğlu hürriyetine kavuşmalıdır!
Kıyamet mi kopacak?
Peki, yalakalara ne olacak?
Diktatörler için rehabilitasyon
Seninki yine görücüye çıkıyor
Her şey kuşun pislemesiyle başladı
Gurulara inanalım mı?
Yangın çıkarıyor, sonra itfaiyeci oluveriyor
İstanbul Tabip Odası seçimlerinde ne oldu?
Savaşlar ve yalanlar
Tabip Odası’na kadın başkan
Yapay zekâmız
İçmeyelim mi?
Göçmek mi? Kalmak mı?
Cumhura başkan mı gerekir?
Yalancıyla köpeği
Körler ülkesinde
Onur Hoca ile timsah
Sol elin kötülükleri
Seçmeni korkutmanın yararları
Mizah yasaklandığında
Bilge bir dostum Rusça öğreniyordu
Fergana atları
Yürüyüşlerden neden korkuyorlar?
2023’te yılbaşı
Barış istenmesin mi?
Düşmanlarımız olmalı!