İktidarlarının 2. Silivri yargısı...

12 Aralık 2015 Cumartesi

Liderliğe, kesintisiz AKP hükümetleri erklerine bağımlı yargının denetiminde özel Silivri siyasi yargılama süreçlerinin belirgin bir kesintisi yok gibi... Oysa siyasi içerikli yargılamaların sanıklarının, bu kesintisiz İktidarla yollarının ayrı düşmesi; muhalefet, karşıt, iktidar erkine düşman sayılmaları ortak kimlikleri bir yana, iddianamelerinin içerikleri, sanıklarının değişen kimlikleriyle (akla- kara) kadar ayrıştıkları çok çarpıcı boyutlarda... Dahası çok fazla aynı kişilerden de örnek vererek: İktidarlarının ünlü 17 Aralık 2014 kırımını, Cemaatle iktidar ortaklığı paylaşım savaşlarını, Cemaatin ortaklıktan atılması süreçlerini milat sayarak, yargı tarihimizde, siyasi yargılamalarda sivil darbe hukuku niteliğinde işletilmiş “Özel yargıda 1. Silivri ile 2. Silivri süreçleri” diye bir ayrım yapmak zorunda kalacağız...
Dünkü medya haberlerinde 1. Silivri darbe hukukunun mağdurlarından gazeteci arkadaşım, şimdilerde CHP milletvekili Balbay’ın Silivri Cezaevi koşul larını anlatan çok ilginç maketli basın toplantısı vardı... 620 gün tek başına hücrede, toplam 1739 günlük Silivri’de tutukluluk koşullarını anlatıyordu... Şimdilerde bu kez yine gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcimiz Erdem Gül’ün ikinci haftası dolan tek başına tecrit, hücrede tutukluluk koşullarını algılamada Cumhurbaşkanımıza çağrı yapıyor; “Silivri’yi Pınarhisar ile karıştırmayın, bu cezaevinde 4 gün yatabilir misiniz” sorusunu yöneltiyordu...
İlhan Selçuk, Mustafa Balbay operasyonları sürecinde, sizler aynı gazetemiz bahçesinden başlayarak, tutukluluk ve yargılama süreçlerinde, hukuksuz, yargısız infazları protestolarınızı Silivri’ye taşıdığınız günlerde, ilk sorgulama, tutuklama gerekçelerine arkadaşlarımıza yöneltilen suçlamalara bakarak bizler yaptığımız değerlendirmelerde, basın özgürlüğünün katledilmesinin ötesinde halkın gerçekleri öğrenme haklarının ellerinden alındığını anlatmaya çalışırken askeri darbeler süreçlerinden baskın, kalıcı sonuçları olabilecek bir sivil darbe hukuku ile yüz yüze kaldığımızın altını da çizmeye çalışıyorduk...

***

İlk canlı televizyon yayınında; “Neye dayanarak bu kadar ağır, iddialı sonuç çıkarıyorsunuz?” sorusuna, “Yakından izlediğim 12 Mart-12 Eylül askeri darbeleri yargılamaları, iddianamelerine bakarak...” yanıtını vermiştim... “Askeri darbelerin sonradan hepsi de düşen ağır suçlamaları yargılamalarının, geriye dönüşü olmayan hukuksuzluk, insan hakları ihlallerinin ağır beddeleri ile solun, sendikal hakların nasıl gaspedildiği, ülkenin örgütlü birikiminin geriye püskürtüldüğü, silindir gibi ezildiğini” özetledikten sonra sivil darbeler hukuksuzluklarını öngörmeye çalışırken özet sonuç çıkarımlarıma gelirsek... “Kuşkusuz askeri darbeler sürecinin kitlesel, işkenceler boyutlarını ayırarak, suçceza ilişkisi kanıtlanmadan soyut, toptancı suçlamalarla sivil iktidarlar erkinde işlenecek sivil darbe hukuku suçlarında da, İktidar erkinin kendine düşman saydığı kişi ve örgütlerin, düşüncelerin kırılması, yok edilmesinin hedef alınmasıyla çok daha sürekli, geleceğe yansıyan toplumsal kırılmaların sağlanması yoluyla, sivil otoriter yönetimlerin, diktatörlüklerin, rejim değişikliklerinin önlerinin açılacağı...” gerçeğini görmek gerekiyordu...
1. Silivri yargısı düzeninde İktidarlarının ortaklığında Cemaat yargısının ağır bastığını varsayarsak; ya da 2. Silivri yargısı düzeninin iddianamelerindeki ortak vurgulamaları doğru okursak... Değişmez Liderlik, kesintisiz siyasi parti AKP hükümetleri erklerinde ülkeyi engelsiz yönetme, kadrolaşma, rejimi değiştirme, otoriterleşme sevdalarında önce ortak düşman sayılan Cumhuriyet kurumları, laiklik, sol, hukuk devleti düzeni savunucuları birlikte ezilmek üzere, 1. Silivri yargılamaları süreçleri yaşandı. Ne trajik bir durumdur ki, ortak sorumluluk, hukuksuzlukların üst yargı kararları ile de sahte kanıtlara, tanıklıklara oturtulmuş suçları 2. Silivri’nin, sivil darbe hukuku operasyonlarında sadece Cemaat sanıklarının suçluluklarına dayanak oluşturmaktalar...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

NATO’nun neresinde? 15 Haziran 2021
Deniz bitti.. 5 Haziran 2021