Afganistan, Irak işgali onayından Kudüs’e...

15 Mayıs 2018 Salı

Kuralsız düzenin kuralsız savaşlarında, Amerika’nın 11 Eylül terör travmasında, Amerika’nın Afganistan, Ortadoğu’da kendi istihbarat örgütlerine kurdurduğu, bölge içindeki çıkarları adına kullandığı siyasal İslamcı terör örgütlerinin rolleri hâlâ sorgulanmadı.. Ancak siyasal İslamcı terör örgütleriyle kendi topraklarında savaşım gerekçeli Irak-Afganistan işgalleri, bölge ülkelerinin diktatörlükleri ile birlikte ülkemizde de ırkçı-dinci, siyasal İslamcı ittifaklar eşliğinde dolaylı, doğrudan desteklendi..
En çarpıcı gelişme Ecevit koalisyon hükümetinin Türkiye üzerinden Irak’ın işgaline, bölgede üslerden yararlanılmasına kesin itirazı karşısında yaşananlardı. Erdoğan liderliğinde Fazilet içinden kopan AKP kurucu kadrolarının Gülen Cemaati ile oluşturdukları siyasal iktidar ortaklığında, Ecevit koalisyon hükümetinin dağılmasında, erken seçim çıkışı ile Devlet Bahçeli’nin öncü rol almış olması acaba bir rastlantı mıydı? AKP’nin Gülen’le kurduğu ortaklığın gökten zembille inmişçesine bir hız ve siyasal güçle 2002’de iktidara geliş sürecinde, seçimler öncesinde verdiği Irak işgalindeki destek rolü, tezkere sözü sürpriz değildi. O kadar değildi ki, Meclis’ten tezkerenin geçmesine garanti gözü ile bakılmış, önceden Güneydoğu Anadolu’da üs olarak kullanılacak topraklar Amerikalılara tahsis edilmiş, askeri gemiler kıyılarımıza yanaşmış, biraz da silahlı güç indirme işlemleri yaşanmıştı.
Dahası tezkerenin onaylanmamış olmasının öfkesiyle çiçeği burnunda Erdoğan hükümetinin cezalandırılmaması için, Amerika’da özel sözcülerin “sifonu çekmeyin, yararlanın” önerileri kara mizah konusu olmuş, cezalandırma Irak’taki TSK özel görevlilerinin başlarına çuval geçirme ile yer değiştirmişti. Sonrası FETÖ’cü kadrolaşmaların TSK içinde, yargı, eğitim, polis ağırlıklı kamu kurumlarında ön alması olarak yaşanmıştı. Uzun süreçte gelsin 1. Silivri sivil darbe yargılamaları... Elbette Türkiye’ye dönük ideolojik ayağında BOP projesi ile bütünleşmiş, ılımlı İslam, yeni Osmanlıcılık.. tezlerinin pazarlanması vardı.

***

Geçmiş daha serinkanlı, tarihi değerlendirmeler içinde sorgulamaya bırakmalı, bugünün çok sıcak, çok can yakan gündemlerine geçiş yapılmalı, öncelik verilmeli değil mi? Tamam da hafta sonu Irak’ta yapılan seçimlerde, bizim penceremizden en anlamlı desteğin söz konusu olması gereken Kerkük, Musul’da Türkmen Cephesi’nin yaşadığı travmanın kökeninde Amerika’nın kolay Irak işgali finalinde Bağdat’ta Saddam’ın heykelinin başı Amerikalı askerlerin boynuna attıkları, araçla çekilen kalın iple koparılırken, Kerkük, Musul’da çuvallarla yakılan tapu, nufüs kayıtları yok mu?
Türkiye yeni koşulların travmasında Irak odaklı siyasetlerinde iyi kötü kimi anlamlı uzlaşma, topraklarını güvenlik altında tutma dengelerini yakalamışken, henüz kesinleşmemiş seçim sonuçları ile yeniden çok ama çok zorlanacağa benzer. Gerçi yeni seçim sonuçlarının bütünlük içinde göreceli daha bir dengeli Irak bütünlüğünün kollanabileceği Arap-Kürt, Sünni-Şii ortaklıklarını getirebileceği öngörülüyor. Ancak Türkiye’nin çok zorlu koşullarda oturtmaya çalıştığı toprak bütünlüğü, sınır güvenliğine ilişkin anlaşmalar için siyaseten sil baştan anlamına gelebilecek siyasi liderlik dengelerini oynatıyor. Amerika’nın ise Irak siyaseti içindeki çıkarlarında, daha deneyimli İngiltere’ye topu attığı varsayılıyor.
Ortadoğu kirli çıkar dengelerinde Irak yerine Suriye’nin sıkıştırılmış çatışma alanı yapılmasından bu yana yaşananlarda, Türkiye’nin doğrudan toprak bütünlüğünü koruma, terörün üçü, galiba çok daha fazlası bir arada hedef tahtası olmaktan çıkma uğruna, Suriye toprakları içinde üstlendiği rollerde neler olabileceğinin belirsizliği bir yana.. Dün Ortadoğu’da yaşanan en büyük, güncel travma, sürpriz olmasa dahi, çok kanlı, vahim sonuçlarıyla bölge, dünya barışı için en vahim, sıcak tehdit oluverdi. Amerika’nın büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması töreni öncesi, Kudüs’te gerçek mermilerle hedef yapılan Filistinlilerden ölenlerin sayısı 50’ye, yaralılarınki iki bini aşıverdi. Amerika’nın Kuzey Kore’yle uzlaşmasını çelişki olarak görenlerin aymazlığı ortada. Amerika’nın Çin, Japonya, Güney Kore ekonomik-sosyalsiyasal- askeri güçleri karşısında meydan okumayacağını okumamak, Ortadoğu’da hâlâ ariliği söz konusu olamayacak ırkçılıklar, hele de en bağnazından siyasal İslamcı mezhepler üzerinden diktatörlüklerle oynamanın kolaycılığını görememek ne gaflet? Şimdilik Suudiler, İsrail’in yanında saflarda, İran’la karşı karşıyalar. Amerika, en keskin, Irak, Suriye sınırlarımız üzerinden PKK-PYD-İsrail dayanışması cephesi projesini ilan etmemiş miydi?  


Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020