Kadına Bir Gün Yetmez!

13 Mart 2015 Cuma

Dünya Kadınlar Günü kutlandı! Kutlamadan çok, isyan günü olmalı oysa.
Kadına yönelik şiddetin ayyuka çıktığı bir ülkede gerçek bir kutlamadan söz etmek dramatik olmalı.
Yılda bir gün anmak, konuşmak, sokaklara çıkmak sorunu çözebilir mi?
Şiddetin sorumlusu olarak erkek egemen anlayışı işaret etmek doğrudur, ancak eksik kalır.
Meselenin asıl sorumlusu olarak karşı cinsiyeti göstermek, hedefi gizler. “Kız öğrenciler etek giymesin” diye erkeklerden taciz timi kuran “kadın” okul yöneticileri var bu ülkede. Sınıfta “Zaten başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mubah, kötülük de mubah... Özgecan gibi olursunuz” diyen “kadın” din ve ahlak bilgisi öğretmenleri de...
Bu “kadın”ların da erkek egemen bakış altında yetiştirildikleri gerekçesi, ne ölçüde mazeret olabilir?
Kadına, çocuğa, hayvanlara, doğaya, canlı cansız bütün varlıklara karşı büyük bir şiddet sarmalındayız.
Sorumlusu iktidardır.
İktidar ve şiddet olgusu arasındaki ilişkidir...

***

1857’de New York’ta greve giden kadın işçilerin polisler tarafından fabrikaya kilitlenmesi, çıkan yangında 129 işçinin yanarak can vermesi, özünde iktidar, düzen, sınıf sorunudur.
Bundan ötürü Amerikan şirketlerinin vahşiliğini ortaya koyan bu olay, işçi sınıfı tarihinde acılı yerini aldı.
1910’da ikinci sosyalist ve 1921’de üçüncü komünist enternasyonal, 8 Mart’ı “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kabul etti. Birleşmiş Milletler 1977’de “emekçi” sözcüğünü kaldırarak ve “yangın”dan söz etmeyerek bu kabule katıldı.
ABD’de 1970’e değin kutlanmayan 8 Mart, Türkiye’de çok dar bir çevrede de olsa ilk kez 1921’de kutlanırken sorun, doğru saptanmıştı...

***

Ülkemizde son yıllarda sistemli olarak kadını toplumdan dışlama politikası güdülüyor.
AKP iktidarıyla birlikte özellikle kadına yönelik şiddet tırmandı. Kadın cinayetleri görülmedik oranda arttı.
Nedenleri sorgulanıyor.
Oysa gayet açık.
Temelde, “Kadın erkek eşit değildir” yaklaşımı, “kadın, Tanrı’nın erkeklere armağanıdır” anlayışı yatıyor.
Bu söylem, iktidarın zirvelerinde dillendiriliyor.
İklim sorunudur. Aile, eğitim, hukuk meselesidir.
Bu iklimin yargısı, kadın katiline, tecavüzcüye iyi halden indirim uyguluyor çünkü.
Kadın programında “Babam bana tecavüz etti” diyen kızını öldüren adam, “babasını kamuoyuna mahcup etti” diye indirim alıyor.
Tanımadığı birine saat soran eşini, sayısız bıçak darbesiyle öldüren koca, “cilve yaptı” gerekçesini öne sürebiliyor.
Eşini öldüren bidon kafa, “kot giyiyordu, piercingi vardı, çantasında doğum kontrol hapı buldum” indiriminden yararlanıyor.
“Bakire değildi”, “ruh sağlığı bozulmamış”, “tecavüze uğrarken bağırmadı”, “alkollüydü”, “zaten eski sevgilisiydi” indirimleri var yargıda.
14 yaşında kıza tecavüz edip, davalara cüppe sarık ile katıldığı için iyi halden yararlananlar da.
Tecavüz mağdurunu saldırganla “başgöz” etmeyi öneren HSYK yargıçlarını gördü bu ülke, daha ne olsun?

***

Kadın sorunu, bir günle ne anılır, ne de sınırlanır...  


Yazarın Son Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015
Rüzgârgülleri... 4 Aralık 2015
Karizmanın sınırı!.. 30 Kasım 2015
Adım adım uçuruma!.. 27 Kasım 2015
Korkunç gerçeğe doğru 23 Kasım 2015
Canavarı kim yarattı? 16 Kasım 2015
Sahici olmak... 9 Kasım 2015
Mavi Yeşil Direniş 2 Kasım 2015